İSTANBUL DEPREM ZİRVESİ (IV)

Deprem esnasında Japon Profesör T. Kabeyasawe tarafından verilen bir tebliği size sunmayı ve tartışmayı istiyorum. Bunun nedeni 17 Ağustos depreminden sonra bazı kişilerin (az sayıda olduklarına inanıyorum) Gölcük’teki Deniz Komutanlığı’nda meydana gelen hasara dikkatimizi çekerek, dinimizi siyasete alet ederek “Allah onlardan intikamını aldı”, “Dinsizler depremde öldüler” gibi beyanlarda bulunduklarını hatırlarsınız.

Böyle mübarek bir günde dinimizi, halkımızı bölmek için kullananların ne kadar yanlış yolda olduklarını 22 Japon ve 7 Türk araştırmacının hazırladıkları, “Kocaeli depremin sonucu ortaya çıkan hasarların incelenmesi” konulu tebliğ incelendiğinde görülmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda, Değirmendere ve Gölcük önünden geçen bir fay hattı ve buna bağlı iki fay kolu olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu fay kollarından birincisi, Gölcük’te bulunan Deniz Kuvvetleri Üssü’nü, Atatürk Caddesi’ni ve merkezi vurmuş, oldukça büyük bir hasar meydana getirmiş ve can kaybına sebep olmuştur. Fay kollarından ikincisi ise daha çok evlerin bulunduğu mahalleleri etkilemiş ve burada bulunan caminin yıkılmasına ve can kaybına neden teşkil etmiştir. Gölcükte bulunan camilerin minarelerinin yarısı yıkılmıştır.

Bu tebliğ, fay hattı üzerinde ve yakınında olan tüm binaların ne binası olduğuna bakmadan etkilendiğini göstermektedir. Deprem doğada meydana gelen bir olaydır. Dünya varolduğundan beri depremler olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Dinimiz kardeşliğe, sevgiye dayanmaktadır. Değerli Peygamberimiz, insanlar arasında dostluk olmasın, kırgınlık olmamasını emretmiştir. Müslümanlığı böyle bir şekilde neden kullanıyorlar? Din kardeşlerimiz arasında ayrım yapmayalım diye düşünüyorum…

İstanbul, 9 Aralık 1999