EGE’NİN İKİ YAKASINDA YAKINLAŞMA

Önemli dünya devletleri arasında tarihindeki yerini almış Osmanlı İmparatorluğu küçük bir bölgede Söğüt ve civarındaki hükümranlık alanlarını Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına kadar yaymıştır. Bugünün Amerika’sına benzer şekilde farklı birçok milletin yaşadığını iftiharla belirttiğimiz bu imparatorluk, Fransız İhtilali’nden kaynaklanan “özgürlük rüzgarı”nın etkisi ve Osmanlı’nın rakipleri olan devletlerin desteği ile parçalamış ve bünyesinden 23’e yakın devlet çıkmıştır.

Uyguladığımız politika ile bu devletleri dostlar olarak kazandığımız pek söylenemez. Bir zamanlar Osmanlı gibi büyük bir Dünya devleti olan İngiltere, bağımsızlığına kavuşan sömürge ülkelerini “Commonwealth” olarak tanımladığı İngiliz Milletler Topluluğu’nda bir araya getirmiş, kendilerinin liderliğini yüklenmiş ve onları belirli bir şekilde yönlendirmiştir. Bugün Kanada, Avustralya gibi 50’ye yakın ülke İngiltere ile dostluk içinde yakın ilişkisini sürdürmektedir. Bazılarının bayrağında İngiltere bayrağı bazılarının parasında İngiltere Kraliçesi yer almaktadır.

Zamanında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Yunanistan’a, Bulgaristan’a, Romanya’ya, ve Yugoslavya’ya yaptığım seyahatlerde, Almanya’da karşılaştığım Arap öğrencilerle yaptığım görüşmelerde, uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu’nun ülkelerini işgal ettiğini, kendilerinin geri kalmalarına sebep olduğunu ileri sürerek Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’ye karşı pek dostane bakmadıklarını tespit ettim. Tunus’a yaptığım bir seyahatte is bu ülkenin insanlarının ülkemize karşı büyük bir yakınlık duyduklarını görmekten büyük memnuniyet duydum. 40’lı yıllarda Fransa’nın işgalinden kurtularak bağımsızlıklarına kavuştuklarında, bayraklarını Türkiye Bayrağı’na benzer şekilde seçmeleri de bu yakınlık hissinin göstergesidir.

Dün olduğu gibi bugün de ülkeler arasında dostluk yerine çıkarların hakim olduğunu unutmamalıyız. İngiltere’deki ünlü bir anıtın üç duvarından biri iri harflerle “İngiltere’nin dostu yoktur- İngiltere’nin düşmanı yoktur-İngiltere’nin çıkarları vardır” yazılı olması bu tespitimi doğrulamaktadır. Tabii ki komşu ülkeler arasında gerginlikler olacaktır. Bazen bu ülkeler ve politikacıları karşılarına çıkan sorunları, genelde tarihlerini deşerek eskiden ülkelerine hükmetmişlere yüklemekten çekinmezler.

Arkeoloji uzmanı ve Antik Grek uygarlığı ile yakinen ilgilenen Profesör Ekrem Akurgal, komşumuz Yunanistan’la ilişkilerimizi değerlendirmiş ve şunları söylemişti: “ Aramızdaki gerginlikte sorumluluk yüzde 70 Yunanlılarda, yüzde 30 bizdedir. Yunan davranışlarında yakınmakta haklıyız. Ancak bir çözüm için her şeye rağmen bizim yüzde 30’dan vazgeçerek yumuşamaya zemin hazırlamamız yararlı olur”

Yunan Cumhurbaşkanı Kostis Stefanopoulos, İstanbul Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’yı kabulünde “Siyasi olarak önümüzde daha zor geçitler var. Her şey henüz tam aşılmış değil. Ama iki ülke halkı birbirine çok yakın”şeklinde bir açıklama yapmıştır.

Atina Belediye Başkanı Dimitriz Avramopoulos ve Gürtüna Atina’da yaptıkları açıklamada, İstanbul ve Atina’ya dostluk ve dayanışmayı temsil edecek birer anıt dikileceğini belirterek iki halk arasında doğan yakınlaşmaya katkıda bulunma yönünde önemli katkılar attılar.

Değerli okuyucularım, bu akşam NTV’de yayınlanacak Taksim toplantısında Yunanistan Dışişleri bakanı Yorgo Papandreu’yu bu yazımın ışığında dinleyerek, Ege’nin iki tarafındaki halkın dostluğunun gelişmesi arzusuna, Yunan hükümetinin nasıl yaklaştığını tespit edeceğim ve sizlere aktaracağım.

İstanbul, 3 Ekim 1999

Orhan Koloğlu, Fetvacı: “Hiçbir toplumun kendisinden başka dostu yoktur” Milliyet 26 Eylül 1999.