MİLLETİN KANINI EMEN SÜLÜKLER

Geçen haftadan beri ülkemiz çok önemli bir kaçakçılık ve vurgun olayı ile çalkalanıyor. Bu hayali ihracata dayanan dolandırıcılıkla devletimizin trilyonları bazı gözü açıklarca, kamu görevlilerimizin de rüşvetle satın alınmaları sonucunda götürülüyor. Bu para kimin parası? Bu para devletine güvenen, onun üzerine titreyen ve vergisini veren vatandaşın parası. Değerli okuyucum yani senin paran!

Basında yer alan ilk haber;

“Cumhuriyet tarihimizin en büyük gümrük kaçakçılığına karışmakla suçlanan Altınbaş Holding’le ilgili soruşturma sürüyor. Gözaltına alınan 17 kişinin uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile de irtibatları olduğu öne sürülüyor. Bazı bürokratlar da soruşturma kapsamında” böyle…

Birkaç gün sonra Paraşüt Operasyonu ismi verilen bu dolandırıcılıkla ilgili olarak basında yer alan haberler insanı ülkemizin geleceği açısından çok etkiliyor. Bakın neler yazılıyor;

“Halen aranan Kilis Gümrük Müdürvekili Çetin Kaya ile gözaltındaki Habur Gümrük Müdürü Mehmet Ünlü’ye birer özel araç satın aldığı ortaya çıktı.

Altınbaş’ın Ünlü’nün İngiltere’de öğrenim gören kızının uçak ve öğrenim masraflarını karşıladığı saptanırken, defter kayıtlarında bölgede görevli üst düzey bir askeri yetkilinin eşine de 25 milyar liralık en alındığı belirlendi.

Altınbaş Holding’in Kilis Valisi Güner Özmen için zaman zaman uçak bileti aldığı, tatil masraflarını bile karşıladığı öne sürüldü.

Ankara’daki bürokrasi çevrelerinde iş takibi yapan Altınbaş’ın üst düzeyde çok sayıda bürokrata özel elbiseler yaptırdığı da ortaya çıktı”

Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Talat Şalk tarafından soruşturma çete, kaçakçılık ve rüşvet suçlamaları yönünde yürütülüyor. Bu arada vali görevinden alındı, askeri yetkilinin görev yeri de değiştirildi.

Kamuoyunda Yasin Altınbaş’ın devlet üstün hizmet madalyasıyla ödüllendirilmesinin konu yapıldığını ifade eden Şalk, “Görünüş itibariyle saygın bir işadamı. Ancak sonra böyle şeyler ortaya çıkıyor. Onun gibi kim bilir ne saygınlar var Türkiye’de” diye konuştu.

Bu arada basında yer alan 1996 yılında meydana gelen korkutucu ve bu tip olaylarla ilgili olan bir haberde “İzmir’de hayali ihracat vurgununu ortaya çıkaran Mehmet Yıldırım, sürpriz bir kararla Ankara’ya atandı. Bir buçuk ay sonra’da esrarengiz bir trafik kazasında can verdi” deniliyor.

Türkiye’de son yıllarda değer yargıları, ahlak anlayışı çok değişti, her ne pahasına olursa olsun zengin olmak, para sahibi olmak her şeyin önüne geçti. Öğrencilerimle yaptığım görüşmelerde “paranın saygınlık sağladığını, normal yollarla yeterli para kazanılamayacağını, onun için normal olmayan yollarla da olsa muhakkak zengin olacaklarını söylediklerini çok üzülerek tespit ediyorum.

Doğrucu Davut olduğu için politikada pek başarılı olamayan Prof. Dr. Mümtaz Soysal, köşesinde “Türkiye çürüyor, gün geçmiyor ki, çürüme belirtilerine ilişkin iç karartıcı bir haber duyulmasın. Siyasilerden küçük memurlara kadar uzanan yolsuzluklar, valilerle yargıçları, hatta güvenlik güçlerini içine alan rüşvet hikayeleri. Bu aç gözlülüğü körükleyen bir tüketim çılgınlığı.” Şeklinde içinde bulunduğumuz  ortamı değerlendiriyor.

Hakikaten boyundan büyük yaşama arzusu olarak yorumlayacağımız tüketim çılgınlığı bu olayların ana nedeni. Bir diğer ana nedeni ise ahlaki değerlerin, diğer bir ifade ile dini değerlerin yetişen gençlere verilememesi ve haram-helal’in öğretilememesi…

Yukarıda anlatılan büyük olaylar yanında karşılıksız çekler, ödenmeyen kiralar, başkalarının parasının üzerine oturmalar ve burada sayamadığım yüzlerce yöntemle ülke çökertiliyor ve çürütülüyor.

Yasin Altınbaş’a yardım eden ve Altınbaş’la bürokrasi arasındaki bağlantıyı sağlayan Devlet Demiryolları Şube Müdürü Melahat Özyürek, “Soygunun bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum. Şeytana uydum, çok pişmanım” demesi ne ifade eder… Yasin Altınbaş’la dost hayatı yaşadığı öne sürülen Melahat Özyürek’in bu belirttiğim çürümenin boyutlarını göstermiyor mu?

Değerli okurlarım, Türkiye’yi bu hale getirenleri iyi tanıyalım, bunlarla mücadele edelim. Saygınlık taslayan, böyle fakirin, fukaranın kanını emen sülüklerin başını ezelim… Bunlara siyasi destek sağlayanlara da seçimde oylarımızı vermeyelim.

İstanbul, 10 Haziran 2000

Türkiye, 30.5.2000

Sabah, 30.5.2000

Milliyet, 2.6.2000

Hürriyet, 9.6.2000