KOMET SERGİSİ

Hemşerimiz Gürkan Çoşkun’un (Komet) Dolmabahçe Sergi Salonu’nda açmış olduğu “idi, idim, idik” isimli sergiyi bugün gezdim. Kendisi ile ilk defa tanışmak ve uzun süre sohbet etmek imkanını buldum.

*             *             *

Beşiktaş Kaymakamlığının yerleşmiş olduğu Dolmabahçe Sarayı’nın müştemilatı olan binaların yanında yer alan boş ve bakımsız halde bulunan geniş ve yüksek olan depo, çok güzel bir şekilde restore edilmiş ve sergi salonu olarak düzenlenmiş ve “Dolmabahçe Sergi Salonu” olarak hizmete sunulmuş. Böyle terk edilmiş bir yeri bu güzel hale getirenleri kutlamak gerekir. Kendilerini bulup kutlayacağım.

*             *             *

Sergi ile ilgili olarak İstanbul basınında rastlanan haberlere Çorum Haber Gazetesi geniş bir şekilde yer verdiğinden ve ayrıca onun sanatsal kişiliği ile eserlerini değerlendirecek yapıda kendimi göremediğimden bu yazımın birinci kısmında ise daha çok onun bana verdiği bilgilere ve Çorum’la ilgili anlattıklarına ayıracağım.

*             *             *

Bu sergi ile yaşamdaki kötü ve çirkin olayları iğneli bir şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Komet’in dediklerini bir sunuşunda ben de tespit ettim.

*             *             *

Şöyle ki bu sunuş da sararmış bir gazete küpüründen meşhur köşe yazarı Ulunay’ın.

“Tarihi Eserler ve Ben

Benim eski eserlere karşı olan sevgimi bilmeyen yoktur. Bir harabenin karşısındaki yosunlu bir taşa oturup düşünmekten o harabeye eski şevketini (Osmanlıca, görkem, büyük, heybet manasında) vererek onu yaşatmaktan sonsuz bir zevk alırım” başlıklı yazısı ve alt tarafına bir küçük tavşan figürü ile çok sayıda yıkılmış, tahrip edilmiş tarihi çeşme yapılarının fotoğrafı yer alıyor.

Bu sunuşa, ben “ey izleyen, yıkılan çeşmelere bak, temenniler hiçbir şey ifade etmiyor. Bu çelişkiye tavşan bile güler” şeklinde iğneli bir yorum getirdiğine inanıyorum.

*             *             *

Bir başka köşede ellerinde silahları olan iki avcı (tanınmış iş adamları Cem Boyner ve Ali Üstay) ile vurdukları bir geyik ile çektirdikleri fotoğraf sergilenmiş. Burada Komet, doğaya verilen zararı iğneliyor.

*             *             *

“Dualist Gözü ve Varoluş” eseri çalındı haberini veren bir gazete küpürünü incelediğinizde,

“Doku Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim ve Heykel Bölümü araştırma görevlisi Mücahit Bora’nın eseri (60 kg ağırlık ve 137 cm boyunda makine parçaları kaynatılarak yapılmış) atölye bahçesinden çalındı. Hafta sonunda mahallede hurdacıların dolaştığını belirten Bora, “Eserimi hurdacıların çaldığını düşünüyorum. Eserim 52. Devlet Sergisinde yer aldı. Benim için değerli bir başyapıt. Bunu çalan kimseler, hurda demir olarak satacak dedi” haberini okuyoruz.

Komet burada sanata ve sanat eserine değer verilmediği iğneliyor.

Serginin girişine koyduğu girişine koyduğu bir fotoğrafta Atatürk Heykeli’nin altında yazılı olan “Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuş Demektir” sözünü eliyle ziyaretçilere gösteriyor.

Bu fotoğraf ile bu haber birbirini tamamlıyor.

*             *             *

“Protesto Ediyorum” şeklindeki ifadesi büyük harflerle sergide dikkat çekiyor. Serginin dikkat çekici bir tarafı da çok sayıda video kullanılarak yazı, ses ve söz yardımıyla sergide ortaya konulmak istenen hususları vurgulamasıdır.

Sanatçının dünyasını ve gizemlerini tanıyabilmek kendisinin kırk yıllık yaşamını ve birikimlerini derinlemesine incelemek ve neden “Protesto Ediyorum” dediğini bilmek gerekir diye düşünüyorum.

İstanbul, 29 Eylül 2000