LİDERLERDEN MESAJLAR (IV) (BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT İLE RÖPORTAJ)

Başbakan Bülent Ecevit, Milliyet’in geleneksel olarak sürdürdüğü “Liderlerden yeni yıl mesajları” köşesine yazı yerine röportajla katılmıştır. Bu durumun zamanının kısıtlı oluşundan kaynaklandığını tahmin ediyorum.

Başbakan Türkiye’nin hedefinin Avrupa Birliğine üyelik hazırlığına yoğunlaşması gerektiğini belirterek demokrasiye insan haklarıyla ekonomide eksiklikleri süratle gidermesi gerektiğini vurgulamıştır. Ecevit, demokrasi ve insan hakları alanında bir yıl içinde, ekonomi alanında ise en geç üç yıl içinde sorunların aşılabileceğini kaydetmiştir.

Başbakanla yapılan bu röportajdan önemli gördüğüm beyanları aşağıda veriyorum;

  • İnsan hakları ve demokrasi alanında 57. Hükümet döneminde köklü reformlar yaptık. Önemli Anayasa değişiklikleri ve yasa düzenlemelerini gerçekleştirdik.
  • Türkiye bu süreçte işkenceyi önlemek için de etkili önlemler almak zorunda. Bu konuda bir yasal düzenleme eksiğimiz yok. Ancak uygulamada insanlık dışı yöntemin kullanılması da tümüyle önlenmeli.
  • İdam cezasının mutlaka kalkması gerekiyor. Aslında bu konuda Türkiye’de sessiz bir kamuoyu var. Türkiye yıllardır idam cezasını fiilen uygulamıyor ve kimse çıkıp, bu konuyu sorgulamıyor. Bu da gösteriyor ki kamuoyu idam cezasının uygulanmamasını içine sindirmiş durumda.
  • Türkiye yaklaşık 20 yıldır ateşli bir hastalık gibi yüksek enflasyonla yarışıyor. Buna karşın yine de gelişmesini sürdürebildi. Bunda, girişimcilerimizin ve toplumumuzun önemli etkisi ve katkısı oldu. Ekonomide hedeflerimize ulaşabilmemiz için acıtıcı da olsa bu önlemleri almamız ve ödünsüz uygulamamız gerekiyor.
  • Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda zaman yaklaştı. Önümüzdeki günlerde bu konuda bir nabız yoklaması yapmayı düşünüyorum.

Şu anda sayın Demirel dışında bir isim üzerinde uzlaşmayı zor görüyorum. Sayın Demirel başarılı bir Cumhurbaşkanlığı yaptı tarafsız davrandı.

Başbakanla yapılan röportajda önemli gördüğüm bir soruyu ve cevabı aşağıda aynen veriyorum;

Soru: İnsan hakları ve demokrasi konusu, özellikle Avrupa’nın yaklaşımı çerçevesinde, “Kürt Sorunu” olarak Türkiye’nin önüne konuluyor. “Kürtçe TV yayını, Kürtçe eğitim, kültürel haklar” konu ediliyor. Bu bir yıllık süre içinde hükümetimizin bu konulara yaklaşımı nasıl olacak?

Ecevit: Türkiye’nin ulusal birliğini ve ülke bütünlüğünü tehlikeye atamayız. Gelişmiş ülkelerde de ulusal birlik ve ülke bütünlüğüne dönük hareketler ve terörizme karşı çok ağır yaptırımlar var. Uygulamada bazen ölçü çok ağır kaçıyor. Anlatım özgürlüğü konusunda bizim ölçümüz ülke bütünlüğü, ulusal birlik ve laiklik ilkesinin tehlikeye sokulmamasıdır. Anlatım özgürlüğünün sınırı bizce bu olmalıdır.

İstanbul, 25 Ocak 2000