HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAZ

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 1999-2000 “Akademik Yılı” açılış törenine katıldım. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in de şereflendirdiği 227. Eğitim öğretim yılının “buruk bir sevinçle açıldığını” Rektör Prof Dr. Gülsüm Sağlamer belirterek aşağıda sizlere sunduğum kapsamlı olduğu kadar hepimizi düşündürücü konuşmayı yapmıştı.

“Üniversitemiz, asırlardır pozitif bilime dayalı eğitim ve öğretimiyle ülkenin her badiresinde hizmetine sunduğu mensupları ve mezunları ile bugün de depremin yaralarını sarmak üzere seferber olmuş durumdadır. Bu seferlik sadece depreme yönelik değil, deprem kuşağında yaşamak mecburiyetinde olan ülkemizin bu gerçeğe göre yeniden yapılanmasına da katkıda bulunacak kapsamda sürdürülmektedir.

17 Ağustos 1999 Depremi ile başlayan ülkemizdeki büyük acılar, hepimizin yüreğinde derin yaralar açtı ve belleklerimizde unutulmaz izler bıraktı. Bir köşe yazarımızın söylediği gibi ‘Bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz’. Ve ‘olmamalıdır’ da.

Nedir eskisi gibi olmayacaklar?

Kaybettiklerimizin acılarını yüreğimizde taşıyarak eskisi gibi mutlu olabilecek miyiz? Onların ölümünün sebebi “deprem’dir” diyerek cehaletle biçimlenen bu dramı unutabilecek miyiz? İşlenen kolektif bir suçu belli odaklara yönlendirip kendimizi temize çıkarıp rahatlayacak mıyız? Yoksa hepimiz kendimize çeki düzen verip doğru görmediğimiz şeylere vatandaş olarak, bilim adamı olarak, yönetici olarak “Dur” diyecek miyiz?

Türkiye artık ne çarpık kentleşmeyi, ne oy endişesi ile şekillenen kaçak yapılaşmayı, devlet tanımayan, dizginlenemeyen örtülü güçleri barındıramaz, barındırmamalıdır. Devlet doğrunun yanında gücünü artık sonuna kadar kullanmak mecburiyetindedir. Demokrasi oy avcılığı peşinde sağlıksız yaşam çevrelerinin oluşmasına göz yummak değildir. Demokrasi isteyenin istediği yerde, istediği biçimde kaçak yapı yapabilmesi, devletin arazilerini işgal edip rant peşinde olanlara hizmet sunulması da değildir.

Demokrasi kontrolsüz inşa edilen binaları yapmak ve bu binaların kaçak olduğunu bile bile almak ve kullanmak, sonra da bina herhangi bir nedenle zarar gördüğünde devletin yakasına yapışıp hak aramak değildir. Demokrasi ehliyetsiz adama mesleki uygulama yetkisini ülkemizde çok farklı kalitelerde olabilen diplomalarla verip sonuçlarına katlanmak da değildir. Demokrasi, ehliyetsiz kişilerden oluşabilen Belediye Meclislerine imar planı onaylatmak değildir. Demokrasi rant paylaşımı için düzen kurmak değildir.

Çağdaş, demokratik toplum bunların çok ama çok ötesindedir.”

Evet, çağdaş demokratik toplum yukarıda açıklanan vurgun ve talana dur diyebilen, belirtilen problemleri çözebilen ve huzur içinde yaşayabilen insanlardan oluşur.

Rektörümüzün konuşmasının devamını yarın vereceğim.

İstanbul,10 Ekim 1999