İTÜ MEZUNLARINI UĞURLADI!

Geçen hafta içinde Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in de mezunu olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi 1998-1999 yılı mezuniyet töreni yapıldı. 2000’nin üzerinde İTÜ’yü bitiren öğrencinin, ailelerinin ve öğretim elemanlarının katıldığı bu törende her bölümün birincisi olan başarılı öğrencilere ödülleri de verildi. Üniversite birincisi olarak bizim bölümün birincisi Aslıhan Aydın olduğu açıklanınca çok memnun oldum ve gururlandım. 36 bölüm birincisinden yarısının kız öğrenci oluşu toplantıda bulunan herkesin geleceğe ümitle bakmasına neden oldu. Toplumumuzun yüzde ellisini oluşturan kadınlar her yerde bu oranda temsil edildiği zaman Türk toplumu dünyada layık olduğu yeri alabilecektir.

Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada yeni mezunlara “Çağdaş Türkiye’nin hizmetine giriyorsunuz, giriniz daha çağdaşlaştırınız” şeklinde seslendikten sonra “Türkiye Cumhuriyeti sizin omuzlarınızda ebediyete kadar var olacaktır” dedi. Mezun öğrencilere bakarak, “Cumhuriyetin en büyük devrimi kadını toplum içine sokmasıdır” dedikten sonra kendisinin mezun olduğu yıl 1 kız öğrencinin diploma aldığını, şimdi ise mezunların hemen hemen yarısının kız olduğunu sevinç ve gururla açıklayarak, “Ne var bunda demeyin, hangi ülkede olduğunuzu bilin. Bu manzara Atatürk Türkiye’sidir. Ayaklarım sevincimden yerden kesiliyor” dedi ve sevincinden ağladı.

Törende 60 yıl ve ötesi mezunlarından 1931 yılı mezunu Yüksek Mühendis Hikmet Turat ve 1922 mezunu ve bugün 97 yaşında olan Yüksek Mühendis Sadettin Karamehmet’e anı plaketlerini Cumhurbaşkanımız verdi. Sayın Turat’ın Devlet Su İşleri’nin ilk Genel Müdürü olduğunu, kendisinin de onunla çalıştığını dile getirdi. 1950’de Türkiye’de 4 baraj bulunduğunu, bugün ise 170 civarında baraj olduğunu, 100’ünün de inşaatının devam ettiğini açıkladı.

1949 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun olan Cumhurbaşkanımıza altın harflerle yazılı diploması Rektör Gülsüm Sağlamer tarafından yeniden verildiğinde, kendisine has tebessümü ile “Diplomam yenilendi, benden 50 yıl daha hizmet isteniliyor” dediği zaman salon kahkahalara boğuldu ve uzun uzun alkışlandı.

Yazıma son vermeden önce Amerika ve Kanada’da nüfusun yüzde 80’inin, Avrupa ülkelerinde yüzde 60’ının yükseköğrenim gördüğünü, tüm gayretlere rağmen bu oranın Türkiye’de yüzde 15’ler civarında olduğunu üzülerek belirtmek zorundayım.

Unutmayalım ki mal ve hizmet üretimi için becerikli ve uzman insanlara ihtiyaç var. Ayrıca uluslararası ilişkileri ve ticareti ülkemiz lehine yürütecek yetenekte gençleri yetiştirmeliyiz.

Kısaca, “Bilgi Çağı’nda nitelikli insan kaynağına sahip olmalıyız”.

İstanbul, 4 Temmuz 1999