TÜRSAB KÜLTÜR SOHBETLERİ -HATTUŞA (1)

Yaklaşan Ramazan Bayramınızı en iyi dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluk ve başarı diler, saygı ve selamlarımı sunarım.

 

Çorumspor’un 2.Lige çıkması bir dış Çorumlu olarak beni çok sevindirdi. Başarılarının devamını dilerim.

 

TÜRSAB tarafından tertiplenen Kültür Sohbetleri Söyleşi Serisinin ilki Son Kazıların Işığında Hattuşa: Efsanevi Hitit İmparatorluğu’nun İzinde başlığıyla 19 Nisan 2019 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Dolmabahçe Salonu’nda gerçekleştirildi.

Bu toplantıya, Hitit İmparatorluğunun merkezi Hattuşa’nın bulunduğu Çorum ili doğumlu bir kişi olarak ve arkeolojik açıdan bu kazı alanında son gelişmeler hakkında da bilgi edinebilmek için katıldım ve toplantının sonunda salonda bulunan tek Çorumlu olarak katılanlara, Hattuşa’yı ve Çorum’u ziyaret etmelerini önerdim.

TÜRSAB Kültür Turizmi İhtisas Komitesi adına FEST Travel Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Pekin bu toplantının moderatörlüğünü yaptı. Konuşmacı olarak Hattuşa-Boğazkale Kazıları Başkanı ve Alman Arkeoloji Enstitüsü mensubu Prof. Dr. Andreas Schachner ile İstanbul Üniversitesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Hititoloji Ana Bilim Dalı mensuplarından Dr. Öğretim Üyesi Metin Alparslan katıldılar.

Konuşmacılar, konuklara UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Hattuşa Antik Kenti’nde 112 yıldır devam eden kazıların dünya tarihi ve belleği içinde açtığı yolu anlattılar. 500’den fazla dinleyicinin katıldığı toplantı sponsorluğunu FEST Turizm üstlenmişti.

Prof. Dr. Andreas Schachner 14 yıldan beri Hattuşa’yı kazmakta, Dr. Öğretim Üyesi Metin Alparslan ise 10 yıldan beri Hitit ve Ege ilişkisi üzerinde yoğunlukla çalışmaktadır. Anlatılanlardan not alabildiğim Çorum’un bu zenginliği hakkındaki önemli hususları aşağıda kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu kısa bilgiler konuşmacı sırasına göre verilmiştir.

Dr. Öğretim Üyesi Metin Alparslan sunumu

  • Hitit Medeniyeti 450 yıl sürmüştür. Hititlerden(M.Ö 1650-1200) önce bölgede Asurlular (M.Ö. 1950-1720) etkin olmuşlar. Asurlular kurdukları ticaret ağı ile Hititlere kumaş vs. getirip gümüş ve bakır satın almışlardır. Asurlular ticareti geliştirmek için karumlar (ticaret merkezi, pazar) kurmuşlardır.
  • Asurlular Anadolu’ya yazıyı getirmişlerdir. O zamana kadar Anadolu insanı analfabet durumdadır, yani okuma ve yazma bilmemektedir. Buna rağmen Hititler, Asur yazısını kullanmayıp eski Babil çivi yazısını kullanmışlardır. Yazı aracı olarak Stylus kullanarak çivi yazısını tabletlere yazmışlardır. Stylus, bugün modern cep telefonu ve tablet kaleminin de adıdır.
  • Hititçe, 104 yıldan beri okunabilmektedir. Bedrich Hrozny isimli Çek asıllı Asurolog ilk defa okuyor ve çözüyor ve bu dile de Avrupa dili diyor.
  • Hititler iki yazı türü kullanıyorlardı bunlardan biri çivi yazısı olup devlet katında resmi yazışmalarda kullanılıyor, diğeri ise halk tarafından kullanılan hiyeroglif yazısı idi.
  • Bulunan tabletlerde kralların listesi, Hitit İmparatorluğu haritası, Hitit ve Mısır uygarlıkları arasında imzalanan Kadeş Antlaşması önemlileri olarak görülüyor. Kadeş Antlaşması, dünyada ilk yazılı barış antlaşması olduğu için Batı’da geniş tanınırlığa sahiptir. Kadeş antlaşmasının bir replikası 1970 yılında Türkiye tarafından Birleşmiş Milletlere hediye olarak verilmiş olup bugün halen Birleşmiş Milletler New York merkezinde sergilenmektedir.

Resim 1: BM New York binasındaki Kadeş Antlaşması replikası. Kaynak: UN_photo twitter sayfası.

  • Hititler bin tanrılı din ile tanınıyorlar ve etnik kökenlerine göre gruplandırılıyorlar.
  • Hititlerin geliri tarım ve hayvancılığın yanında ganimete dayanıyordu. Aynı zamanda küçük hacimli bir ticaretleri vardı. Yazılmamış olan yeraltı zenginliği kalay ve bakıra dayanmakta idi. Mülkiyet ise tapınağa aitti ve tapınağın başında da büyük kral bulunuyordu. Saray (Krallar) ve şahıslar mal ve mülk sahibi olabiliyordu.
  • Ticaret gümüşe bağlanmış olup ticarette önemli bir yer tutan şarap buğdaydan daha pahalı durumdaydı.

Prof. Andreas Schachner sunumu

  • Kendisi Alman Arkeoloji Enstitüsü kadrosunda yer alıyor ve bu Enstitü 112 yıldan beri bölgede çalışıyor.(1834’te bölgeye ilk defa gelmişler) İlk kazı 1906’da Almanlar tarafından başlamış. Kendisi 14 yıldan beri kazıyor ve restorasyon yürütüyor.
  • Dokunulmamış bir doğa içinde yer alan Hattuşa milli park olarak kullanıyor.
  • Burası için Frig ismi de kullanılmaktadır, kendisi bunu kullanmak istemiyor. M.Ö 800 yıllarında bu demir işleyen halk, işine Roma ve Bizans dönemine kadar devam ediyor.
  • Bölgede Pitos denen tahıl ve şarap depolamak için kullanılan küpler bulunmakta ve bu küplerin içerilerindeki kalıntılar kendilerine Hitit Uygarlığı’nda yaşayan insanların beslenme alışkanlıkları ve günlük yaşamlarına dair önemli ipuçları vermekte.

(Sürecek)