TAKSİM TOPLANTISI VE SORULAR (2)

Cumhurbaşkanımızın katıldığı toplantıda, sanatçı kişiliği kadar siyasi tarafı ile de tanınan Metin Akpınar, şu soruları ile “Her şey var, her şey öngörülmüş neden yapmıyorlar? Ve “Başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?” katkıda bulundu. Cumhurbaşkanı, seçim var ama parlamento hükümeti ayakta tutamıyor. 1989’dan beri 11. Hükümet, evet her şey var ama yapmak için hükümet lazım” ve “Başkanlık sisteminde halk meclisi ve başkanı seçiyor. Başbakanlıkta hükümetin Meclis’ten güvenoyu almasına lüzum yok. Koalisyondan, parçalı hükümetten şikayet edenlerin vardığı nokta budur. Siyasi bunalımlardan bıkanların bulduğu çare başkanlık sistemidir. Başkanlık sisteminde hem başkan var hem hükümet var, hem meclis var, geldi-gitti yok. Hiçbir zaman hanedanlık olmaz, çünkü dört yıl için seçeriz” şeklinde cevaplandırdı.

Maliye eski bakanlarından Ziya Müezzinoğlu’nun “Devletin ıslahı konusunda bir çalışma yaptınız mı?” sorusunu, Cumhurbaşkanı “Evet, bu konuda çalışmalar yapılmıştır, ama ne yazık ki uygulama olanağı az oldu. Devletin bir reforma ihtiyacı vardır. Etkili, işleyen, halkın desteğine sahip devlet gereklidir. Yeniçağa uygun, çabuk karar alabilen bir şekilde organize edilmelidir. Devlet, menfaat dağıtılan yer olmaktan çıkarılmalıdır. Devlet, paraya taalluk eden işlerden çekilmelidir. Bu faaliyetler vatandaşa bırakılmalıdır. Dün işadamımız yoktu ama bugün var. 134 ülkeye Türk işadamı gitmiştir. Yalnız Almanya’da 5000 Türk işadamı vardır” açıklaması ile cevaplandırdı.

Tanınmış mimar ve yazar Aydın Boysan, Taksim Toplantılarının renkli kişilerinden birisi olup sorduğu nüktedan soruları ile dikkati çeker. Bu toplantıda “Kapatılan bir partinin lideri, yasaklı olduğu halde siyasi faaliyetler içindedir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” ve “Başkan olmayı istiyor musunuz?” sorularını yöneltti. Cumhurbaşkanı, “Türkiye’nin kanuni mercileri vardır. Savcıya intikal ettirirler. Türkiye’de hiçbir şey yapanın yanına kalmaz, yakasına yapışılır” ve “Mevcut görevimi yüz akı ile tamamlamaktan başka niyetim yoktur. Ben bir kişiye bile bu mevkiye bir daha talibim dedimse yarın görevimi bırakırım” şeklinde cevaplandırdı.

“Siz ne bekliyorsunuz bilmiyorum ama ben kendi bildiğim gibi konuşacağım. Aslında kimseyi incitmeden konuşmak da o kadar kolay değil ama neyse” diye başladığı konuşmasını, dinleyicilerden gelen kısmen incitici olan soruları da kendine has güzel hitap şekli ile sakin ve başarılı bir biçimde cevaplandırdı. Üç saat kadar ülkemizin içinde bulunduğu sorunları ve çözümlerini Cumhurbaşkanımızın ağzından duymak insanı etkiliyor. Toplantıdan çıkıp evime doğru giderken, yeni seçilen Meclis’e ve yeni oluşturulan Hükümet’e büyük görevler düştüğünü düşündüm ve ülkemin geleceği açısından onların en samimi hislerle başarılı olmasını temenni ettim.

Eğer sizleri sıkmadı isem bu düşünce kuruluşunda 26 Haziran akşamı Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun yapacağı konuşmayı sizlere sunacağım.

İstanbul, 2 Haziran 1999