TÜRK TURİZMİNE GİZLİ AMBARGO

Geçen hafta bir toplantı nedeniyle Almanya’nın Stuttgart kentinde idim. Mayıs ayı içinde de Münih’te bir fuara katıldım.

Bu iki gezimde de Türk turizminin içinde bulunduğu sorunları anlayabilmek için bazı seyahat bürolarına girdim ve görevlilerle konuştum. Zamanımın bol olduğu akşam saatlerinde ise, vitrinlerini inceledim.

Mayıs ayında hiçbir firmanın vitrininde Türkiye seyahatleri ile ilgili bir duyuru yokken, bu ay bazılarında çok kısıtlı da olsa ilanlara rastladım ve sevindim. Seyahat bürolarında çalışanlardan öğrendiğime göre şu anda Türkiye’ye pek bir talep yokmuş. Bunun nedenini öğrenmeye çalıştım. Tespitlerimi aşağıda sunuyorum.

  • 1998 Aralık ayının ikinci yarısından sonra yapılan rezervasyonlar (yer ayırtma) önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15-20 daha yüksek seyir izlerken, şubat ayının ikinci yarısından itibaren yani Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp, Türkiye’ye getirilmesinden sonra önemli rezervasyon iptalleri meydana gelmiş.
  • Aynı tarihlerde Avrupa ülkelerinden birçoğunda olduğu gibi Almanya terör gerekçesini risk olarak gösterip “Türkiye’ye gitmeyin” uyarısını yapıyor.
  • Diğer taraftan Avrupa Birliği “Apo” bahanesiyle “Turizm ambargosu” uyguluyor ve turizm gelirlerini Avrupa Birliği (AB) sınırları içerisinde tutmaya çalışıyor.
  • Yunanistan ve PKK’nın Avrupa’da sürdürdükleri Türkiye aleyhtarı propagandalar da AB’nin işine yarıyor. Bilhassa PKK’nın propagandalarının etkisinde kalan Avrupa ve Almanya medyası da ülkemize gidilmesi tehlikeli bir ülke olarak lanse (tanıtmak) ediyor.
  • İstikrarsız hükümetlerin (son 10 yılda ortalama ömürleri 8 ay) zamanında tehlikeyi görüp, gereken tedbirleri almaması, uluslararası medyada tanıtımın istenilen seviyede olmaması turist girişini artıramıyor.

Değerli okuyucularım, turizm faaliyetlerimizi olumsuz etkileyen faaliyetlerimizi olumsuz etkileyen daha çok faktör var. Bunları bir tarafa bırakarak mevcut durumu bir gözden geçirelim;

  • Geçen yıl sayıları 9 milyon civarında olan turistler ülkemize resmi kayıtlara göre 7 milyar dolar döviz girdisi sağlamış oldukları;
  • Bu sene bu sayının 6-7 milyon civarında olacağı ve en fazla 4 milyar dolar bırakacakları;
  • Akdeniz ve Ege’de turist azlığı nedeniyle 5 yıldızlı otellerin yabancı tur operatörlerine 18 mark gibi görülmemiş bir ucuz fiyatla yatak teklif ettikleri;
  • Foça’daki Fransız Tatil Köyü, 2.5 yıldır ilk kez açılmadığı, Kemer’dekinin ise ilk kez erteleyerek geçen hafta sonu açıldığını ve bu köylerin turizmin barometresi olduğunu basında okuyoruz.

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Talha Çamaş, yılın ikinci yarısının Türkiye’nin müşterilerini çeken ülkelerin Haziran ayından sonra kapasitelerini dolduracaklarını, işte o zaman bu ülkelerden taşanların bize yöneleceğini ve bu yıl da Türkiye’nin “Last Minute” denilen son dakika satışlarına katıldığını belirterek bu talebin Türkiye’ye çekilebilmesi için sektörün ayakta tutulması gerektiğini vurguluyor.

İnşallah yeni kurulan hükümet gerekli önlemleri alır ve turizm tekrar eski günlerine kavuşur.

İstanbul, 22 Haziran 1999