ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Not: Figürlerin, Tabloların ve Formüllerin daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri için görsele sağ tıklayıp “resmi yeni sekmede aç” seçeneğini seçiniz

1.         GİRİŞ

Dünyada ve ülkemizde Çevre Sorunları giderek artmaktadır. Buna paralel olarak da kamuoyunun konuya ilgisi artmıştır. Devletlerin sınırları ile de ayrılamayan bu evrensel sorun, günlük yaşamımızın bir parçası olarak çeşitli ortamlarda ve çeşitli seviyelerde tartışılmaktadır. Radyoaktif kirlenmeden, çöp ithaline, kıyılarımızın koruma altına alınmasından tamamlanmış bir kanalizasyon projesi haberine kadar, konunun değişik boyutları hemen her gün kamuoyunun gündeminde yer almaktadır. Uzun yıllardır bu sorunlarla iç içe yaşayan ve acı tecrübeler geçirmiş olan gelişmiş Sanayi Ülkelerinde çevre koruma bilinci gelişmiştir. Bu ülkelerde çevre korunması ve iyileştirilmesi için büyük yatırımlar yapılmış ve yapılmaktadır. Bu ülkelerde çevre sorunlarına karşı mücadele tedbirlerinin toplam maliyeti, milli gelirin % 0.752 lik bir kısmını teşkil etmektedir.

Hızlı nüfus artışı sağlıksız kentleşme ve sanayileşmenin sorunla yoğun çevre kirlenmesi problemleri ile nispeten daha geç karşılaşan ülkemizde, henüz bu konuda genel bir kargaşa hüküm sürmektedir. Çevre sorunlarının kamuoyunun gündeminde tutulması, çevre koruma bilincinin oluşturulması ve yöneticileri konuya eğilerek tedbirler almaya zorlaması bakımından son derece olumlu olmakla birlikte yeterli değildir. Çevrenin korunması ve iyileşmesi için yapılan yatırımlar geri dönülmesi zor ve pahalı yatırımlardır. Bu nedenle kararların, bilimsel kurallara uygun araştırmalar sonucunda alınması son derece önemlidir. Çevre mühendisliğinin disiplinler arası karakteri dolayısı ile birçok kişi konuyu değişik noktalardan yakalamaya çalışmaktadır. Halbuki, çevre mühendisliğinin tarihsel gelişimi içinde yaratılan bilgi birikimine sahip olarak konuya bir bütünlük içinde bakabilmek gerekmektedir. Türkiye’nin en büyük eksiklerinden biri de bu konuda yetişmiş insan gücüdür. Dolayısı ile ülkemizde çevre mühendisliği eğitimi, önemli ve geleceği olan bir konudur.

2.         TARİHSEL GELİŞİMİ İÇİNDE ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNİN TANIMI VE KAPSAMI

“Çevre Mühendisliği” tanımı, ” bir organizmanın yaşamını ve gelişimini etkileyen bütün dışsal koşulların ve etkenlerin toplamı” olarak tanımlanan çevre kavramına dayandırılabilir. Environmental Engineering Intersociety Board (EEIB) şu tanımı önermektedir:

“Çevre Mühendisliği terimi, insan sağlığı ve esenliğini korumak veya iyileştirmek amacıyla çevre unsurlarından bir veya birkaçına mühendislik ilke ve pratiklerinin uygulanması anlamına gelir. Bu, hava, toprak ve su kaynaklarının, insanın sağlığı, sosyal ve ekonomik refahı ile ilişkili kişisel ve çalışma ortamının kontrolünü ve elverişsiz ortamlarda yaşamın sürmesini sağlayacak sistemlerin tasarımını ve ayakta tutulmasını kapsar”

Çevre Mühendisliği terimi, bugün konunun kapsamına daha uygun bir ifade olarak “Sağlık Mühendisliği ” (Sanitary Engineering) teriminin yerini almıştır. A.B.D. de sağlık mühendisliği eğitimi uzun bir geçmişe sahiptir. Bu eğitimin belkide en büyük sorunu çalışma ve ilgi alanlarının çeşitliliği ve aynı ilgi alanlarının diğer profesyonel ve bilimsel disiplinler ile paylaşılmasıdır. 1943 de Sağlık Mühendisliği Ulusal Araştırma Komitesi (NRC) bir tanım getirmiş, bu tanım 1954 de revizyona tabi tutulmuştur. 1957 de toplanan bir konferansta bu tanım onaylanmış ve sağlık mühendisliği pratiğinin şu konuları içerdiği kabul edilmiştir.

  1. Su temini ve arıtılması
  2. Kanalizasyon ve evsel kirli su arıtımı
  3. Yüzey ve yeraltısuyu kirlenme kontrolü
  4. Süt ve gıda kontrolünü içeren genel hıfzıssıhha
  5. Kurumsal kırsal ve rekreasyonel sağlık koşullarını geliştirme
  6. Atmosferik kirlenmenin kontrolü
  7. Endüstriyel hijyen
  8. Radyolojik sağlık

1957 konferansının önemli bir önerisi, dört yıllık bir inşaat mühendisliği müfredatını takiben beşinci yıl ihtisas yapılarak mastır unvanı alınması idi. Konferans, dört yıllık sağlık mühendisliği öğreniminin talebi karşılayacak kadar mezun veremediği sonucuna vardı. Ayrıca, İnşaat Mühendisliği Programları seçmeli derslerinin temel kimya ve biyoloji bilimleri bakımından yetersiz bulunduğu belirtildi. Dolayısıyla, bağımsız çevre mühendisliği lisans programlarına ve inşaat mühendisliği lisans müfredatı içinde uzmanlaşmaya karşı çıkıldı. Sağlık kuruluşlarında, sağlık mühendislerinin rolünü tanıyan 1957 konferansı, bir yıllık bir mastır programının uygulanmasını önerdi. Bu programda zamanın yaklaşık

25’i, çevresel hijyen, mühendislik istatistiği ve epidemiyolojiyi içeren temel derslere ayrılmıştır. Seçimlik olanlar, sağlık mühendisliği içindeki uzmanlık alanlarına bağlı idi. Bu alanlar,

a)         Halk sağlığı

b)         Su işleri ve kirlisu uzaklaştırma

c)         Endüstriyel hijyen

d)         Hava kirlenmesi kontrolü

e)         Radyolojik sağlık

Başlıkları altında toplanıyordu.

Master sonrası bir uzmanlık çalışmasında, inşaat mühendisliği müfredatının, kamu işleri (altyapı) ile ilgili uzmanlık alanlarında daha uygun, hava kirlenmesi, endüstriyel hijyen gibi alanlar da ise kimya ve makina mühendisliği programlarının daha uygun olduğu kabul edildi.

1960 da Harward üniversitesinde, Sağlık Mühendisliği lisansüstü eğitimi konusunda bir konferans, American Sanitary Engineering Intersociety Board (ASEIB) desteği ile gerçekleştirildi. Burada, su kaynakları mühendisliği, “hava kaynakları mühendisliği gibi terimlere ihtiyaç olduğu, klasik “halk sağlığı mühendisliği (public health engineering)nin, “çevre sağlığı mühendisliği” (environmental health engineering) ile yer değiştirdiği belirtildi. 1966 da ASEIB, ismini Environmental Engineering Intersociety Board (EEIB) olarak değiştirdi.

1960 ve 1962 de hazırlanan Sağlık Mühendisliği Eğitimi Rehberi, 1969 da yenilendi. Bu çalışmanın verilerine göre programları tanımlayan Uç temel isimlendirme “Sağlık Mühendisliği”, “Su Kaynakları Mühendisliği” ve “Çevre Mühendisliği”dir.

19651969 yılları arasında “Sağlık Mühendisliği” başlığını kullanan okul sayısı azalırken “çevre” ismini kullanan okul sayısı hemen hemen iki katına çıkmıştır.

Fakültelerdeki araştırmaların ve profesyonel faaliyetlerin dağılımı ve sağlık mühendisliğinde alınan dereceler, su kalitesi ile ilişkili konuların ağırlıklı olduğunu açıkça göstermektedir. Daha sonraki yıllarla elimizde rakam olmamakla birlikte “çevre” mühendisliği isminin artarak kullanıldığı bilinmektedir.

3.         ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMLARI

3.1. A.B.D. de Çevre Mühendisliği Eğitimi Programları, çevre mühendisliği eğitimi müfredatının temel karakterini belirlemek için önce bir programların amacının ve giren öğrencilerin kökeninin saptanması gerekir. A.B.D. de dört temel ihtisas alanı,

a)         Sağlık mühendisliği

b)         Endüstriyel hijyen mühendisliği

c)         Hava kirlenmesi kontrolü mühendisliği

d)         Radyasyon ve zararlı atık kontrol mühendisliği

İsimleri ile çevre mühendisliği çatısı içinde göz önüne alınır.

Çeşitli okullardaki müfredat yerel ihtiyaçlara göre veya ulusal sorunların bazı parçalarının gereksinimlerini karşılamak üzere geliştirilmiştir. Bu da bütün master programlarının derslerinin tasarımında uygulanacak tek bir formül olmadığının kanıtıdır. Çevre Mühendisliği programları en iyi, ortak bir çekirdek etrafında yer alan ve her biri bu çekirdek üzerine kendi uzmanlık konusunun malzemesini ekleyen dersler olarak karakterize edilebilir.

Çevre mühendisliği master programlarının hepsinde mühendislerin olması istenilen kimya dersinin öğretim amacı, kimyanın temel kavramlarının anlaşılmasıdır.

Mühendislik programlarındaki biyoloji dersi, mühendislerin biyolojik kavramlar ve metodolojiden haberdar olmaları ve böylece biyoloji literatürünü anlayabilmeleri ve biyologlarla anlaşabilmeleri amacını taşımaktadır. Bütün çevre mühendisliği programlarında ortak bir “çekirdek” biyoloji dersinden sonra öğrenciler, uzmanlık alanlarına göre aşağıdaki konularda ikinci bir biyiloji dersi seçebilirler:

a)         Temel proseslerin biyolojisi

b)         Su kalitesi ve kirlenme ile ilişkili biyoloji

c)         Halk Sağlığı mikrobiyolojisi

d)         Uygulamalı fizyoloji ve toksikoloji.

Şekil 1: Çevre Mühendisliği Programlarının Kavramsal Yapısı

3.2. Federal Almanya’da Çevre Mühendisliği Eğitimi

Almanya’daki üniversitelerde son siıllara kadar bağımsız çevre mlhendisligi bölümü kurulmamıştır. Çevre Whendisliği kapsamına giren özellikle su temini, kanalizasyon, içme ve kirlisu arıtımı, katı atık konularında çalışanlar, Inşaat Fakültesi içinde kentsel altyapı anabilim dalı veya enstitüleri şeklinde organize olmuştur. Bunlar bünyelerinde konuyu ‘aha geniş şekilde öğretebilmek için yalnız inşaat kökenli öğretim üyelerine değil kimya, biyoloji, sağlık, şehircilik konularında uzman öğretim elemanlarına yer veriyorlardı. Urnek olarak Stuttgart Üniversitesinde böyle bir yapı vardır.

Bunun yanında bazı üniversitelerin kimya ve kimya mi,ihendisliği bölümleri yukardaki kapsamda olmasa bile çevre mühendisliği konularının bazıları ile ilgilenmektedirler. Son on yıl içinde başta Berlin Teknik Üniversitesi olmak üzere belli üniversitelerde bağımsız Çevre Mühendisliği Bölümleri kuruldu. Bunların dışında Hamburgdaki Hamburg üniversitesinde olduğu gibi klasik inşaat fakültesi programları ile yeni kurulan bölümleri birleştirerek daha çok araştırma ağırlıklı bir eğitim yapan üniversiteler de vardır.

3.3. Danimarka’da Çevre Mühendisliği Eğitimi Programları:

Danimarka, Çevre Mühendisliği pratiğinin en çok gelişmiş olduğu ülkelerden biridir. Danimarka’da devlet dairelerinde, çevre mühendislerinin görevi tanınmamıştır. Halk Sağlığı ve Çevre Mühendisliğinin çeşitli dallarında yetişmiş inşaat mühendisleri, Ulusal Çevre Koruma Ajansı, bölgesel denetleme kurumları ve özel endüstrilerde görev almaktadırlar.

Ü üniversitede farklı karakterde Çevre ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Bunlar :

Danimarka Teknik Üniversitesi Aalborg üniversitesi,

Aarhus Üniversitesidir.

Aalborg Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, Çevre Mühendisliği Laboratuvarı, lisans, master ve doktora dereceleri vermektedir.

Çevre Mühendisliğinde uzmanlaşma bir yıllık bir öğrenimden sonra başlar. Eğitim programı Su temini, kanalizasyon, evsel ve endüstriyel atıksu arıtımı, su ekolojisi, iç sular ve deniz alıcı ortamları, çamur ve katı atık toplanması, arıtılması ve geri kazanımı, hava kirlenmesi, arazide uzaklaştırma gibi sağlık ve çevre konuları üzerine dersler ve proje çalışmalarını içermektedir.

Aarhus Üniversitesinde, Hijyen Enstitüsü içinde içme suyunun sağlıkla ilgili tarafı üzerine programlar sunan, WHO ile işbirliği halinde bir merkez vardır. Fakat çevre eğitimi kavramı en iyi, Danimarka Teknik Üniversitesinin programları tarafından örneklenebilir. Buradaki Çevre Mühendisliği Bölümünün öğretim faaliyetleri, dört temel sahaya ayrılabilir.

  1. Sağlık mühendisliği
  2. Atıksu arıtma
  3. Su kirlenmesi
  4. Katı atık ve toprak

a.         Sağlık Mühendisliği

Bu bölüm, öğrencilere su temini ve kentsel drenaj sistemlerinin öğretildiği temel dersleri içerir. Temel dersleri, su temini ve drenaj sistemlerinin tasarımında ileri yöntemlerin öğretildiği dersler takip eder. Bu bölümde verilen dersler:

Temel sağlık mühendisliği

Temel sağlık mühendisliği tasarımı

Su temini ve kentsel drenaj sistemleri İleri sağlık mühendisliği tasarımı Gaz, su ve atıksu tesisatları

b.         Su ve Atıksu Arıtımı

Bu bölüme gelen öğrencilerin, su ve atıksu arıtımındaki problemlerin teorik çözümlerinin anlaşılması için gerekli proses hidroloji ve inorganik Kimya bilgisine sahip oldukları varsayılır.

Bu bölümde verilen dersler:

Su kimyası ve mikrobiyoloji

Su işleri tasarımı

Su ve atıksu arıtımı

Biyolojik atıksu arıtımı tesis tasarımı İleri atıksu arıtımı tesis tasarımı Atıksu arıtımı laboratuvarı

c.         Su kirlenmesi

Bu bölüm için, su kimyası ve kimyasal reaktör verimi temel bilgisi ön koşuldur. Bundan dolayı su kimyası ve mikrobilojiye değinen temel dersi (6330) de içerir.

İzlenen dersler, kirletici kaynaklarını, su kalitesi kriterlerini, akarsu, göl ve denizlerdeki fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreleri kapsar. Bu bilgi, öğrenciye kirleticilerin akuatik çevreye yayılmasının etkilerini hesaplama olanağı sağlar.

Bu bölümdeki dersler:

Su kimyası ve mikrobiyoloji Su kirlenmesi

Alıcı su araştırmaları

4. Katı Atık ve Toprak:

Bu bölüm, yıllardır katı atık problemleri, metal kirlenmesi ve toprak kirlenmesi ile uğraşmaktadır. öğrencilere, modern bir toplumda katı atık problemlerini analiz etme gerekliliği ve vasıtalar] öğretilir.

Bu bölümdeki dersler:

Katı atıklar

Çevre kirlenmesi yönetimi

4. TÜRKİYE’DE ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ

Türkiye’de çevre mühendisliği eğitimi, önce yüksek lisans seviyesinde ODTÜ de bunu takip eden yıllarda Boğaziçi Üniversitesi ve İTÜ’de daha sonra da Ege Üniversitesinde başlamıştır.

1975 de Ege Üniversitesinde çevre Mühendisliği Bölümünün kurulması ile Türkiye’de ilk defa çevre mühendisliği lisans eğitimi 7576 öğretim yılında başlamış oldu. O.D.T.O. ve İ.T.O. de Çevre Mühendisliği lisans eğitimine 178 yılında başlandı. 1981 de Samsun 19 Mayıs Üniversitesinde Fen ve Edebiyat Fakültesi içinde Çevre Mühendisliği Bölümü kuruldu. Bu yıl Erzurum Atatürk Üniversitesinde Çevre Mühendisliği Bölümü kurulması ile Çevre Mühendisliği lisans eğitimi yapan üniversite sayısı beşe yükseldi.

Çeşitli Üniversitelerimizde uygulanan ders programları Ek1 de sunulmuştur. Bu programlar temel alınarak yapılan gruplandırma Tablo 1 de verilmiştir. Tabloda her bir gruba giren dersler haftalık ders saatleri ile birlikte görülmektedir. Ayrıca ders gruplarının saatleri toplamını haftalık toplam ders saatine bölerek elde edilen % değerleri, çeşitli üniversitelerimizde uygulanan programların kar$11aştırılmasını ve programlar arasındaki farkların değerlendirilmesini kolaylaştırmaktadır. Tablodan görülebileceği gibi 19 Mayıs Üniversitesinde daha çok temel bilim ağırlıklı bir program uygulanmakta mühendislik dersleri özellikle de seçmeli ders olarak verilen su getirmekanalizasyon ve arıtma derslerinin programda gereken önemi verilmediği izlenimi edinilmektedir. Bütün üniversitelerde temel bilimler programın yaklaşık %2535 kadar kısmını kapsamaktadır. Bunun çoğunluğu da Matematik dersleridir. Temel Kimya dersleri %2,3 ile en az İTÜ’de %7,1 ile 9 Eylül Üniversitesindedir. İnşaat Mühendisliğine yönelik temel mühendislik dersleri en az % 13,6 ile ODTÜ’de, en çok %21,8 ile İTÜ’dedir, Doğrudan Çevre Mühendisliğini ilgilendiren dersler, üniversitelerimizde yaklaşık olarak haftalık ders programının yarısını teşkil etmektedir. Bu oran en yüksek % 59,2 ile O.D.T.O. de en düşük % 49,2 ile 19 Mayıs Üniversitemizdedir.

 Tablo 1           : Çeşitli Üniversitelerimizdeki Çevre Mühendisliği Programlarının Karşılaştırılması

Tablo 1’in Devamı

Mesleki derslerden temel dersler grubuna girenlerin oranı % 34,8 ile en fazla O.D.T.O. de iken 9 Eylül Üniversitesinde bu derslerin oranı %16,3 ile en düşüktür. Buna karşılık bu üniversitemizde, su temini atıksu uzaklaştırması ve arıtma grubuna giren derslerin kredi oranı (% 7,3) diğer üniversitelerimizden yüksektir. Bunun % 12,4 ile İTÜ takip etmektedir.

Tablonun incelenmesinden çıkan genel bir sonuç bütün üniversitelerimizde programların su kirlenmesi ağırlıklı olmasıdır.

Programlar arasındaki bu farklılıklara rağmen “Çevre Mühendisi” unvanı almış kişilerin yetki ve sorumluluklarının gerektirdiği görevler aşağıda sıralanmıştır.

            Su temini ve atıksu uzaklaştırma tesislerinin her türlü proje, inşaat ve kontrollük işleri

            Su ve atıksu arıtım tesislerinin her türlü proje, inşaat ve kontrollük işleri

            Su kalitesi kontrolünde her türlü görev, yetki ve sorumluluk

            Hava kirlenmesi kontrolüyle ilgili tesislerin her türlü proje, inşaat ve kontrollük işleri

            Katı atık kontrolüyle ilgili tesislerin her türlü proje inşaat ve kontrollük işlerinde görev, yetki ve sorumluluk Çevre Mühendislerine aittir.

Ancak, özellik gerektiren yapılarda, özellik ekipmanlarla ilgili diğer özel konularda konunun gerektirdiği teknik elemanlarla işbirliği halinde bu görev yetki ve sorumluluklar paylaşılmalıdır.

Ayrıca, her türlü alıcı ortam (su, hava, toprak) ve kirletici kaynaktan numune alma, ölüm ve analiz yapmak, arıtılabilirlik çalışmaları ve çeşitli model deneyleri yapmak üzere Çevre Laboratuvarı açma işletme ve kontrollük yetki ve sorumluluğu Çevre Mühendislerine aittir.

Su temini ve atıksu uzaklaştırma sistemlerinin, su ve atıksu arıtma tesislerinin, hava kalitesi ve katı atık kontrol sistemlerinin işletilmesi, Çevre Mühendislerinin yetki ve sorumluluk alanına girmektedir.

Çevre Mühendisleri,

Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) konusunda yönetmeliklerde tanımlı tüm planlama etüt kararlaştırma ve danışmanlık hizmetleri, Gayri Sıhhi Meseleler Yönetmeliğinde tanımlı halk ve işyeri sağlığı konularında danışmanlık yapabilirler.

Gürültü kontrolü, Çevre Mühendisliği konuları içinde yer almakla birlikte, üniversitelerimizin hiçbirinde lisans düzeyinde bu konuda bir ders yoktur.

Çevre Mühendisleri ayrıca,

            Ulaştırma ve yol planlarının çevre ile uyumu  Şehir planları

            Doğal ve tarihi çevre koruma

            Gıda kontrolü

            Tarım alanlarının düzenlenmesi ve korunması

            Radyoaktivite etkileri ve korunma önlemleri

            Çevresel risk analizi

            Ekolojik yapının korunması

            Orman korunması

Konularında yapılacak çalışmalara katkıda bulunabilir.

Çevre Mühendislerinin inşaat işlerinde görev alıp alamayacakları konusunda, çeşitli üniversitelerimizde uygulanan programların mevcut durumu çerçevesinde kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

Bugüne kadar Çevre Mühendisliği Bölümlerinden mezun olup inşaat mühendisliği formasyonu alacak derecede meslek dersi almış olanlara inşaat işlerinde yetki ve sorumluluk verilmelidir.

İnşaat Mühendisleri Odasının, odaya kaydolan Çevre Mühendislerinin, yapıların statik ve betonarme projelerinde imza yetkisine sahip olup olmadıkları sorusu üzerine Yapı Statiği, Betonarme ve Çelik Yapıları, zemin Mekaniği gibi dersleri almış olan mezunlara bu yetkinin verilmesi İ.T.O. yetkili kurullarınca karara bağlanmıştır.

İ.T.Ü. de ders programlarında bu yolda değişiklik yapılarak mezunların Çevre Mühendisliği ile ilgili yapıların tümüne ve I. derece deprem bölgelerinde 3 kata kadar diğer yerlerde 5 kata kadar yapılanın statik ve betonarme projelerinde yetki ve sorumluluk alabilmeleri sağlanmıştır.

Çevre Mühendislerinin il bulma olanaklarının genişletilmesi için bu tür çabalar zorunludur. Çünkü her yıl yüzlerce öğrenci mezun olmaktadır. Geçen yıl lisans eğitimi yapan dört universitemi7.e alınan öğrenci sayıları ve bu bölümlere giren öğrencilerin en düşük üniversite giriş puanları Tablo 2 de görülmektedir.

Tablo 2: Çevre Mühendisliği Bölümü Kontenjanları (19871988)

ÜniversiteKontenjanıMin. giriş puanı (Matematik)
ODTÜ54482
İTÜ66435
9 Eylül53428
19 Mayıs54396

Ayrıca 19881989 öğrenim yılında Erzurum Atatürk Üniversitesine de öğrenci alınmıştır.

Çevre Bölümlerindeki eğitimin daha etkin olabilmesi ve mezunların görev alanlarını genişleterek iş bulma olanaklarının artırılması için Çevre Mühendisliği konuları içinde de bir ihtisaslaşmaya gidilebilir. Nitekim 1985 yılında 9 Eylül Üniversitesinde yapılan bir çalışma sonucunda lisans eğitimi için iki seçenek yüksek lisans programları için de üç seçenek oluşturulması için öneride bulunulmuştur. Lisans programları için bugün uygulanan programların yansıra Çevre-Yapı adı altında daha çok inşaat ağırlıklı yeni bir altprogram önerilmiştir.

Bu raporda yüksek lisans programı için:

1.         Çevre Teknolojisi

2.         Çevre Bilimleri

3.         Çevre Sağlığı

Seçeneklerine ait ders programı içerikleri de saptanmıştır.

5. SONUÇ:

Bugün ülkemizde Çevre Mühendisliği öğretim programları henüz oturmamıştır. Yeni bir disiplin olması dolayısıyla programlarda zaman içinde değişiklikler olmaktadır. Üniversitelerimizdeki programlar arasında da gerek ihtiyaç gerek üniversite olanaklarından kaynaklanan farklılıklar vardır. Gerek yeni Çevre Mühendisliği programlarının açılması gerekse eskilerinin kontenjanları belirlenirken, ülkemizin çevre mühendisi ihtiyacı ve üniversitelerin bu eğitimi verebilme olanakları iyi değerlendirilmelidir.

Çevre Mühendislerinin görev alanlarının kesin belirlenememiş olması ve diğer disiplinlerle kesiştiği noktalarda çevre mühendislerinin henüz yeterince konuya sahip çıkamamaları ve iş imkanlarının kısıtlı olması gibi nedenler göz önüne alındığında şimdilik yeni çevre mühendisliği bölümleri açılmamalı ve kontenjanlar azaltılmalıdır. Fakat bunun yansıra mevcut eğitimin kalitesini yükselterek çevre mühendislerinin ülkemizdeki mühendislik hizmetlerinde etkinlikleri sağlanmalı ve görev alanları genişletilmeye çalışılmalıdır. Bazı üniversitelerimizde çevre mühendisliği konularında çalışma isteği ve olanakları varsa bu çalışmalar lisansüstü eğitim düzeyinde yapılmalıdır.

Ek 1.a

Ek 1.b

Ek 1.c

Ek 1.d

Leave a Comment.