DEPREM VE ÇORUM

Depremle benim ilk tanışmam çocukluk dönemime rastlar, tek katlı ahşap evimizden ailece bahçeye fırladığımızı hatırlıyorum. Büyük bina ihmal ile 1942 yılının Aralık ayının 2’sinde ve 11’inde meydana gelen 5.9 Richter büyüklüğünde olan ve 51 Çorumlunun ölmesine 1116 evin hasar görmesine neden olan depremleri yaşadım. Ben de bu depremler ne etki bıraktı derseniz sallanırken dışarı koşarken yaşadığım korkuyu hatırlıyorum. Bizim ve komşularımızın evlerinde yıkılan bir bina olmayışı, yaralanan ve ölene rastlanılmaması bende unutulmayacak izler kalmamasını sağladı. Almanya’ya gidinceye kadar küçük şiddette depremler yaşadım. Almanya deprem kuşağı üzerinde olmadığı için orada hiç deprem yaşamadım. Türkiye’ye döndükten sonra İzmir’de iken 4-5 Richter büyüklüğünde birkaç deprem yaşadım. Depremin şoku ile kendimizi dışarı attık ve birkaç gecemizi parklarda ve arabamızda geçirdik. 1983 yılında Erzurum-Kars Depremi’nin sorumluluğunu üstlenmiş bir bakan olarak depremin nasıl can ve mal kaybına sebep olduğunu gözlerimle gördüm. Ayrıca insanların ve idarecilerimizin bu doğal afete ne kadar hazırlıksız olduklarını izledim.

Geçmişte yaşadıklarımı bir tarafa bırakarak 17 Ağustos günü yaşadığımız ve içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük afeti binlerce insanımızın ölmesine ve yaralanmasına sebep olduğu gibi 10-15 milyar $ civarında tahmin edilen ekonomik bir kayıp yaratmıştır. Ulus olarak bu depremin yarattığı sorunları çözeceğimizden emin olmama rağmen kaybettiklerimizi geri getiremeyeceğiz. Doğal afetleri tamamen engellemek mümkün değil, ama önlem almak mümkün. Yapılacak binalar tekniğin gerektirdiği ön çalışmalar yapılarak çalmadan yapılmış olsalardı bu kadar ölü vermezdik. Ayrıca zamanında gerekli müdahaleler yapılsa idi enkaz altında kalan insanlarımızın büyük bir çoğunluğu kurtulurdu. Kederci bir millet olarak sorumlu devlet adamları da dâhil her şeyi kısa sürede unutuyoruz, tedbir almıyoruz. Bizim gibi sık sık deprem felaketi yaşayan Japonların neler yaptıklarını nasıl tedbir aldıklarını ve hatta 1 Eylül’ü “Deprem Günü” olarak belirleyerek, halklarını her an depreme karşı hazırlıklı bulundurduklarını basından ve televizyonlardan izliyoruz.

Birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yer alan ve artçı şoklarla sallanan Çorum’da meydana gelebilecek böyle bir depreme ne kadar hazırlıklıyız? Depremin meydana geldiği Kocaeli, Adapazarı’ndan farklı bir hazırlığımız olduğunu tahmin etmiyorum. Onların başına gelen acı durum Çorum’un da başına gelebilir.

Belediyeler 1 Ocak 1998 yürürlüğe giren yeni afet yönetmeliğini dikkate alıyorlar mı? Kendilerine sunulan projeleri dikkatlice inceleyip, deprem hesaplarını yapıyorlar mı? İnşaatların kontrolünün iyi yapılıp yapılmadığını izliyorlar mı? Demirin yeterli konup, konmadığına, dökülen betonun standartlara uygun olup olmadığına bakıyorlar mı? Bundan çok şüpheliyim. Çorum Merkez Belediyesinde İmar İşyeri Müdürlüğündeki bir inşaat mühendisi tüm bu görevlerin üstesinden gelebilir mi? İlçe ve belde belediyelerinde teknik eleman bulunmadığına göre bunların durumu herhalde daha iyi değildir.

Bunları tarafıma gönderdiği mektubunda gören Çorum Belediye Başkanı Prof. Dr. Arif Ersoy “Bu deprem birçok eksiğimizi ortaya çıkardı. Deprem kuşağında olan ülkemizde bu tür felaketlere yeteri kadar hazırlıklı olmadığımız bir kez daha anlaşıldı”. Şeklinde başlayan satırlarına “Esas olan felaketten ders alarak geleceğe hazırlanmaktır. Bu amaçla Çorum Belediyesi olarak bir dizi çalışma başlatmış bulunuyoruz”. Diyerek “Çorum için üniversitemizin; birikimlerinden yararlanmak kısa, orta ve uzun vadede yapı kredisinin geliştirilmesini istiyoruz. Bu konuda ilgili bölümün desteğinin sağlanmasında yardımlarınızı bekler, geçmiş olsun dileklerimle…” şeklinde son vermiştir. Bu satırlar samimi olarak mevcut durumu ortaya koyan ve ilerisi için ders alındığını göstermektedir.

Çorum’da kamuya ait binaların durumu nedir? İlgili devlet kuruluşları belediyelerden beklediğimiz hassasiyeti gösteriyorlar mı? Kamu binalarının ileri derecede zarar görmesini nasıl açıklayabiliriz? İnşallah Çorum’da böyle bir şey olmaması için ilgililer gerekli hassasiyeti gösteriyorlardır.

Sivil Savunma Teşkilatının Çorum’da daha hazırlıklı olmasını, son depremde sergilenen durumdan farklı bir görünüm sergilemesini temenni ediyorum.

Her şey güzel de her şeyi devletten beklemediklerini tahmin ettiğim Çorumlu hemşehrilerim sizler depreme ne kadar hazırlıklısınız? Elinizi vicdanınızın üzerine koyarak gerekli olan her şeyi yaptığınızı söyleyebilir misiniz? Yaptığınız binanın zeminini etüt ettirdiniz mi? Depreme dayanıklı olması için binanızın statik ve betonarme hesaplarını bir mühendise yaptırdınız mı? Demir ve beton istenilen standart ve kalitede kullandınız mı? Daha çok şey sorulabilir. Hepiniz bu felaketi bir defa daha gözlerinizin önünden geçiriniz. Kendinizin, çocuklarınızın, dostlarınızın ve dindaşlarınızın böyle bir durumla karşılaşmaması için üzerinize düşeni yaptınız mı?