KESİK BURUN

Geçen hafta Sabah gazetesinde aşağıdaki haberi okuyunca birdenbire Çorum’un 50’li yıllarını hatırldım.

“EŞİNE KIZDI BURNUNU DOĞRADI

Belçikanın Mouscurom bölgesinde yaşayan bir Fransız, kıskançlık krizi geçirerek karısının burnunu kesti. Burnun kesilen kısmı evde ve bahçede yapılan çalışmalara rağmen bulunamadı. Sonunda pişman olup teslim olan Fransız, burnu yolda arabadan dışarıya fırlattığını anlattı. Kıskanç koca tutuklandı.”

Evet, bu haberi okuyunca Çorum’da 13-14 yaşlarında iken bizzat yaşadığım bir olayı hatırladım. 1941 yılından itibaren uzun bir süre işittiğim Velipaşa otelinin giriş kısmında bulunan yazıhanede  bir gün yalnız babamın ve ortağı Ömer Nartok’un oturduğu çalışma masasında burnu kesik, orta yaşlı bir hanımın oturduğunu gördüm. Görevli katib’e bu hanımın kim ve neden buraya oturuyor sorduğumda bu bayan müthiş kızdı ve yazıhaneyi terk etti.

Akşam üstü babamla karşılaştığımda babam “Ne yaptın oğlum? Çorum’un meşhur hanım ablasını kızdırmışsın…” dedi. Beni bir merak sardı kimdi bu hanım abla? Babama sordum ve o anlattı. Kendisi Çorum’un yakinenen ve Yanığın Hanım diye tanınan bir genelev patroniçesi imiş. Gençlik yıllarında kendisine kızan sevgilisi ve balalısı onun burnunu kesmiş ve yukarıda olduğu gibi kesilen parça bulunamadığı için kesik kalmış.

Demek ki insanlar bir şeylere kızdıkları zaman Dünya’nın neresinde olursa olsunlar aynı tepkileri gösterebiliyorlar.

Zaman içinde Hanım ablanın ne kadar saygı gördüğünü izledim ve kendisini şehrin ileri gelen tüccarlarının masalarında otururken gördüm. Geriye dönüp baktığımda kendisi ve kuruluşu ile hiç tanışıklığım olmayan Hanım ablaya haksızlık ettiğimi düşünüyorum.

Bir haberde hareketler Çorum’un renkli bir kişiliğini hatırladım ve sizlere de bir parça da olsa tanıtmak istedim.