KOMET’LE SOHBET

Bundan önceki yazımda anlattığım sergiyi gezdikten sonra hemşerimiz Gürkan Çoşkun (Komet) ile oturduk ve bir süre kişiliği ve sanatı hakkında sohbet ettik. Bu esnada Komet’in Güzel Sanatlar Akademisi’nden arkadaşı rahmetli Bağöğretmen Mümtaz Gürkan’ın yeğeni Ümit Gürkan da yanımızda bulundu. Bu arada Komet’in babasının da öğretmen olduğunu ve Mümtaz beyle çalıştığını öğrendim.

Kendisine hayat hikayesini sorduğumda; 1941 yılında Çorum’da doğduğunu, 1957 yılında Çorum Lisesini bitirdiğini, 1960-1967 yılları arasında İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi, Resim Bölümünde okuduğunu, 1971 yılında “Devlet Bursu” ile Paris’e gittiğini, 1975 yılında bursu bitince İstanbul’a geri döndüğünü, Akademinin aynen kaldığını, intibak edemediğini, kısa bir süre sonra Paris’e geri dönmeye karar verdiğini, parası olmadığı için resimlerini satarak gittiğini, o zamandan beri Paris’te yaşadığını ve çalışmalarını Paris ve İstanbul’da sürdürdüğünü anlattı.

Komet isminin neyi ifade ettiğini ve nasıl bu ismin kendisine verildiğini anlatmasını istediğimde; Çorum’da öğrencilik yıllarında ufak tefek olduğundan “embriyon” ismini takmışlar. Ankara’da bulunduğu dönemde Konservatuarda okuyan iri yarı bir çocuk, okuduğu Klasik Müzik Bölümünden hoşlanmıyor ve sıkılıyor. Bir grup kuruyor ve grubuna o zaman yurtdışında çok tanınan “Bill Halley ve Kometleri” ismini veriyor. O, Bill Halley oluyor ve arkadaşlarına Kometleri ismini veriyor. O günden beri Çorumlu Gürkan’ın sanat hayatında “Komet” olarak tanındığını öğreniyorum. Bu noktada İngilizcede Komet’in manasının kuyruklu yıldız anlamına geldiğini belirtmeyi isterim.

Çorum Lisesini yakın zamanlarda bitirdiğimiz için hocalarımızla ilgili hatıraları birbirimize anlatıyoruz. O dönemde İngilizce hocamız olan Azize Ünsal ile ilgili bir hatırasını aşağıda veriyorum;

“Saçlarım çok gür ve dikti. Bir gün arkadaşlarımla saçlarımı yatıracağım konusunda iddiaya girdik. Kaybeden karşı tarafı sinemaya götürecekti. Saçlarım yatsın diye gece kafama naylon çorap geçirdim. Sabahleyin de bol briyantin sürdüm. Yatmayan saçlarımı yatırarak okula gittim. Derse girdiğimde Azize Hanım çok şaşırdı ve “zeytin yağına düşen fareye benziyorsun” dedi. Daha sonra bu deyimin ayvalıkta kullanıldığını öğrendim”.

Son sergisinde, eskiden caddelerde çalışan ve acele fotoğraf gerektiğinde sizi bir sandalyeye oturtup birkaç dakika sonra fotoğrafı veren meslek sahiplerine ait “Çorum Hatırası 1960” yazılı birkaç fotoğrafa da yer vermiş.

Bu güne kadar Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde kişisel ve karma sergilerde eserlerini sanatseverlere sunmuştur. 1989 yılında Çorum’da Akbank Sanat Galerisinde açtığı sergiyi Belediye Başkanı rahmetli Turhan Kılıççıoğlu ve hemşerilerinin gösterdiği yakın ilgiyi unutamıyorum. En kısa zamanda kendileri ile tekrar birlikte olmayı istiyor. Her şeyden önemlisi yapacağım resimlerde Çorum’un ruhunu işlemek istiyorum.

Eserlerine dünyanın önemli müzelerinde yer verilen Komet ile ilgili olarak yedi eser yayınlanmıştır. Teşvikiye Sanat Galerisinin yayınladığı “2000 Komet” isimli kitabını Çorum Haber Gazetesinin Genel Müdürü Mehmet Yolyapar’a imzalatarak iletilmek üzere bana verdi. İsteyenler en kısa sürede sayın Yolyapar’la bağlantı kurarak görebilirler.

Kendisine Çorum’da bu ders yılında “Güzel Sanatlar Lisesi” açıldığını sevinerek ve çok az sayıda öğrenci kayıt olduğunu üzülerek anlattığımda bunun Çorum için önemli bir gelişme ve adım olduğunu, Çorum’dan  çok ressam ve müzisyen çıktığını, bu okul sayesinde keşfedilmemiş nice kapasiteli gençlerin bulunacağını ve önümüzdeki yıllarda sanatın önemi ailelerin ve gençlerin artan bir şekilde hissedeceğini dile getirdi.

Atatürk’ün “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir sözünü Çorumluların unutmaması gerektiğini ve yetişen sanatçıların başarıları ile gurur duyacaklarını ifade etti.

Ayrılırken, benden siz Çorumlu hemşerilerime sevgi selamlarını iletmemi istedi.

İstanbul, 1 Ekim 2000