TAKSİM TOPLANTILARI DIŞA AÇILDI

İstanbul’da belirli zamanlarda, genelde ayda veya iki ayda bir defa bir araya gelinerek yürütülen “Taksim Grubu” toplantılarının daha verimli ve etkin olabilmesi için bazı yenilikler ve biçimsel değişiklikler yapılmasına karar verilmiş ve dün akşam yapılan toplantının NTV’den yayınlanması kararlaştırılmıştır.

22 yıldan beri yürütülen bu toplantıların 109’uncusu dün Sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in katılımı ile gerçekleştirilmiş olup 110’uncusu 26 Haziran akşamı Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu konuşmacı olarak katılacaktır. Gelişmiş ülkelerde “Think Tank” diye isimlendirilen, çeşitli konularda görüşler oluşturan “Düşünce Kuruluşları’na” benzer bir şekilde hizmet yapan bu gruba, eski ve yeni siyasetçiler, işadamları, öğretim üyeleri, kamu görevlileri, basın mensupları ve mesleklerinde sivrilmiş kimseler dahil olup, sayıları 400 civarındadır. Bu kuruluşlar hiçbir siyasi parti ile irtibatlı değildir. Hemen hemen ülkemizdeki mevcut her siyasi parti görüşünün temsil edildiğine inandığım bu toplantılara 12 yıla yakın bir süreden beri katılmaktan büyük haz duyuyorum.

Bu toplantılara 11. defa konuşmacı olarak katılan Sayın Cumhurbaşkanımız “Seçim Sonrası Türkiye” konusunda konuştu ve sorulan soruları cevaplandırdı. Dikkatimi çeken satırbaşlarını aşağıda bilgilerinize sunuyorum;

  • Elli yıldan beri demokrasi, çeşitli iniş ve çıkışlara rağmen yürütülmüştür. Bu seçimler dünyaya Türkiye’de demokrasi olduğunu göstermiştir.
  • Yüzyıllar boyunca “Padişahım çok yaşa!” diye kul olmayı kabul edenlerin, demokrasiye sahip çıkmaları, çok önemli olup atılımları gerektirir.
  • 1876’dan beri Anayasa’yı tartışan bir ülkeyiz. 18 Nisan seçimlerinde bu tartışmaları bir tarafa ve geride bırakarak bugüne geldik. 2000 yılına Türkiye demokrasi içinde girecek
  • Adam başına gelir 1000 dolardan aşağı ise demokrasiyi korumak zordur. Siyaset insanları birbirine düşürür.
  • Siyasi partilerin alt kültürleri etkilemesi, üniter devleti etkileyecektir. Bundan kaçınılmalıdır.
  • Amerika’ya ve Fransa’ya gittim, hiç kimse bana seçimlerde askerin etkisini söylemedi. Halk seçimle demokrasiye hakim oldu.
  • Seçimlerden tek parti hükümeti çıkmadı, koalisyon olacak. Batı demokrasilerinde bu her zaman vardır.
  • Berlin duvarının yıkılışının 10. yılıdır. Bloklaşma bittiği gibi sağ-sol kutuplaşması da kalkmıştır. Siyasi ayrım azalmış olup siyasi aitlik kalkmamıştır.
  • Kimlik arayışı, ulus devleti aşındırmıştır. Türkiye de bundan etkilenmiştir.
  • Partilerin 1980’den sonra kapatılması, merkezdeki partileri etkilemiştir. Merkez sağdaki erime dikkat çekicidir. 14 milyon oy saf değiştirmiştir. Ayrıca 3.5 milyon yeni oy olmasına rağmen MHP ve FP oylarının toplamında yüzde 2’lik bir artış olmuştur.
  • Siyasetçilerin, siyasi kurumlara itibar kazandırması gerekir. Halkın seçimlerden önce siyasi partilere, siyasetçiye ve TBMM’ye itimatı en alt noktada olduğu unutulmamalıdır. Son Meclis’te bulunan bir parti hariç hepsi oy kaybetti.
  • Yönetenler, yönetilenlerin kendileri için var olduklarını sayıyorlarsa çok yanılıyorlar.
  • Münferit olaylar oluyor. Bunu genelleyip, kurumlara taşıyamayız. Vazgeçemeyeceğimiz kurumları korumamız gerekir.
  • Hükümetin kurulması ile güven ortamı doğacak, Meclis’te birlikte bekleyen yasaların çıkarılması halka güven verecektir.
  • Terör, ülkemizin en önemli sorunudur. Dış dünyayı terör hakkında ikna etmeliyiz. Bu bir kurtuluş olayı değil, kanlı terördür.
  • Apo mahkemesi eleştirilmeyecek şekilde yürütülmelidir. Avrupa’dan kopmamalıyız. Bunun için Avrupa’ya kulak vermeliyiz. Devlet Güvenlik Mahkemeleri yapısının hiç kimsenin hiçbir şey diyemeyeceği şekilde değiştirilmesi gerekir. O zaman hiç kimse bir şey diyemez. Avrupa’ya karşı göstereceğimiz reaksiyonlar Türkiye’nin menfaatlerini sağlayacak yönde olmalıdır.
  • Kosova olayında Türkiye NATO ile birlikte taraftır. Türkiye ahd-i vefası olan büyük bir devlettir. Kosova’ya sahip çıkmalıyız.

Konuşmasına benden ne beklediğimi bilemem, ama yine de ben bildiğim gibi anlatacağım diye başlayan Sayın Demirel, enflasyonun halen yüksek oluşu, iş hayatının içinde bulunduğu zorluklar, turizm sektörünün problemleri, bütçesiz Türkiye, kamu gelirlerindeki daralma gibi konulara zamanın yetmemesi nedeniyle geniş olarak giremedi. Fakat, bunların çok önemli olduğunu vurguladı.

Sabrınızı taşırmamak için sorulan sorulara Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği cevapları bundan sonraki yazımda anlatacağım. Sizlerin NTV’yi seyretmemiş olacağınızı düşünerek epeyce not tuttum.

İstanbul, 26 Mayıs 1999