DEPREM KİMİ VURUR? (I)

Üniversitelerin açılış törenlerinde yeni başlayan öğrenciler kadar katılanların da ilgisini çekecek “Açış dersi” verilir. Bu akademik teamüllerden olup genellikle zevkle dinlenir. İstanbul Teknik Üniversitesi 227. Eğitim Yılı açış dersi bu sene kendisini depremle ilgili konularda televizyon ve gazetelerden yaptığı açıklamalar ile tanıdığımız, dünyaca meşhur ve Avrupa Akademisi asli üyesi Prof. Dr. A.M. Celal Şengör tarafından verildi. Üniversitemizin Maden Fakültesi ve Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi olan Şengör “AKIL, BİLİM, DEPREM, İNSAN” konulu açış devresinde 17 Ağustos’ta yaşadığımız deprem felaketi üzerinde görüşlerini ortaya koymuş ve geçen yüzyılın büyük jeoloğu Prens Piyotr Alekseyiç Kropotkin’in, Charles Darvin’in “hayatta kalabilmek için mücadele” formülü türler arası mücadele değil, canlıların cansız doğaya karşı verdikleri mücadele şeklinde yorumladığını belirterek deprem olayında da canlıların mücadelesini geniş bir şekilde açıklamıştır.

Tamamı 38 sayfa olan bu açış dersini size aktarmam mümkün değil, ancak konuşmanın son kısmında verilen “DEPREM KİMİ VURUR?” başlıklı kısmı birbirini takip eden iki yazı halinde değerlendirmenizde sunacağım:

“Deprem cahillerle aptalları vurur. Deprem tabii ki deprem bölgesinde yaşayan herkesi etkiler, ama yalnızca cahilleri ‘vurur’, onların canını, malını, sevdiklerini ellerinden alır, hayatlarını karartır.

Deprem cahilleri vurur, çünkü cahil depremin ne olduğunu bilmez, nerelerde olabileceğini kestiremez, hangi aralıklarla geleceğini tahmin edemez, geldiği zaman nerede ne tür hareket oluşturacağını düşünemez, meydana gelen hareketlerin yere nasıl bir ivme kazandırabileceğini hesaplayamaz, bu ivmenin yaşadığı yerlerdeki etkilerinin neler olabileceğini hayal bile edemez. Deprem cahilleri vurur, çünkü cahiller depreme karşı dayanıklı inşaat yapmayı bilmez, yaptığı yapıların ne tür ivmelerle sınanacağını öngöremez, uygun yapı malzemelerini seçemez, planlayamaz, üretemez, yapılarının dizaynlarını depreme uygun yapamaz, yapılmış bir dizayn varsa bile onu anlayıp uygulayamaz, yapısına göre yapılarının dizaynlarında, bakılma, onarılma yöntemlerinde gerekli değişiklikleri yapamaz. Deprem cahilleri vurur, çünkü cahiller oturduğu mekanı, köyü, kasabayı, şehri, olası doğa afetlerine karşı planlayarak kuramaz, suyunu, kanalizasyonunu, elektriğini ve doğal gaz gibi, petrol gibi boruyla nakledilen enerji kaynaklarının şebekelerini depreme dayanıklı bir şekilde yapamaz, yaşam birimi içinde kendi yaşamını koruyacak olan itfaiye, sağlık hizmetleri ve diğer kurtarma kuruluşlarının planlanmasını eğitimini, çağa uygunluğunu sağlayamaz, haberleşme ağının depremde çökmemesini temin edemez. Deprem cahilleri vurur, çünkü cahil kendini, çoluğunu, çocuğunu deprem konusunda eğitmek imkanlarından yoksundur,  ne uzun vadede depremden nasıl korunacağını öğretebilir, ne deprem olurken neler yapması gerektiğini –kocakarı tavsiyeleri dışında- anlatabilir, ne de depremden sonraki kargaşada en akılcı nasıl hareket edilmesi gerektiğini bilebilir.

Demek ki depremden korunmanın ilk şartı cehaletin ortadan kaldırılmasıdır.”

Burada konuşmacı önlemleri almayanları, depremle birlikte yaşamayı öğrenmeyenleri cahiller olarak yorumluyor. 17 Ağustos’ta yaşadığımız depremi aynı şiddette yaşayan Şili’de ve Tayvan’da ölenlerin sayısı 100’ü bile bulmamıştır. Bunun önemli nedenlerinden biri bu ülkelerin ve insanlarının depremle birlikte yaşamayı öğrenmeleridir.

İstanbul, 10 Ekim 1999