ÖCALAN VE İDAM SORUNU

Abdullah Öcalan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kendisine verilen idam cezasının durdurulması ile ilgili olarak başvuru hakkında bugün karar verilecek. Bu yazımı karar açıklanmadan önce yazmayı istedim.

30 bin vatandaşımızın kanlı katili “Apo’nun hakkında yüce yargının verdiği kararın yerine getirilmesine kesinlikle taraftarım. Ülkemizin birlik ve bütünlüğü yıkmak isteyen bu bölücü başının idamı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak oylama Meclis’te bulunduğum 1981-1982 yılların da olsa idi kesinlikle oyun “Evet” olurdu. Bu görüşlere sahip olmama rağmen bu konuda Türkiye’nin bir çıkmaza girdiği üzülerek belirtmek zorundayım. Şöyle ki:

  • Ülkemizde 1984 yılından beri verilen idam kararları TBMM’de bekletilmektedir. 40’ın üzerinde idam kararı onay beklemektedir.
  • 1994 yılında Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Mahkemesi’ne hükümetimiz verdiği bir moratoryumla Türkiye’de idam cezalarının uygulanmadığını ve uygulanmayacağını bildirmiş ve kendisini bağlamıştır.
  • 1984’den beri hükümetler Avrupa Konseyi’nin Ek-6 no’lu protokolü gereğince tüm üye ülkelerin ölüm cezasını kaldırması öngörüldüğü halde, bugüne kadar bu yolda hiçbir adım atmamışlar ve olayı kendi haline bırakmışlardır. Bizimle birlikte Arnavutluk ve Polonya dışında tüm Avrupa ülkeleri idamı kaldırmıştır. Bu aşamada idam cezasının kaldırılması siyasi polemiğe neden olacak ve siyasilerin oy kaygısı ile doğru kararları vermesini engelleyecektir. Bu iş son 15 yıl içinde yapılsa idi sorunlar doğmazdı ve Avrupa ile aramızda gerginlikler yaşanmazdı.

Bütün bu nedenler, burada belirtmediğim diğer hususlar dikkate alındığında ve Avrupa Birliği’ne girmek istediğimiz şu anda Avrupa Konseyi’nin bir üyesi olarak hukuk sistemimizi gözden geçirmemiz, Avrupa’dan düşmemiz ve belki de idam cezasını kaldırarak Fransa’da olduğu gibi “Ağırlaştırılmış Ömür Boyu Hapis”e çevirmemiz gerekmektedir. Bu aşamada Apo’nun idam edilmeyip, ömür boyu hapis olarak tutulmasının Türkiye yararına olacağını, Türkiye’nin iç yapısını sağlamlaştıracağını ve dış itibarını güçlendireceğini ileri sürenler vardır. İnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik, “Bu bir Öcalan meselesi değil, Türkiye meselesidir. Öcalan’ın bize ayak bağı olmasına fırsat vermemeliyiz” ve “Yapmamız gereken bu teröristi gündemimizde bir kum tanesinin ihtişamına gıpta edeceği derecede önemsiz ve işlevsiz kılabilmektir” şeklinde önemli açıklamalar yapmış, kişisel olarak idam cezasına karşı olduğunu belirtmiştir.

Eminim ki, milletimiz ve siyasilerimiz Türkiye’nin geleceği için en doğru kararı verecektir.

İstanbul, 30 Kasım 1999