40 YIL

Bundan 40 yıl önce Türk işçileri Almanya’ya gitmeye başlamıştı. O yıllarda ben de Almanya’da yüksek tahsilimi yapıyordum.

Yaşamları süresince köylerinden kentlerinden dışarı çıkmamış Ankara ve İstanbul’u görmemiş bu insanlar başka bir ülkeye gelmişlerdi. Vatan ve aile hasreti içinde olan dil bilmeyen vatandaşlarımız bir arada kaldıkları işçi yurtlarında (Heim) birarada yaşayarak yalnızlıklarını yenmeye çalışıyorlardı.

Bu yurt köşelerinde pişirdikleri yemeklerinden ben de tattım. Onların yegane düşünceleri tasarruf etmek, vatanda ev sahibi olmak ve bir iş kurabilmek için para biriktirmekti. Hedefleri birkaç yıl kaldıktan sonra Türkiye’ye dönmekti. Almanlar da onları misafir işçiler (Gastarbeiter) olarak tanımlıyorlardı.

Bir müddet sonra ailelerini getirmeye başladılar. Yavaş yavaş orada düzenleri kurmaya başladılar. Bu arada Türkiye’de ev, tarla ve işyeri alanlar oldu. Bazıları geri döndü. Dönenler Türkiye’de bol bol kazık yedi tutunamadı. Kurdukları işçi şirketleri ya battı veya gözü açıklar tarafından ellerinden alındı. Alamancı diye herkes onları sömürmeye ve aptal yerine koymaya başladı. Bütün bunlara bir de Türkiye’deki siyasi istikrarsızlık eklenince onlar korktu ve Almanya’da kalmaya karar verdi. Orada büyüyen ve doğan evlatlarının Türkiye’ye gelmek istemeyişi de bu kararı almalarında etkili oldu. Artık onlar Almanya’da yaşayan zaman zaman Türkiye’ye gelen ziyaretçiler oldular.

Sayıları 2,5 milyona yaklaşan bu vatandaşlarımız artık Avrupa’da önemli bir topluluk durumundalar. 1683 yılında Viyana kapılarından geri döndürülen Türkler artık Avrupa’nın göbeğinde yaşıyorlar. Onlar sayesinde şimdiden Avrupa Birliği içindeyiz. 55 bini işveren oldu. Yanlarında 300 bin kişi çalıştırıyorlar ve bunların bir kısmı da alman. Alman ekonomisine yılda 60 milyar marklık bir katkı sağlıyorlar. Artık onları Anadolu’nun çarşılarında alış veriş yaparken görmek çok zor. Artık onlar Türkiye’de pek gayrimenkul almıyorlar. Onlar kızlarına damat, oğullarına gelin alıyorlar. Herşeye rağmen unutmayalım ki, onlar 40 yıldan beri Türkiye’ye toplam 200 milyar mark gönderdiler ve halen de 3-4 milyar mark gönderiyorlar. Böylece, ülkemizin cari hizmetler dengesinin sağlanmasına önemli katkıları oldu.

Almanya’da yaşayan bu Türklerin 500 bini Alman vatandaşlığını da alarak çifte vatandaşlık hakkına kavuştular. Yeni çıkan Alman Vatandaşlık Kanununa göre iki yıldan beri orada doğanlar otomatik olarak da Alman vatandaşı oluyorlar. Onlar 21 yaşına geldiklerinde iki vatandaşlıktan birini tercih etmek durumunda kalacaklar. Büyük bir ihtimalle çoğunluğu doğduğu büyüdüğü Almanya’nın vatandaşlığını seçecek. 1900’lar başından beri Amerika’ya giden Yunanlılar bugün hem Amerikan vatandaşı ve hem de iyi bir Yunanlı ise, bizimkiler de öyle olacaktır. Bugün Federal ve yerel parlamentolarında milletvekili bulunduran Türkler, 21. yüzyılda Almanya’nın yaşamına yalnız işçi olarak değil her kademede etkin olarak damgalarını vuracaklar.

İstanbul