TÜRKİYE’Yİ SOKAKTA MI BULDUK?

Bu sabah gazetemi elime aldığımda, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Abdullah Öcalan’ın örgüte destek verdiğini açıkladığı devletleri sert şekilde eleştirerek, “Kosova olayıyla Güneydoğu olayını benzetmeye çalışan densizler ortaya çıkmıştır. Bir benzerlik arıyorsanız, Miloseviç ile PKK’yı benzetin. Çünkü ikisi de öldürüyor. Türkiye’yi pazarlık konusu yapmayız. O zaman büyük Atatürk ayağa kalkar, eline sopayı alır kovalar” şeklinde beyanatını okudum.

On beş gün kadar önce “Dış Siyaset Yugoslavya” başlıklı yazımda, Arnavutluk eski Cumhurbaşkanı Sali Berşa’nın “NATO harekatını sonuna kadar destekliyorum. NATO bu harekatıyla devletlerin hükümranlığından çok, insanların haklarına saygı duyduğunu gösterdi. Bu doğru bir tavır. Bundan sonra en olumlu sonucu verecek adım halkaların self-determinasyon ilkesinin önüne konmasıdır” tarzındaki açıklamasının dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştim.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri öncesi Avrupa Birliği (AB) üyesi 15 ülkenin 11’inde iktidar olan ve ikisinde koalisyon hükümetlerine katılan sosyalist ve sosyal demokrat parti liderlerinin katıldığı “Avrupa solu zirvesinde”, “Avrupalılık” kavramı da tartışılmıştır. Zirvenin mimarı Fransa Kültür eski Bakanı Jack Lang, konuşmasında, “Avrupa Birliği yalnızca ekonomik çıkarlar ve düzenlemelerden ibaret değildir. Demokrasi ve insanlığa verdiğimiz değerleri yalnız sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da savunacağız. Gelecekte ve gerekirse, bugün yaptığımız gibi, Kürt halkını da savunup koruyacağız. AB’nin ne stratejik ne de ekonomik çıkarları, diktatörle mücadelemizi önleyemez” dedi. Toplantıya katılan tüm liderlerin gelecekte “Avrupa demokrasi anlayış ve değerlerini gerekirse silahla savunmak” yolundaki fikir birliği dikkat çekti.

Abdullah Öcalan’ın yargılanmasının başladığı akşam, dünyanın her tarafında haberleri dikkatlice izlenen ve İngilizce yayın yapan CNN’de, Türk gazeteciler ve Kürt temsilcilerin katıldığı ve dinleyicilerin soru sorabildiği haber programında Kürt temsilcinin devamlı olarak “İnsan hakları için Kosova’ya giden milletler, neden Türkiye’nin Güneydoğusuna gitmiyor tezini işlemesi dikkat çekiyordu.

Burada kısaca birkaç örneğini verdiğim açıklamalar Türk Milleti’nin öfkesine sebep olmuştur. İşte bu nedenle Cumhurbaşkanımız yukarıda bir kısmını verdiğim konuşmasını İstanbul’da Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapmıştır. Güneydoğu sorununu, Kosova olaylarına benzetenlerin “Hiçbir şeyden habersiz, hadiselerin cahili ve kötü niyetli” olduğunu belirten Demirel, “Bu benzetmeyi yapanlara sert cevap veririz. “Siyasi çözüm bulmalısınız” diyenlere söylüyorum, Türkiye’de hiçbir hükümet, hiçbir parlamento Türkiye’yi pazarlık konusu yapamaz. Türkiye’yi sokakta mı bulduk?”

Evet, değerli okuyucularım, TÜRKİYE’Yİ SOKAKTA MI BULDUK? O halde birlik ve beraberlik içinde olalım, yurtdışında tezgahlanan oyunlara gelmeyelim. Bilmeyenlere “VATAN BİR, MİLLET BİR, BAYRAK BİR” diye hep birlikte haykıralım.

İstanbul, 3 Haziran 1999

  • Mine G. Kırıkkanat, “Avrupa değerlerini silahla savunuruz” Milliyet 29.05.1999
  • İhsan Yılmaz, “Demirel’den Batıya Sert Uyarı” Milliyet, 03.06.1999