YENİ BİR BİN YILA GİRERKEN

Bir yılı geride bırakırken insan kişisel olarak geçmiş yılın muhasebesini yapar ve gelecek yılın daha mutlu geçmesini temenni eder. Bu sene yeni bir yıla girerken, yeni bir yüzyıla ve yeni bin yıla adımımızı atıyoruz. Bu nedenle dünyanın her tarafından ve bilhassa batı ülkelerinde muhteşem “Milenyum Kutlamaları” için hazırlıklar yapılıyor. Yılbaşı gecesi Berlin, Paris, Washington gibi büyük kentlerde görkemli bir şekilde kutlanacak.

Yeni bin yıla girerken muhteşem şekilde ışıklandırılmış ve süslenmiş kentlerde konserler verilecek, havai fişekli ve lazer ışıklı gösteriler düzenlenecek.

Türk toplumunun büyük bir çoğunluğu yılbaşını, her zaman olduğu gibi üstelik bu sene Ramazan ayına da rastladığının bilincinde olarak ailesi ile birlikte televizyon seyrederek geçirecektir. Esasen dar gelirlilerin geçim derdine düştükleri bir dönemde Yılbaşı ve Bayram nedeni ile gazetelere verilen yurt içi ve yurt dışı gezi ilanlarına göz atmaları mümkün değildir. Birkaç büyük kentte yaşayan ve ülkemizde elde edilen gelirin yüzde 55’ini elde eden yüzde 20’lik bir kesim dışında kalanların binlerce dolar vererek ne Antalya’ya ne de Paris’e, Roma’ya, Londra’ya gitmesi mümkün değildir.

Yeni bir yüzyıla ve bin yıla girerken ilk önce geriye doğru bir değerlendirme ve sonra da ileriye yönelik düşüncelerimi ortaya koymaya çalışacağım.

  • İkinci Dünya Harbi sonunda oluşan iki kutuplu dünya düzeni 1989 yılında Berlin Duvarının yıkılışı ile tek kutuplu (Washington) oldu.
  • Komünizm çöktü, demokrasi ve serbest piyasa ekonomisi etkin hale geldi. Bu gelişme ile Amerika dünyanın süper gücü oldu.
  • Sovyetler Birliği’nin çöküşü Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’nin doğmasına ve ülkemizin dünya siyasetinde daha da önem kazanmasını sağladı.
  • Bosna ve Kosova’da yaşanan insanlık dramı bilhassa Amerika’nın ağırlığını koyması ile belirli bir çözüme kavuşturuldu ise de Çeçenistan trajedisi devam etmektedir.
  • Yirminci yüzyıla damgasını vuran batı ülkeleri arasındaki yerimizi Avrupa Birliği’ne aday ülke olarak daha sağlamlaştırmış ülke olarak daha sağlamlaştırmış bulunmamıza rağmen, oluşturulmaya çalışılan Avrupa Silahlı Kuvvetler kuruluşunda Avrupa Birliği üyesi olmamızdan tam olarak etkili olamıyoruz.
  • Bakü-Ceyhan petrol ve doğalgaz boru hattının yapılmasının karara bağlanması hem Türk Cumhuriyetleri’ni Rusya’dan daha bağımsız hale getirecek hem de Türkiye’yi bir enerji koridoru haline dönüştürecektir. Mavi Akım projesi ve nükleer santral kurulması kalkınmamız için gerekli enerjiyi sağlayabilmemize imkan verecektir.
  • Ülkemizin en önemli sorunu enflasyon olup, 2000’li yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi tek haneli hale düşürülmelidir.
  • Halkımız büyük zorluklar içinde olup işsizlik, evsizlik ve geçim sıkıntısı çekmektedir. Gelecek günler kalkınmanın ve zenginleşmenin haberlerini getirmelidir.
  • Halkın hükümetlere, siyasi partilere ve kısaca yönetenlere itimadı çok azalmıştır. Yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma, devlet imkanlarını hortumlatma, akraba ve yakınlara sağlanan imkanlar, bankaların içinin boşaltılması ve ülkeye çetelerin hakim olması gibi hususlar engellenmelidir.
  • Demokrasimizin uzun ömürlü olmasını istiyorsak birbirimize hoşgörü göstermeliyiz. Diğer taraftan partiler ve seçim kanunu değişmelidir. Halkın ve üyelerinin partiler üzerindeki kontrolü artmalı, liderler ömür boyu oralarda kalmamalıdır.
  • Deprem yaralarının bir an önce sarılmasını, ve bundan böyle yapılaşmayla ilgili her türlü tekniğin gerektirdiği tedbir alınmalıdır.

Tespit ve temennilerimin sonu gelecek gibi değil, onun için gelecek yılların ülkemize ve dünyaya barış, kalkınma ve mutluluk sağlamasını istiyorum.

Batı’da arkadaşlar ve dostlar her yıl sonunda, o yılın yaşamlarında ne gibi izler bıraktığını açıklarlar ve aileleri ilgili önemli olayları birbirleri ile paylaşırlar. Bizde böyle bir alışkanlık olmadığı gibi, dedikodu yapılır diye de çekinilir zannediyorum. Siz değerli okuyucularımla, kendimi bir aile mensubu olarak kabul ettiğimden, bu yıl beni sevindiren bir olayı sizinle paylaşmayı istiyorum. Oğlumun bir kızı oldu ve ben de “DEDE”lik payesine eriştim.

Sizlerin sağlık ve mutluluk dileklerimle yeni yılınızı kutluyor ve esenlikler diliyorum.

İstanbul, 30 Aralık 1999