OPERA VE TÜRKİYE

Opera sanatı eserleri konusunda oldukça az bilgiye, bunları incelemek ve dinlemek bakımından da kısıtlı imkânlara sahibiz.

Lale Devri’nde yaşayan Yirmisekiz Mehmet Çelebi, “Sefaretname” isimli eserinde 275 yıl önce Paris’te opera temsili konusunda kısada olsa bahsetmesi bizim bu sanata ilişkin aldığımız ilk işaretlerdir.

Opera saraya Abdülhamit babası zamanında giriyor. Abdulaziz’in operaya çok meraklı olduğunu görüyoruz. Müziği, operayı seven, sanata duyarlı Abdulhamit, Yıldız Sarayı’nı yaptırıyor. İtalyan operacılar her yıl İstanbul’a geliyor ve sarayda 1-1,5 sene kalıyor. Saray ve hanedana operalar yapıyor, temsiller veriyor.

Çok sesli müzik sanıldığı gibi Cumhuriyet ve Türk Beşleri ile başlamamıştır. Onlar milli anlamda bir kompozisyon ekolünü yaratıyorlar. Osmanlı döneminde ciddi anlamda çağdaş Batı tarzında bir müzik ekolü çıkarmamıştır. Abdülaziz, “İnyitation a la varsa” Valse Davet isimli bir eser yazmıştır. V. Murat piyano için müzik yazmış, 600 sayfa eser vermiştir. Bunlar dans, polke, mazurka veya valslerdir. Bunların dışında sarayda görev alanlarda eserler vermişlerdir. Donizetti Paşa’nın marşları gibi.

Osmanlı İmparatorluğu saray orkestrası diye tanımlayabileceğimiz “Mızıka-yı Humayun” Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanya’da verdiği konserlerle Beethoven’in “Eroika” Senfonisini çalmışlardır. Cumhuriyet kurulduktan sonra Ankara’ya taşınan “Mızıka-yı Humayun” bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın gerçekleşmesini sağlamıştır.

Atatürk, müzikte de yalnız geleneksel çizgiyi devam ettirme gayretinde olmamış, çağı yakalamayı istemiştir. 1934 yılı nutkunda “Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musiki değişikliğinde ölçü, musiki de değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir!” şeklinde düşüncelerini ifade etmiştir. 1936 yılında açılan Ankara Devlet Konservatuvarı çağdaş sanatın sevilmesine geniş ölçüde katkıda bulunmuştur. 19. Yüzyılın ikinci yarısında ulusal müzik okullarının önem kazandığı dönemde Rusya müzik okulunda çok tanınmış bir beşli bulunaktadır. Bundan esinlenerek Türk Beşleri olarak tanınan ve Atatürk tarafından çok sesli müzik yapmaları istenen Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Necil Kazım Akses, Hasan Ferit Alnar ve Ulvi Cemal Erkin Cumhuriyet döneminde çalışmaları ve eserleri ile bu sanat dalının yayılmasına önemli katkılar sağlamışlardır.

Bugün ülkemizde 20’ye yakın konservatuvar 5 Devlet Opera ve Balesi faaliyette bulunmakta ve opera sanatının güzel örneklerini halkımıza sunmaktadırlar. Opera ve Balede Avrupa Ülkeleri arasında imrenilecek bir yere sahibiz. Leyle Gencer, Suna Korad gibi sanatçılar ülkemizin bu alanda da tanınmasını sağlamışlardır.

Ülkemizde opera ve bale serpilip, gelişmekte ve yayılmaktadır. 19. Uluslararası Çorum Hitit Fuar ve Festivali’ne Bilkent Orkestrası’nın davet edilmesinin, bu sanat dalının yöremizde tanınmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.

Güzel olan her şeyi sevmeliyiz. Ben Klasik Türk Müziği’ni severek dinlediğim gibi, Klasik Batı Müziği’ni de severek dinliyorum.

İstanbıl, 8 Temmuz 1999