ÜLKE TEKRAR KARANLIK!

İki gündür İstanbul’da ve tüm Türkiye’de elektrik kesintileri başladı. Türkiye’ye Ukrayna, Romanya, Bulgaristan üzerinden gelen Rus doğalgaz miktarının azalmasının ve gerekli basınçta olmamasının bu kesintilerinin nedeni olduğunu açıklayan Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, “Ama gözüken odur ki, gerek doğalgaz konusunda gerekse ona bağlı olarak elektrik konusunda biz hep böyle bütün kışı bıçak sırtında, elimiz kulağımızda geçirmek zorunda kalacağımız gibi gözüküyor” sözleri ile durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koydu.

Ülkelerin kalkınmışlığı tükettikleri enerji miktarı ile de belirlenir. Bu miktar kişi başına ülkemizde yılda 2000 kW olduğu halde gelişmiş ülkelerde 8000-10000 kW/saat’tir. Benim gibi bu ülkelerde uzun yaşamış olanlar, afetler gibi olağanüstü durumlar dışında elektriğin hiç kesilmediğini bilirler.

Eğer, ülkemizin arzuladığımız şekilde kalkınmasını istiyorsak önümüzdeki on yıl içerisinde bugün ürettiğimiz miktarı (144 milyar kW/s) en az iki misline çıkarmak zorundayız. Türkiye’nin elektrik açığı 1975-1985 yılları arasında hızla artmıştır. Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarının devreye girmesi ile elektrik açığı azalmış, giderek dengelenmiş ve kısmen ihracata geçilmiştir. Ne yazık ki zamanında önlem alınmadığı için elektrik enerjisindeki açık 1998 yılında önemli bir miktara ulaşmıştır. Bu açığı hızla kapayabilmek için kurulan doğalgaz santrallerine gerekli gaz sağlanamadığı için şu anda bunlar devamlı çalışamamaktadır. Elektrik enerjisindeki açığın ana nedeni buradan kaynaklanmaktadır.

Durum bu kadar sıkıntılı iken ülkemizde herkes günlerini gereksiz tartışmalarla geçirmektedir.

  • Rusya’dan Karadeniz’in altından geçirilecek bir boru hattı ile doğrudan getirilecek “Mavi Hat” inşa edilsin mi?
  • Nükleer santral kurulsun mu? Kurulmasın mı?
  • Hidroelektrik mi? Termik Santral mi? Nükleer mi? Temiz enerji mi?
  • Türk Cumhuriyetlerinden sağlanacak doğalgaza ihtiyacımız var mı?
  • Bakü-Ceyhan Petrol boru hattı gerekli mi?

Hususlarında oluyor ve ülkemizin her geçen gün zorluklar içinde yaşamasına neden oluyor.

Nereden elektrik sağlamamı mümkünse bu yatırımları bir an önce yapmalıyız. Gerekirse Çin’de olduğu gibi en küçük derelerdeki potansiyelden faydalanarak enerji üretmeliyiz. Ayrıca kaynağı dışarıda olan enerji türlerinin Türkiye’yi zora sokacağını da dikkate almalıyız.

1978’li yıllarda yaşadığımız sıkıntıları tekrar yaşamayı istemiyoruz. İlgililer gereğini yapınız…

İstanbul, 1 Aralık 1999