DOST BİLDİĞİMİZ ÜLKELER VE KOMŞULAR!

Türkiye’nin jeopolitik kimliği bazı ülkeleri rahatsız etmektedir. Üç kıta arasında merkezi konumda bulunması, bu kıtalar arasındaki hava, kara ve deniz ulaşımını kontrol edebilmesi yanında köprü ve kilit mevkiinde olan Türkiye’yi önemli kılmaktadır. Uzun süren Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana kapılarına dayanması unutulmamıştır. Avrupa ülkeleri bu imparatorluğu tarih sahnesinden silmeye karar vermiş “Sevr Antlaşması” ile de bu arzusunu perçinlediğine inanmıştır. Türk’ün bağımsızlığını her şeyin üzerinde tuttuğunu ve Atatürk’ün önderliğinde “Ya İstiklal, ya Ölüm” diyeceğini düşünmemiştir.

Kazanılan bağımsızlık savaşı sonunda yapılan devrimlerle Türkiye’nin önü açılmış, ekonomik gücü artmış, bölgenin en kudretli askeri gücüne sahip olmuş ve dünyanın en ileri ülkeleri arasında 18. sırada yer almıştır. Bu gelişmeler birilerini daima rahatsız etmiştir. Ülkemizin kalkınmasını ve kuvvetlenmesini engelleyebilmek için sağ-sol çatışması yaratılmış. Asala hareketiyle birçok dışişleri mensubumuz öldürülmüş, Alevi-Sünni ayrımı körüklenmiş ve en son olarak da Apo’nun liderliğinde PKK terör olayı sahnelenmiştir.

Apo Davası, hangi ülkelerle ilişkisi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. İsterseniz hangi ülkelerin nasıl destek verdiğini ve Öcalan’ın “Tehlikeli ilişkilerini inceleyelim”.

  1. NATO’DA GÜMRÜK BİRLİĞİ NEDENİYLE AVRUPA BİRLİĞİ’NDE BERABER OLDUĞUMUZ ÜLKELER

ALMANYA

Alman senatör Henry Lummer, birkaç milletvekili ve Anayasa Koruma Örgütü temsilcileriyle Suriye’de görüştüm. Siyasal ilişkilerin güçlenmesi gündeme geldi. Şiddete karşı yardım istediler.

İNGİLTERE

Lortlar Kamarası’ndan Lord Avebury ile Ağustos 1988’de üç kez görüştüm. İngiltere, Kürt sorunu üzerine derin bir politikanın sahibidir.

HOLLANDA

Siyasi eğitim merkezimiz Hollanda’nın eski kırsal alanlarında villalardaydı. Eğitim verdiğimizi Hollanda makamları biliyordu. (Hollanda basını bu ifadeyi istihbarat servisine dayanarak doğruladı.)

BELÇİKA

Belçika’da çok güçlü temsilciliklerimiz var. Bu temsilciliklerimiz ERNK adıyla çalışıyor. Bunun PKK’nın yan kuruluşu olduğunu biliyorlardı.

İTALYA

İtalyan menşeli mayınlar çoktur. Irak’ta pazara girdiğinde bu dahil hemen her şey bulunur.

YUNANİSTAN

Yunanistan’da PKK üyelerine bomba dahil her konuda eğitim veriliyor. Bunlar kırsala uçaklarla geliyorlardı. Ağır silahlarla ticari yardım yaptı.

KOMŞU ÜLKELER

SURİYE

Uzun yıllar örgütün siyasi ve askeri merkezi oldu. Başlangıçta kod isim kullanıyordum. Ancak sonra kendi adımı rahatlıkla kullandım. Çünkü Suriye’de herkes beni tanır.

IRAK

Silah temin etmede kullandığımız pazarlardan ayrıca Türkiye’ye geçişler için kullanıyoruz.

İRAN

İran’da örgütün bir hastanesi bulunuyor. Burada teorik bilgiler veriliyordu. Bu durum İran yetkilileri tarafından biliniyor.

ERMENİSTAN

Örgüt temsilciliği var. Bu ülkede örgüte maddi destek halktan sağlanıyordu. Devlet resmi ilişkiye girmiyor, ama bizim faaliyetlerimize de ses çıkarmıyordu.

RUSYA

Moskova’daki temsilciliğimiz buralara para desteğinde bulunuyor. Arkadaşlar burada bir köy satın almışlar, siyasi eğitim veriliyor.

DİĞER ÜLKELER

YUGOSLAVYA

Örgüt mensuplarının eğitimi burada yapılıyor.

GÜNEY KIBRIS

Örgüt üyelerinin geçişleri ve pasaport konusunda yardım ediliyor. Buradan örgüte aktarılan paralar klişeler aracılığıyla veriliyor.

ÖZBEKİSTAN

Temsilcilik var ancak güçlü değil.

KAZAKİSTAN

Kazakistan’da ve Azerbaycan’da güçlü temsilcilikler var. Oradaki halkla kaynaşmışlar.

FİLİSTİN

Başlangıçta FKÖ kamplarında eğitim aldık (Filistin bu iddiayı yalanladı).

İSVİÇRE

PKK’nın yıllık bütçesi olan 250 milyon dolar İsviçre bankalarına yatırılıyor. Sonra bir banka kurmak için girişimlerimiz oldu. MTV’ye finans kaynağı sağlamak için bazı kuruluşlar var.

Bu ülkelerin verdiği desteği Türkiye başka bir ülkenin terör örgütüne verseydi, bilhassa Avrupa’da kıyamet kopardı. En büyük desteği veren Yunanistan’ı kimse kınamadı!

Değerli okuyucularım, belirtilen ülkelerin verdiği destek bu ifadelerde açıklanandan çok daha fazla olup hedef, Türkiye’nin zayıflatılması ve “Sevr Antlaşması’nın” horlatılmasıdır. Buna fırsat vermeyelim Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-Müslüman gibi ülkemizi bölmeyi hedefleyen ayrımları kabul etmeyelim ve en azından 1000 yıldır bu toraklarda huzur içinde yaşadığımızı unutmayalım. Ayrıca her birinin kendisine göre Türkiye’ye zarar vermede farklı bir hedefi olan yabancı ülkelerin oyunlarına alet olmayalım. Osmanlı’yı benzer planlarla bölen ve küçülten bu ülkelerin, öz vatanımız Türkiye’mizle, ilgili aynı planlarını birlik ve beraberlik içinde “Tek Vücut” olarak engelleyelim.

Stuttgart-Almanya, 17 Haziran 1999

Yılmaz Aslantürk, “Öcalan’ın tehlikeli İlişkileri” Milliyet, 6.6.1999