MALTA SEYAHATİMİZ 14 – Malta Şavaşı ve Kuşatması (I)

Tarihte devamlı batıya doğru ilerleyen Osmanlı Devleti için Akdeniz çok büyük bir öneme sahip oldu.  Akdeniz’in bir Türk gölüne çevrilmesi için bu yazılarımda anlattığım gibi Osmanlı Donanması tarafından Rodos Saint Jean Şövalyelerinden temizlendi. Şövalyelerin büyük üstadı L’Isle Adam, hayatları bağışlanan şövalyelerle birlikte Rodos’tan ayrıldı. Yaşamı bağışlananlar arasında genç şövalye La Valetta da vardı. Büyük üstat La Sengle’nin ölümü üzerine 1557’de büyük üstat seçilecekti. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1522’de Rodos’tan çıkardığı Saint Jean şövalyelerini 1530’da İspanya Kralı V. Karlos, Malta’ya yerleştirdi.

Bir süre Akdeniz’de başı boş gezen şövalyeler kendilerine 7 yıl boyunca devamlı bir vatan aradılar. O sırada Kutsal Roma İmparatoru İspanya ve Bosna Hersek, Habsburg Kralı V. Charles(Şarlken) idi. O zamanlar Bosna Hersek kısmen Osmanlı‘nın idaresi altına girmişti. Osmanlıların yayılmacı politikası Şarlken ile St. John şövalyelerini birlik olmaya yöneltti. Şarlken’in himayesindeki Sicilya Krallığı bölgesindeki Malta adasına yerleşirlerse Akdeniz’de büyük bir savunma gücü yaratabileceklerdi. Malta doğal olarak son derece korunmalı bir ada idi. Şarlken 1523’te şövalyelere Malta adasını verme kararı aldı. Ve 1530 yılında çok ihmal edilebilir bir vergi ödemek kaydı ile şövalyeler Malta ‘ya yerleştiler.

Kuzey Afrika’nın Osmanlılar tarafından fethi 16. Yüzyıl boyunca devam etmişti. İspanya Batı Akdeniz’de hakim iken Osmanlı İmparatorluğu Orta ve Doğu Akdeniz’i kapsayan kıyılarının tek hakimiydi. Ticaret yollarını kesen, birbirine alabildiğince düşmanlık güden iki taraf aslında iki devlet değil Katoliklerle Müslümanlardı.

Sultan Süleyman’ın en büyük rüyası, Akdeniz’in tamamını ele geçirerek İmparatorluğun sınırlarını Avrupa’nın ortasına kadar ilerletmek ve bu şekilde Avrupa’yı güneyden kuşatmaktı. Kanuni, Rodos’tan sonra Malta’nın da Saint Jean Şövalyelerinden alınmasıyla, Akdeniz’in ortasında Osmanlı imparatorluğu için tehdit oluşturan, önemli bir düşman gücünü ortadan kaldıracaktı.

Şövalyeler Malta’ya yerleştikten sonra, özellikle La Valetta döneminde 27 yıl boyunca büyük imar çalışmalarına girdiler. Bu dönemde kaleler, tahkimatlar inşa edildiği gibi her biri tünellerle birbirine bağlandı. Yer altında sığınaklar kazıldı. Önce Birgu’ya yerleşen şövalyeler kısa sürede St. Angelo kalesini tahkim ettiler. Senglea şehrinin ucunda St.Michael kalesini tamamladılar ve şehrin etrafını surlarla çevirerek istihkamları sağlam hale getirdiler. Rodos’tan da daha korunaklı hale gelen Malta’da meskun olmayan Valetta’nın doğu ucunda da St. Elmo kalesini inşa ederek Büyük Liman ile Marsamuscetto limanının korunaklı hale gelmesine önem verdiler. Malta’nın bir gün Türklerin saldırısına maruz kalacağı düşüncesi işlenerek Hristiyan dünyasının ilgi ve yardımları bu ada üzerinde tutuldu.

Turgut Reis 1540 ‘da Gozo adasına ve 1541’de Malta Adasına akınlar düzenledi ve bu akınlar sonraki yıllarda da devam etti. Kaptan-ı Derya Sinan Paşa 1551’de Osmanlı donanması için tüm hazırlıklarını tamamlayarak Turgut Reis’in kılavuzluğu altında Akdeniz’e açıldı. 1551 yılında Osmanlılar Turgut Reis kumandasında Malta’ya taarruz ettiler. Ancak kalelerin geçilmez oluşu nedeniyle çekilmek zorunda kaldılar. Bu yenilgiden sonra daha az korunaklı olan Şövalyelerin elindeki Gozo adası işgal edildi, adadaki tüm ahali tutsak olarak götürüldü. Halen Malta ele geçirilememişti.

1560’da Tunus’ta Cerbe’nin alınmasından sonra Türkler Akdeniz’de kalan tek Hristiyanlık kalesi Malta’yı almak için hazırlanmaktaydı ve bu hazırlıklar özellikle St. John şövalyelerinin casusları tarafından izleniyordu.

1565 yılı ilkbaharında Türklerin Malta’ya saldıracakları artık bilinir hale gelmişti. Çoğunluğu Venedikli gemicilerden seçilen casuslar İstanbul’a gönderilmiş, Haliç ve Gelibolu’daki tersanelerde yoğun bir gemi inşaatının sürdürüldüğü La Valetta’ya bildirilmişti. Türklerin savaş hazırlığı içinde oldukları Sicilya’dan tüm Avrupa’ya yayıldı. Malta‘nın kaybedilmesi halinde sıra Sicilya’ya gelecekti.

1564’de 70 yaşına ulaşmış olan Kanuni Sultan Süleyman gelecek yılın ilkbaharında Malta adasına saldırılmasına karar vermiş bulunuyordu. Saray erkanı ‘’Malta Adası şövalyelerin elinde bulunduğu sürece İstanbul’dan Trablusgarb’a yelken açan her gemimiz tehlike içinde kalacak ya da tutsak edilecek, hücuma uğrayıp batırılacaktır’’ ve ’’Bu kayalık ada topraklarımızın bütünlüğünü zedeleyen bir engel gibidir. Eğer kısa bir zaman içinde Malta Adası zapt edilmezse Afrika’daki Osmanlı topraklarıyla Asya ve adalar arasındaki bağlarımız bütünüyle kesilecektir’’ diyorlardı.

Donanma komutanlığına atanan Piyale Paşa’nın emrindeki Osmanlı donanması, 29 Mart 1565’de 240‘a yakın irili ufaklı gemi ve 35.000 kişiden oluşan büyük bir ordu ile Malta’ya hareket etti. Kanuni Sultan Süleyman Malta kuşatmasına Piyale Paşa ile Mustafa Paşa’yı ortak atamıştı. Mustafa Paşa Rodos kuşatmasında görev almış bir kumandandı.

Malta kuşatmasında Serdar Mustafa Paşa, Kapudan Derya Piyale Paşa, Trablus beyi Turgut Paşa, Cezayir beylerbeyi Barbaroszade Hasan Paşa, İskenderiye Sancakbeyi Uluç Ali Reis tüm kuvvetleri ile yer aldılar.

18 Mayıs günü St Elmo ve St. Angelo kalelerinin gözcüleri ilk savaş gemilerini fark ettiklerinde Malta ve Gozo adalarının her köşesine ateşler yakılarak, çanlar çalınarak, kalelerden top atışlarıyla Türklerin gelmekte olduğu haber verildi. Askerler tabya ve sığınaklara giderken yaşlı Maltalılar ve bir kısım halk kendilerini daha güvende hissetmek için eski başkent M’dina ya çekildiler. Bu şehir yüksek duvarlarla korunmuştu. Türk birlikleri adaya karargah kurmaya başladığında Türk korkusu ile sinen halka Tarikat şövalyesi inancı içeresinde karşı çıkan La Valetta oldu ve onları Hristiyanlık adına savaşa çağırdı, tüm Hristiyan dünyasını duaya çağırarak katedralde toplananlara seslenirken bu savaşın Haç ile Kuran’ın ölüm kalım mücadelesi olacağını söyledi.

Türk donanması Malta’ya vardığı sırada Malta kalelerinin ardında 9000 kişilik bir güç mevzilenmişti. Bunlar çeşitli uluslardan 2500 şövalye, ayrıca İspanyol, Fransız, İtalyan askerleri, muhafız birliği, Malta filosu erlerinden denizci savaşçılar, La Valetta ve diğer şövalyelerin görevlilerinden savaşçılar, tutsaklar, 3000 kadar da Maltalı başıbozuk yer alıyordu. Ayrıca çoğu Türk tutsakların toplamı 1000 civarındaydı. Bu sıralarda La Valetta, Sicilya ve Messina Genel Valisi ile İspanya Kralından yardım isteyerek Türklerin 200 gemiyle yaklaştığını ve Hristiyanlığın kutsallığı ve Müslümanların zulmünden korumalarını beklediğini bildirdi.

Türk donanması adaya ulaştıktan sonra 3 gün içinde birliklerini Büyük Limanın güneyinde karaya çıkardı. Ordu birlikleri Marsa düzlüğünde konuşlandırıldı ve tüm Marsa bölgesi işgal edildi. Şövalyeler Venedikli demirciler tarafından yapılmış olan büyük bir zinciri St. Angelo ve Senglea arasındaki büyük limanın dar boğazına yerleştirdiler ve gerdiler. 20 Mayıs sabahı Mustafa Paşa ordusunun başında karaya çıktı. Mustafa Paşa ile Piyale Paşa arasında saldırının nereden başlayacağı konusunda fikir ayrılıkları çıktı. Sonunda Piyale Paşa’nın isteği doğrultusunda kumandanlar St. Elmo kalesine taarruza karar verdiler. La Valetta’nın savaşsız teslim olma teklifini kabul etmemesi üzerine 24 Mayıs günü St. Elmo kalesi yakınında yerleşen Osmanlı ordusu Şövalyelerle çatışmaya başladı. La Valetta Türklerin St. Elmo kalesine saldıracaklarını casusları vasıtasıyla haber almıştı. Mustafa Paşa donanmanın demirli olduğu koydan, Malta’nın kuzeyini ve Gozo Adasını ele geçirmeyi planlamışken, Piyale Paşa’nın Mustafa Paşaya karşı Kanuniye yakınlığını ima ederek yaptığı çıkışların sonucu binlerce şehitle ödenecek büyük hatalara yol açtı, Piyale Paşanın ret ettiği bu plan Şövalyeler lehine büyük kolaylık sağladı.

1565 Malta Kuşatması

2 Haziranda Malta’ya gelen Turgut Paşa kuşatmaya bu şekilde başlanmasını doğru bulmamakla birlikte harekata bizzat katıldı. Padişahın ’’Adanın fethine ait bütün işleri Turgut başarabilir. Katiyen onun kararlarına aykırı hareket etmeyiniz” diye tavsiye etmesine rağmen komutanlar bu tavsiyeyi dinlemeyip aralarında görüşerek karaya asker çıkarmışlar ve hiç lüzumu olmadığı halde donanmayı güvence altına almak gerekçesiyle St. Elmo kalesini kuşatmışlardı.

SÜRECEK