YEDİNCİ KITA -3-

Ozan Atalan’ın çalışması, insanların yayılma faaliyetlerinin bedelini odağına alıyor. Uygarlığın sınır tanımadan büyümesi ile doğanın ortadan kalkması arasında bağlantı kuruyor. Monokrom adlı manda iskeleti yerleştirmesinde İstanbul’a özgü bir canlı olan mandanın yaşam alanlarına müdahaleyi gösteriyor. Yeni İstanbul Havalimanı ve Boğaz’a üçüncü köprünün inşasıyla Kuzey Ormanlarına  yapılan kentsel müdahale bölgeye özgü bu canlı türünün zorla göçüne neden oluyor. Yerleştirmesinin yanı sıra sanatçının Kemerburgaz’da çektiği bir belgeselde mandaların yaşam alanlarını ve inşaat çılgınlığının bu alanları nasıl yok ettiğini gösteriyor. Ayrıca odada bulunan heykel bileşeninde, toprak üzerine dökülmüş beton platform üzerine bir manda iskeleti yer alıyor.

 

Jonathhod de Andrade, Latin Amerika’nın sömürgecilik mirasını, bölgedeki şiddeti ve kendi deyimiyle “acil meseleler ve huzursuzluklar”ı inceliyor. O Peixe (Balık), Brezilya’nın Piaçabuçu ve Coruripe bölgelerindeki balıkçılar ile çekilmiş. Filmde balıkçıları bir ritüel gerçekleştirirken görüyoruz. Önce balığı yakalıyor, ardından usulca göğüslerine bastırarak avlarının nefesinin kesilmesini bekliyorlar. İnsan ile doğa ilişkileri özelinde şefkat ve boğma ifadelerinin nasıl iç içe geçebildiğiyle ilgileniyor.

 

* * *

Dünya bugün neredeyse kendi kapasitesinin iki katını tüketmektedir. Diğer bir ifadeyle, dünyaya bir dünya daha lazımdır. Eğer Çin, Amerika gibi bir tüketim toplumuna dönüşse, ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması için beş tane daha Dünya’ya ihtiyaç duyulacaktır.

Yukarıdaki anlatımlardan da görüldüğü gibi Dünya’da her geçen gün tüketim artmakta, bu artış dünya kaynaklarının hızla azalmasına hatta bitmesine sebep olmaktadır. Bugün 7,5 milyar olan dünya nüfusunun asrın sonunda 11,2 milyara ulaşacağı dikkate alındığında dünyanın geleceği hakkında kaygı duyulması kaçınılmazdır.

Bugün tehlike çanları çalmaktadır. Yediğimiz canlılarda ve balıklarda artan bir şekilde plastik atıklarına rastlanmaktadır. Okyanuslara her sene 9 milyon ton plastik atık bırakılıyor. Türkiye’den denizlere karışan plastik atık miktarı ise yıllık 50 bin tonun üzerinde. Denizler, sular ve havadaki plastik maddeler insan sağlığı üzerinde tehlikeli sonuçlar doğuruyor. Yediğimiz besinden içtiğimiz suya kadar büyük risk altındayız.

Uzmanlar okyanusların 2050’ye kadar balıktan çok plastik atık içereceğini söylüyor. Dünya üzerinde plajlardaki atıkların %85’ini plastik maddeler oluşturuyor. Denizleri korumak ve 7. Kıtanın daha da büyümemesi için Bienalin de dikkat çektiği gibi atıkları kaynak olarak görmemiz ve yeniden değerlendirmemiz gerekiyor. Bienalin dikkat çektiği bir diğer husus da doğanın ve çevrenin korunmasının insanlığın sürdürebilirliği için önemli olduğudur.

16. İstanbul Bienali için ekolojik sorunlar karşısında sanatın güncel durumunu pek çok sanatçı, düşünür, antropolog ve çevreci ile birlikte araştırmak için bir çıkış noktası oluşturuyor.

 

Bienalin bende yarattığı etkiyi özetlersem; Dünya, “atılan şeyler ülkesi” olmamalıdır. Sizlere de atık sorununa farklı açıdan bakmayı sağlayan bu bienali internetten daha detaylı incelemenizi tavsiye ederim.

 

Kaynaklar:

– http://www.milliyet.com.tr/16-istanbul-bienali-yedinci-kita-yi-kesfedebilmek-molatik-13049/

– www. Habertürk.com/ bienal- nedir- 1753134

https://m.bianet.org/bianet/sanat/212858-16-istanbul-bienali-7-kita-attigimiz-seyler-ulkesi

– Ahmet Samsunlu, “Dünya Küresel Kullanım Limitini Hızlı Tükettİ”, Çorum Haber, 19.8.2019

– Ahmet Samsunlu,16.İstanbul Bienali-“ Yedinci Kıta”, Su& Çevre Teknolojileri dergisi, Kasım 2019

 

 Bienal, Fransızca “ her bir diğer yıl “ anlamına gelen ve iki yılda bir düzenlenen etkinliklere verilen addır. Çoğunlukla kültürel ve sanatsal faaliyetler için kullanılan bir terimdir.. En eski bienal 1895’ten beri düzenlenen Venedik Bienali’dir

Bienal’in TDK anlamı “Bir yıl ara ile, iki yılda bir” olarak kayıtlara geçmiş. Türkiye’de de 1987 yılından beri düzenlenen ve her iki senede bir tekrarlanan Uluslararası İstanbul Bienali bulunmaktadır. 1987’ye kadar Uluslararası İstanbul Festivali bünyesinde gerçekleştirilen plastik sanat sergileri, bu tarihte İstanbul Bienali adı altında ayrı bir etkinlik haline getirilmiştir.

** Küratör, genelde sergilerin oluşturulmasından açılışına kadar geçen her aşamayı ayarlayan insanlar. kimin/kimlerin katılacağı, yerleşme planı, hatta katılanların işlerini nasıl yerleştirecekleri, mekan, medya, sponsor işleri ile uğraşırlar.