RÜŞVETE BATMIŞ ÜLKE!

Son yazımda, Paraşüt operasyonu üzerinde durmuş ve Türkiye’nin çürüdüğünü vurgulamıştım. Siyasilerden küçük memurlara kadar uzanan yolsuzlukların, valilerle yargıçları hatta güvenlik güçlerini içine alan rüşvet hikayelerinin ülkemiz gündeminin başköşesinde yer aldığını belirtmiştim.

Yazımın ertesi günü, Ankara Sanayi odası tarafından düzenlenen “Türkiye’de ve Dünya’da Devlet-Özel Sektör İlişkileri” konulu anketin sonuçları basında yer aldı. Bu haberle ilgili başlıklardan bazılarını aşağıda veriyorum.

  • İş adamı rüşvete alıştı.
  • Rüşvetsi iş yapılmıyor.
  • İşler rüşvetle yürüyor.

Bu başlıklar ülkemizdeki çürümenin hangi boyutlarda olduğunu açık ve seçik bir şekilde gözler önüne seriyor…

Anketin önemli gördüğüm bazı sonuçları şöyle:

  • İş adamlarının yüzde 68’i iş yaptırabilmek için kural dışı ödemenin yani rüşvetin doğal olduğunu düşünüyor.
  • Yüzde 56’lık bir grup, kural dışı ödeme ile beklenen hizmetin gerçekleştirildiğini ifade ediyor.
  • Rüşvetle beklediği hizmetin anlaşmaya uygun gerçekleşip gerçekleşmediği sorusuna is işadamlarının yüzde 10’u “Her zaman”, yüzde 46’sı “Çoğu kez”, yüzde 18’i ise “Sık sık” diye yanıtlıyor.
  • Rüşvetle işinin hallolamayacağını düşünen iş adamı oranı ise sadece yüzde 4.

Bu sonuçlar ülkemizin en önemli görevlerini yönetenlerin durumunun, vücudunun her tarafını kanser saran insanın durumundan pek farklı olmadığını ortaya koyuyor.

Anket sonuçlarını değerlendiren Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan,

  • “Türkiye’nin ikmale kaldığını ve devlette her kesimin lime lime olduğunu.”
  • “Türkiye’nin dirilişe ihtiyacı olduğunu” önemle vurgulayarak,

“Namussuzluk bile keyifleşmiş, kime, kaç kere, nerede, ne kadar ütüleceğimizi bilmiyoruz. Mevzuat, bürokrasi ve zihniyet terörünü ortadan kaldırmak, devleti yeniden yapılandırmak zorundayız. Türkiye’nin notu, sınıfta kalma notudur. Sivil anayasa yapılmalı, hesap verme dönemi açılmalı, hiç bir şey yapanın yanına kar kalmamalı. Sorunları gizlemektense ahlaksızlığı ortadan kaldırmalıyız.” Diyerek konuya tüm ilgililerin ve halkımızın dikkatini çekmiştir.

Değerlendirmeyi size bırakmayı istiyorum…

İstanbul, 14 Haziran 2000

Sabah, Hürriyet, Milliyet ve Yeni Binyıl gazetelerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.