ENAYİYE BAK!

Alman Başbakan’ının kardeşi ile ilgili yazıma kişisel yaşadıklarımla ve değerlendirmelerimle devam etmeyi istiyorum.

Bakanlık görevimin sona erdiği günlerde tüm personelimi topladım ve kendilerine “Allahaısmarladık” demeyi istedim. Konuşmamın bir yerinde, bu bakanlıkta yaklaşık 1.5 yıl hizmet ettim. Hizmet eden eski bakanların fotoğraflarının asıldığı köşede yazılı bulunacak Samsunlu soyadımdan başka bir kimsenin bu bakanlıkta bulunmadığını ifade ettim. Akrabalarımdan kimseyi de Bakanlıkta göreve almadığımı belirtmek için Samsunlu kanını taşıyan kimsenin de Bakanlıkta görevde olmadığını söyledim. Toplantıda bulunan bir bakanlık görevlisi yıllarca sonra bana, dinleyenlerden bazılarının “Enayiye bak” dediklerini sıkılarak ve üzülerek aktardı. Bu noktada yeğenlerimden birini güvenecek bir kişi olarak Bakanlığa almam yönünde teklifleri geri çevirdiğimi belirtmek isterim.

Aynı bakanlıkta 1960’larda çok kısa bir süre bakanlık yapan bir kişinin kendi sülalesinden 21 kişinin halen çalıştığını ve bunlardan 7’sinin üst düzey görevlerde bulunduğunu bana verilen brifinglerden öğrenmiştim. Esasen Ankara’da hizmet verenlerin büyük bir çoğunluğunun birbirinin akrabası, eşi, dostu ve partili yandaşı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Alman Başbakanı’nın ve kardeşinin sergilediği seviyeye gelinceye kadar, devletimize memur alımında başlatılan ve merkezi olarak yapılan sınavlar inşallah esas alınır. Böylece kıyıda, köşede kalmış ama torpil bulamayan nice gencin önü açılır.

Bir zamanlar tıp fakültelerinde ihtisas yapabilmek öğretim üyelerinin yetki ve kararlarına bırakılmıştı. Aynı kürsüde dedenin, babanın ve torunun çalıştığını ihtisas yaptığını örnekleri ile görmüştüm. Birkaç yıldan beri bu imtihanların merkezi olarak yapılması, bu dedikodulu durumun bıçak gibi kesilmesini sağlamıştır. Üniversitelerde yüksek lisans (bir meslekte yüksek eğitim ve doktora eğitimi) yapmak, her üniversiteye bırakılmışken, birkaç yıldan beri merkezi olarak yapılan bir sınavda belirli düzeyde başarılı olmak şartı getirildi ve burada da dedikodular azaldı.

Ülkemizin gelişmişlik ve eğitim seviyesi ileri kalkınmış ülkeler kademesine gelinceye kadar “torpil”’e mani olabilmek için, yukarıda anlatılan önlemleri geliştirmemiz ve devam ettirmemizin gerekli olduğuna inanıyorum.

Not: Değerli akrabam Ümit Kavukçu’nun vefatını üzüntü ile öğrendim. Çorum’da sanayinin gelişmesine önemli katkıları olan merhuma Tanrı’dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.