PROF. DR. AHMET KIŞLALININ ARDINDAN

Zaman zaman bu köşemde yakinen tanıdıklarımın arkasından kendilerinin kaybından dolayı hissettiklerimi dile getirir ve bizleri yaratanın acı ve kabulü zor bu kararı karşısında duyduğum üzüntüyü içime gömerim.

Almanya’da tahsil arkadaşım olan ağabeyi Mahmut Kışlalı ile birlikte yaklaşık iki yıl önce beni evimde ziyaret ettiği zaman kendisi ile ilk defa tanıştım. Konya’nın Yunak ilçesi civarından Fransız asıllı eşi Nilgün’ü kaybettiği trafik kazası ile ilgili olarak Karayolları Genel Müdürlüğü’ne karşı yürüttüğü dava konusunda görüş ve önerilerimi almak üzere bir araya gelmiştik. Aradan yıllar geçmesine rağmen Karayollarımız rastgele döktüğü mıcırların ve gerekli işaretlerin konulmamasının sevgili eşinin kaybına sebep olduğuna inanıyor ve sorumlularının belirlenememesinden dolayı üzülüyordu.

Dava konusunu bir kenara bırakarak bu kısa ziyareti esnasında kendisi ile ilgili edindiğin intibalarımı sizlere aktarmak istiyorum. Kendisi çok efendi, bizim Anadolu tabiri ile çok “Çelebi” bir insandı. Görgülü bir aileden geldiği, iyi eğitim gördüğü ve kendisini yetiştirdiği tüm hareket ve davranışlarla belli oluyordu. Türk olduğunu bilmeseydim kendisini “Avrupalı bir asilzade” zannederdim.

Evet, bu güzel insana birileri acımadan kıydı. Şiddetsiz bir arada yaşamayı bilmeyenler, düşünceye karşı hoşgörü sahibi olmayanlar ve Türkiye’yi karıştırmak isteyenler değerli “Bilim Adamı”, “Kültür Eski Bakanı”, “Gazeteci-Yazar” Kışlalı’yı ortadan kaldırarak, toplumu ümitsizliğe ve kaygıya ittiler. Belki de toplumu kışkırtarak kamplara bölmek, birbirleri ile çatışmalarını sağlamak ve Türkiye’nin kalkınmasını ve demokrasi yönünde ilerlemesini çelmelemek istediler.

İnsanların farklı görüşleri olması ve aynı şekilde tanrı’nın verdiği canı da kendisinin alması herkesin kabul ettiği gerçeklerdir. Siyasi mücadelemizi demokratik yollarla siyasi platformlarda yürütmemiz gerekir. Benim öğrencilerime sık sık söylediğim gibi “farklı görüşlere saygılı olunuz, birbirlerinizle mücadelenizi sevgi ve saygı içinde yürütünüz, şiddete başvurmayınız” düşüncesi toplumumuzda  hakim olmalıdır. İlkel bir girişim olan öldürmekle bir yere varılamayacağını da herkes bilmelidir.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacaktır. Prof. Dr. Kışlalıya karşı işlenen bu suikast Cumhuriyet’e sahip çıkanları daha da bir araya getirecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Yıldırım Akbulut’un yayınladığı mesajda belirttiği gibi, “ Hangi merkezlerden yönetilirse yönetilsin bu tür saldırılar, karanlık emellerine ulaşamayacaktır. Devletimiz ve milletimiz, Yüce Önder Atatürk’ün aydınlık yolunda ilerlemeye devam edecek ve o’nun gösterdiği hedefe mutlaka ulaşacaktır.”

Kendisine tanrıdan rahmet, ailesine başsağlığı diliyoru ve acınız paylaşıyorum.

İstanbul, 24 Ekim 1999