GAP VE HARRAN

Birecik Kelaynak Festivali için geldiğim Şanlıurfa’ya ilk defa bakanlık dönemimde 1982 yılında gelmiştim. O zamanlar şehrin nüfusu az olup ve ekonomik hareketlilik pek yoktu. Valilik de belediye başkanları ve kaymakamlarda yaptığımız toplantıdan sonra Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) Urfa tünellerinin inşaatını incelemiştim.

Bu projenin önemli yapılarından olan ve Şanlıurfa’nın Bozova ilçesi yakınlarında Fırat Nehri üzerinde kurulması planlanan Atatürk Barajı’nın, Suriye’nin engellemeleri ve yabancı ülkelerin kredi vermemesi nedeniyle temelleri atılamamıştı. GAP projesi kapsamında kurulacak Atatürk Baraj görülünün suları ile Şanlıurfa, Harran, Mardin, Ceyhanpınar, Siverek, Hilvan ve Bozova ovaları olmak üzere toplam 730.000 hektar alanın sulanması ve suların yarıçapları 7,62 m ve uzunlukları 26,4 km olan iki tünel vasıtasıyla getirilmesi öngörülmüştü.

İnşaat Mühendisi olarak çok çeşitli yapılar görmüş olmama rağmen bu kadar dev bir tünel açılışına hiç şahit olmamıştım. Tüneli açan makinenin keçisi başlıkları kayalıkları kolaylıkla parçalayarak ilerliyordu. Halen bu tünellerden biri faaliyette olup, her türlü baskıya rağmen 1983 Ulusu hükümetince ihalesi yapılan Atatürk Barajının suları Şanlıurfa ovasına akıtmaktadır. Uçakla gelirken gördüğüm yeşillikler tünelle gelen suyun sulama kanalları ile kurak topraklara ulaştırılması sağlanmış. GAP ile öngörülen barajlar hızlı bir şekilde bitme aşamasına doğru gelirken, sulama yapılarının inşaatlarında oldukça büyük bir gecikme var. Sulama kanalları tüm ovalara ulaştığı zaman eski Mezopotamya toprakları asırlarca önce olduğu gibi bolluk ver berekete kavuşacak.

1990’lı yıllarda Harran Üniversitesinde yapılan sempozyumlara katılmak ve konferans vermek üzere iki defa daha Şanlıurfa’ya geldim. Şanlıurfa’da 1992’de kurulmuş bulunan üniversiteye neden Harran Üniversitesi ismi verildiğini açıklamak istiyorum.

Harran; Akçakale istikametinde, Şanlıurfa’ya 44 km mesafededir. M.Ö. 2 bin ait yazılı vesikalarda adına rastlanan Harran ismi Asur çivi yazılarından da anlaşıldığı gibi yolların birleştiği yer anlamına gelmektedir. Burada Sümerler, Sabirler, Asurlular, Babiller ve Araplar egemenliklerini sürdürmüş, 750 yılında Emevilerin eline geçmiş ve Emevilerin başkenti yapılmıştır.

Abbasiler döneminde dünyanın ilk üniversitesi burada kurulmuştur. Üniversite yetiştirdiği bilim adamları ve filozofları ile tanınmaktadır. Doktor ve matematikçilerden Sabit bin Kurre ve astronomi bilgini Battani, Atomun Mucidi Cabir İbn-i Hayyan ve din bilgini İbn-i Teyyamiyye Harran Üniversitesinin yetiştirdiği alimlerdir.

Dünyanın ilk üniversitesi olan Harran Üniversitesinin kalıntıları yanında konik kubbeli tipik evler, Anadolu’nun en eski, en büyük ve en zengin taş süslemeli camisi olan özelliklerine sahip Emevi devrinden kalma Ulu Camisi, içkale ve surları ve diğer mimari kalıntıları kentin ziyaret edilmeye değer yerleridir.

Geçmiş medeniyetlerin mirasını yaşatmak, isimlerini kurulan üniversitelere vermek tarihe bir bağlılık ve saygının önemli bir göstergesidir. Belediye Başkanımız Prof. Dr. Arif Ersoy’un çok kısa bir müddet önce Ankara Büyükşehir Belediyesince tartışma konusu yapılan Hitit simgesine sahip çıkmasını taktirle karşılıyorum. Çorum’un Hitit Medeniyeti’nin merkezi olduğu  devamlı vurgulanmalıdır. Kurulmasına çalıştığımız üniversitemizin ismi de Çorum Hitit Üniversitesi olmalıdır.