MALTA SEYAHATİMİZ 8 – Malta’da gezdiğimiz bölgeler ve şehirler (III)

ÜÇ ŞEHİRLER:

Valetta’da görülmesi gereken yerlerden  biri de 3 şehirler adı ile tanınan bölge. Buraya Waterfront bölgesinden çok kısa süren bir feribot yolculuğu ile ulaştık. Ancak kara yolu ile ulaşmak da mümkün.  Bu şehirleri yürüyerek keşfettik. Bu 3 şehir geçmişte şövalyelerin üstadı olan Cottoner’in onuruna Cottonera adı ile anılıyor. Vittoriosa, Senglea ve Cospicua adı verilen şehirler. Malta dilinde ise Birgu, İsla ve Bormia isimleri ile biliniyor.  Görüştüğümüz yerli halk şehirlerin Malta dilindeki ismini kullandılar. Bu şehirler 2. Dünya Savaşı sırasında çok hasar görmüş ve büyük ölçekli bir rehabilitasyon programı ile düzenlemeler yapılarak bugünkü haline getirilmiş. Yürüyüş yolları ile diğer şehirler arasında bağlantılar sağlanmış. Ayrıca yayaların kullanacağı bir köprü de inşa edilmiş. Bu düzenlemelerin büyük kısmının tamamlandığı görülüyor. Birgu’daki(Vittoriosa) liman kısmında çok sayıda teknenin bağlanmış olduğu güzel bir yat limanı (yaklaşık 50 kadar yat burayı kullanmaktadır), kahve ve lokantalar yer alıyor. Geceleri bu bölge daha kalabalık oluyor.

Birgu  şövalyelerin liman şehri olarak biliniyor.Türklerin 1565’deki kuşatmasında ise ilk hedef Valetta değil Birgu imiş. O dönemden kalan tarihi eserler şehrin değişik noktalarında dağınık olarak yer almış. Genel havası bir Güney İtalya şehrini andıran Birgu’nun nüfusu 3000 civarında. Başkentin  Valetta’ya taşınması ile birlikte zaman içinde önemini biraz kaybetmiş. Şimdilerde daha çok denizcilikle uğraşanların, tersane çalışanlarının oturduğu bir bölge. Şehirde İngilizler zamanında da donanma burada önemli tesisler ve tersaneler inşa etmiş.

Birgu bir yarımada, bu yarımadanın en uç kısmında ise, otelimizin tam karşısında gördüğümüz çok tanınmış St. Angelo kalesi  yer alıyor. Orta çağda yapılmış olan bu kale ve çevresi Malta tarihinin beşiği olarak adlandırılıyor, zira St.John şövalyeleri adaya ilk geldiklerinde yerleşim olarak burayı seçmişler ve kaleyi kışla olarak yeniden inşa etmişler. Kalenin surları dünyadaki en güzel surlar arasında sayılıyor. Şövalyeler bu bölgede pek çok saray ve kamu binası inşa etmişler. 1565’ deki kuşatma sırasında savaşın merkezi olarak kullanılmış. Kuşatma sonrası şövalyeler bu surları güçlendirmişler. Kale 2. Dünya Savaşı sırasında ise çok büyük hasar görmüş. St. Angelo kalesinin içi biz orada iken halka açık değildi ve restorasyon çalışmaları devam ediyordu. 13 milyon euro tutarındaki  Avrupa Birliği fonlarından desteklenen  proje ile  restorasyonun tamamlanacağı ve kültürel faaliyetlere açılacağı belirtilmişti.

St. Angelo kalesi

Şehirde görülecek diğer bir yapı Inquisitor’s Palace. İnşa tarihi 1535 olan  bu saray  St. John zamanında suçluların yargılandığı bir  bina olarak kullanılmış ve içinde hapishane de bulunuyor. En eski bölümleri ise 1530‘lardan daha eskiye dayanıyor. Sonraları inquisitorlar tarafından resmi ikametgah olarak kullanılmış ve 1798’e kadar  Papa tarafından tayin edilen 62 inquisitoren burada görev yapmış.Mahkumların mahkeme salonuna gelmeden önce başlarından bastırılarak getirildikleri ve böylece kendilerine güven duygusunun azaltılarak mahkemeye çıkarıldıkları anlatılıyor.Görevlilerin  ne kadar suçsuz insanları cezalandırdıkları da bir tartışma konusu. Sarayın bir bölümü Etnografya müzesi olarak da hizmet veriyor, ayrıca şehrin dini tören ve kutlamaları da burada yapılıyor.

Senglea (İsla)şehri de 16.yy ortalarında kurulmuş. Şehrin planlaması ve binaları Rönesans etkisinde kalınarak yapılmış. 1565 ‘deki  Osmanlı kuşatması sırasında önemli bir rol oynadığı ve  büyük bir direniş gösterdiği için, şehre şövalye La Valette tarafından fethedilemeyen şehir ünvanı verilmiş. Sengleada “Our lady of Victory” isimli bir kilise var. Önünde  Papa Innocent XII’ in büstü bulunan  kilise 1743’de, büyük kuşatmaya karşı kazanılan zaferin anısına şövalye Valette’nin kişisel fonları kullanılarak  inşa edilmiş,kendisi de burada gömülmüş. Kalıntıları daha sonra St. John Katedraline taşınmış. 2. Dünya savaşında 1941’de hasar gören kilisenin 16 yıl sonra yeniden yapıldığını ve şu andaki  restorasyonunun  ise 2018’de tamamlanacağını öğrendik.

Gezdiğimiz üçünçü şehir ise Cospicua (Bormia )ise  Osmanlı kuşatmasında diğer iki şehre nazaran en çok zarar  gören şehir olmuş.

Bu 3 şehri dolaşırken tüm sahil boyunca turistik amaçlı pek çok lokanta ve tesisin yer alıdığını gördük ve hayli yorucu olan bu tur sırasında sık sık dinlenme ihtiyacı duyduk.

3 Şehirler’den bir görünüm.

Ayrıca ziyaret etmediğimiz ancak  isimleri geçen Malta askeri tarihini ve 2. Dünya Savaşı’ndaki yerini anlatan Malta Askeri Müzesi, Malta Deniz Müzesi ve Fort Rinella ‘da Üç şehirlerde bulunuyor. Fort Rinella 1878’de  İngilizlerin inşa ettiği bir garnizon, içinde yeraltı tünelleri ve odaları var. Dünyanın en büyük topu olarak bilinen Amstrong topu da bu tesisin içinde.Top İngiltere’de inşa edilmiş ve Malta’ya getirilmiş.Ziyaretçilere açık olan kalenin içinde bir de müze bulunuyor.

Bu üç şehri gezmek neredeyse bir gün aldı.

İstanbul, 25 Haziran 2019

Kaynaklar:

-Malta&Gozo,Marco- Polo Seyahat kitabı

-Malta Turizm Bakanlığı yayınları