HOŞGÖRÜ-SEVGİ VE DİN

Dün akşam TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ve çeşitli dinlere mensup ruhani liderlerin katıldığı Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın iftar yemeğine davetli idim.

İstanbul Müftüsü Tayyar Taş tarafından yapılan duadan sonra, “Tasavvuf Müziği Korosu”nun icra ettiği ve seslendirdiği insanı etkileyen parçaları dinleyerek huş’u içinde iftarımızı yaptık.

Vakıf Başkanı Akkan Surer, “Hoşgörümüzün tarihi temelleri vardır ve uzun bir geleneğe dayanmaktadır. Osmanlı döneminin hoşgörü ve tolerans anlayışının günümüzde devam ettiğini” belirtti.

Fener Rum Patriği Barthalomeos, “O dönemde diğer toplumlarda din yüzünden kan akarken, Osmanlı’da farklı dine mensup insanlar hoşgörü içinde yaşamaktaydılar. Osmanlı’nın hoşgörü ve tolerans anlayışının tüm dünyaya hakim olması için her gün dua ediyorum” dedi.

Türk Musevi Cemaatı Hahambaşı Vekili Adoni, “1491-92’de İspanya’dan kaçan Yahudilerin Osmanlı’ya sığındıklarını ve Osmanlı’nın farklı dinlere tolerans gösterdiğini” kaydetti ve “Üç semavi dinin mensuplarının bir arada bir sevinç kaynağı” olduğunu vurguladı. “Oruç, Namaz ve Zekat’ın kendi dinlerinde de yer aldığını ve büyük benzerlikler gösterdiğini” söyledi.

Türkiye Ermenileri Patrik Vekili Başpiskopos Şahan Sıvacıyan, Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan Ermeni Patriği’nin bugüne kadar devletin yardımıyla yaşadığını vurgulayarak, “Biz azınlık değiliz. Sadece din azınlığıyız” dedi ve “Hepimiz bir Allah’a inanıyoruz” cümleleri ile konuşmasını bitirdi.

Türkiye Süryani Cemaati Patrik Vekili Yusuf Çetin “Cumhuriyet çocuğu olmaktan ve bayrağımız altında yaşamaktan gurur duyuyorum. Kendimizi azınlık kabul etmiyoruz” diye konuştu ve “İnsanlar arasındaki anlaşmazlık sebebi nedir. Sebebi Allah olamaz. Sebebi kötü niyetli insanlardır” şeklinde bir vurgulama yaptı.

Vatikan Temsilcisi Katolik Başpiskopos Moroviç, bu geceyi zenginleştiren tasavvuf müziğini büyük bir zevkle dinlediğini ve bu ortamın kendisine Mevlana’nın 700 yıl önce söylediği, “Gel, her kim olursan yine gel” sözlerini hatırlattığını belirtti. Kendilerinin de aynı hislerle bu akşam çağırıldığını düşündüğünü ve geldiklerini vurguladı.

Diyanet işleri Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz ise yaptığı konuşmada, “Dinler özünde birdir. Adem Peygamber’den Hazreti Muhammed’e kadar tüm peygamberler aynı dini yaymışlardır. Bütün peygamberleri kabul etmeden iyi Müslüman olunmaz. Din ilahi iradeye teslim olmaktır. Bu bütün dinlerde vardır. Dinlerin özü, ruhu birdir ve müşterek noktalarımız çoktur. Hepimiz ilahi ışığın etrafında dönen pervaneleriz. Bütün dinlerde sevgi vardır. Bizi bir araya getiren de sevgidir. İnsanlığın saadeti ve kurtuluşu için sevgiye ihtiyaç vardır. Tüm peygamberler sevgiden bahsetmiştir. Sevgisiz yaşam olmaz, hayat olmaz. İçi kin dolu, nefret dolu insan zindanda karanlıkta yaşar” dedi ve “Sevginin ve barışın hakim olduğu bir dünya temennisi” ile sözlerini bitirdi.

Meclis Başkanı Akbulut, “Caminin olduğu yerde kilise de var. Müslüman, Musevi, Hristiyan asırlarca beraber yaşadık. Hepimiz Allaha inanıyoruz ve O’na karşı vecibelerimizi yerine getiriyoruz. Hepimiz Allahın emirlerini yerine getirebildiğimiz taktirde dövüş ve kavga olmayacak, barış olacak, dünya’ya sevgi hakim olacaktır” dedi ve “Demokrasi ile varmak istediğimiz hedef bizim geleneklerimizde de dinimizde de vardır. Bu da hoşgörüdür” şeklinde konuşmasını tamamladı.

Oldukça uzun olan konuşmaları sizler için özetledim. Hakikaten her bakımdan “Hoş görmek” farklı olanın olduğu gibi kabul edilmesidir. Atalarımız, Osmanlılar bu gerçeği kavramışlar ve ülkelerinin idaresinde farklı dinlere hoşgörü ile yaklaşmışlardır.

Ben de bu mübarek günde hepinizin ilahi sevgi de dahil sevgi dolu günleri yaşamanızı temenni ediyor ve sevgi dolu geçen günlerin büyük mutluluk sağladığına inanıyorum.

İftar sofralarınız bol ve bereketli olsun ve sevgi yumağı oluştursun.

İstanbul, 15.12.1999