MALTA SEYAHATİMİZ 16 – Malta Şavaşı ve Kuşatması (III)

Kuşatma devam ederken Piyale Paşa denizden Birgu’yu dövüyor, Mustafa Paşa Senglea ve St. Michael’e sürekli hücum ediyor, Cezayir Beyi Hasan Paşa’nın gemileri Büyük liman ağzında karakol görevi yapıyordu. Mustafa Paşa’nın bombardımanı Birhi’den Birgu’ya ve Senglea’dan St. Michael’e kadar tüm alanı kapladı ve Haçlılar savunmaya yetişemeyince, Türklerin karşısına zindandaki Türk esirleri çıkardılar ve açılan gedikleri onlara kapattırmaya başladılar, Türk kuvvetleri mecburen kendi kandaşlarına karşı saldırıya devam etti. Bu La Valette’nın planıydı. Geri siperlerde Maltalıları kullanırken, Birgu’nun Türk mevzilerine bakan sokaklarına da Türk tutsakları sürdü ve onları barikatları inşa etmeye zorladı. Şövalyelere Sicilya’dan gelecek yardım bir aydan fazla gecikmişti. La Valette yardım isteğini tekrarladı. Türkler 7 Ağustos’ta Birguda tekrar büyük bir taarruza geçtiler ancak kale duvarları ve hendekler geçit vermedi. Geri çekilmek zorunda kaldılar. Daha sonra St. Michael kalesine ve Castile tabyasına hücum başlattılar. Kaleye 8000 kadar yeniçeri, Castile tabyasına ise 4000 yeniçeri taarruza geçti. Buralarda çok kanlı çatışmalar yaşandı. La Valette facianın yaklaşmakta olduğunu gördüğünden bir çıkar yol aramaktaydı. Yardım için M’dina da emir bekleyen şövalye ve askerleri çağırdı. Bu çağırıyı alan süvariler Rabat tepesinden Marsa düzlüğüne akarak buradaki Türk karargahına gece baskın yaptılar. Türkler bu taaruzu, Sicilya’dan Haçlı yardımı geldiğini sandılar ve büyük bir panik başladı. Mustafa Paşa, kuvvetlerini Castille’den çekip tüm askerlerini Marsa’ya yönlendirdi. Durumun farklı olduğunu anladığında artık çok geçti. Büyük zaiyat verilmişti. İlk kuşatma gününden itibaren Türklerin kayıpları 10 000 kişiyi geçmişti. Bu askerlerin çoğunluğu en seçkin ve iyi yetişmiş yeniçeriler, sipahiler ve yayalardan oluşuyordu. Türk ordusu çekildiği siperlerin gerisinde yeniden hazırlık yaparken, Malta savunucuları da amansız bir çalışma içindeydi. La Valette Haçlılar ve Malta halkının maneviyatını yükseltmek için Papa IV Pius’un desteğini aldı. Papa vaazında Müslümanlara karşı savaşan her bir Hristiyanın günahlarının bağışlanacağı belirtiliyordu.

Ağustos ayının ortalarında Türkler genel bir taarruzda daha bulundular ancak geri çekilmek zorunda kaldılar. Sonbahara yaklaşırken hava şartları da değişmeye başlamıştı. Malta uzun süredir kuşatma altındaydı. Türk birliklerine yardım gelmiyor ya da gelemiyordu. Gönderilenler ise açık denizde Haçlı gemileri tarafından basılıp Malta’ya ulaşamıyordu. Kuyular kurumuş, yiyecekler de tükenmek üzere idi. Bütün bunlara rağmen Castile tabyasına ve St.Michael kalesine tekrar saldırı başlatıldı. Çok kanlı bir çatışma sonucu Castile’e girildi. Artık Malta düşmek üzere idi.18 ve 19 Ağustos günlerinde kuşatma tekrar etti. Türk kumandanlar askere cesaret vermek istiyorlarsa da Türk askerleri arasında hastalıklar artıyor, kötü su kaynaklarından, pislikten ve bunaltıcı sıcaklardan dolayı yayılan hastalıklara kolera riski de eklenmişti. Ağustos ayının üçüncü haftasında Malta hala dayanıyordu. Sonbaharla birlikte başlayacak olan Sirocco rüzgarları Afrika kıyıları ile bağlantıyı keseceğinden, Türk kuvvetleri Eylül ayının en çok ikinci haftasına kadar Malta’yı düşüremezlerse ordunun adadan çıkartılması çok tehlikeli bir sorun olacaktı. Mustafa Paşa ile Piyale Paşa arasında yine görüş ayrılığı belirmişti. Mustafa Paşa savaşı kazanıncaya kadar kuşatmanın devam etmesini savunurken Piyale Paşa bütün kış boyunca donanmanın burada barınamayacağını, gemilerin onarım ve yağlanmalarının yapılamadığını ve hava şartları nedeniyle de geri dönülmesinin gerektiğini savundu. Piyale Paşa Mustafa Paşa’nın düşüncesinde olsaydı Malta’nın Osmanlı topraklarına katılması kaçınılmaz olacaktı.

La Valette ise istediği yardımın er geç geleceğine inanıyordu. Sicilya’dan 24 kalyon ve 14000 kişilik bir gücün Ağustos ayının sonuna kadar Malta’da olacağını haber almıştı. Zira Malta alındığı takdirde sıra Sicilya’ya gelecekti. Ayrıca tüm Hristiyan Avrupa Malta için ayaklanmış ve büyük yardım seferine başlamıştı. İspanya Krallığının Sicilya valisi komutasında 25 Ağustos’ta Sicilya’dan yardım filosu yola çıktı. La Valette’nin kendilerine güney kıyıların Türklerin işgali altında olduğunu ve yardımın çıkacağı en uygun yerin kuzeydeki kıyılar olduğunu bildirmesine rağmen Sicilya valisi Don Garcia, güney yönüne rota verdirerek ve Türk gemileri tarafından görüldüklerini bildirerek, yolda fırtınaya tutulmuş olan gemilerin onarımı bahanesiyle Türklerle çatışmaktan çekindi ve Sicilya’ya geri döndü. Yardım filosu sürekli ertelemelerden sonra üçüncü kez denize açıldı ve 7 Eylül’de 8000 asker Malta Adasının batısında adaya çıktı. Bu haber hem Şövalyeler hem de Mustafa Paşa tarafından aynı anda alındı. La Valette, St. Angelo kalesindeki Türk tutsakları serbest bırakarak, onların Türklerin saflarına gitmelerini sağladı ancak gelen yardımın 8000 değil 16 000 kişilik bir yardım olduğunu söyleyerek Türkleri yanılttı ve morallerini bozdu. Türk tutsaklar sorguya çekildiklerinde de gelen yardımın büyüklüğünü anlattılar. Türklerin Cerbe’den beklenen nakliye gemisi zapt edilerek Sicilya’ya götürülmüştü. Askerin cephane ve erzak stoku tükeniyordu. Topların bir kısmı kullanılamaz hale gelmişti. Mustafa Paşa ne olursa olsun çekilmeyi uygun görmediğinden, kışı Adada geçirmeyi düşünmüş ve M’dina şehrinin askerin barınması ve korunması için uygun olduğunu düşünmüştü. Sonunda çekilseler bile M’dina gibi bir başkenti işgal etmiş olarak geri döneceklerdi. Ancak şehre yaklaşan birlikler buranın umdukları gibi zayıf ve savunmasız olmadığını gördüler. Sonunda Adadan çekilme kararı alındı. Ordu Marsa düzlüğünden taşınmaya başladı. İki ayrı limandaki gemiler birleştiler ve 8 Eylül günü Türk donanması Malta’yı terk etmeye başladı. Bu sırada Mustafa Paşa’nın gözcü birlikleri gelen yardımın sadece 28 gemiden ibaret olduğunu ve bütün kuvvetin de 8000 kişi kadar olduğunu tespit etti. Mustafa Paşa çekilmekte acele ettiklerini anladı ve tahliyenin durdurulmasını istedi ancak gemilerin ilk grubu adayı terk etmiş ve 7 mil açıkta bekliyordu. Mustafa Paşa’nın çıkartmaya devam kararı karşısında Piyale Paşa ile anlaşmazlıkları had safhaya çıktı. Türk birliklerinin bir bölümü tekrar karaya çıktı ve mevzilenmelerine meydan vermeden Şövalyelerin saldırısına uğradılar. Önce gemilerle yola çıkarılan sonradan tekrar karaya gönderilen askerlerin maneviyatı bozulmuştu. Yine de tüm güçleriyle savaştılar ve bir ara üstünlük sağladılarsa da bir süre sonra geri çekilmek zorunda kaldılar.8 Eylül gecesi kuşatmanın sona erdi.

Malta Kuşatması’nın Kaldırılması Charles-Philippe Larivière (1798–1876). ( Haçlı Seferleri Salonu, Versay Sarayı )

Malta kuşatması sırasında yaklaşık 20 000 asker şehit düştü. Denizde boğulan ve kuşatma sırasında ölen sipahilerin sayısı 540 idi. Donanma 31 Ekimde İstanbul’a ulaştı ve Mustafa Paşa bozgundan sorumlu tutularak vezaretten azledildi.

Malta Şövalyelerinin direnişi Avrupa’da geniş yankı bulmuş, adaya para ve insan gücü akmıştır. Kuşatma bir yönü ile İslam cihadı ve diğer yönü ile Haçlı Şövalyelerinin Hristiyan fanatizmini korumak, Avrupa’nın Osmanlı orduları tarafından işgalini önlemek için verdikleri bir direniş olmuştur.

Bugün Malta’da 8 Eylül üç farklı olay birleştiği için kutlanmakta ve özel tatil günüdür. Dini bir festival olan kutsal Bakire Meryem’in doğuşu, 1565’te Türklerin kuşatmasının bitişi ve ikinci dünya savaşında İtalyan ordusunun İngilizler tarafından yenilgiye uğratılması.

İstanbul, 25 Haziran 2019

Kaynaklar:

-Osman Öndeş, MALTA KUŞATMASI- Kanuni’nin Amirali Turgut Reis’in Son Seferi,Timaş Yayınları, İstanbul (Bu konudaki yazılarımı hazırlarken bu yayından çok faydalandım ve bazı kısımları kısaltarak aynen aldım)

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/741693

-İnternetten alınan muhtelif yayınlar.