HAMO AĞA VE 56 ÇOCUĞU

Geçen ay basında “Hamo Ağa” ile ilgili bir haber yer aldı. 1950’li yıllarda bizim hamamın külhanını (ocağını) yakan Hamo Ağa ile bir ilgisi var mı diye düşündüm. Bu Hamo Ağa’nın Diyarbakırlı, 56 çocuklu ve 4 karılı olduğunu okuyunca bunun bizim geçim sıkıntısı içinde yaşayan Çorumlu, 2 çocuklu, 1 karılı Hamo Ağa ile isim benzerliğinden başka bir ilgisinin olmadığını gördüm. İsterseniz bu haberi birlikte okuyalım;

“Dört karısı ve 55 çocuğu olan Hamo Ağa lakaplı 56 yaşındaki Diyarbakırlı Mehmet Arslan’ın 56’ncı çocuğu da dünyaya geldi.”

Türkiye’nin en geniş ailesine sahip Hamo Ağa lakaplı 56 yaşındaki Mehmet Arslan sözünü tutmadı ve bir çocuğu daha oldu.

Diyarbakır Sağlık Müdürü Dr. Emirhan Yardan’a bir yıl önce “Artık çocuk yapmayacağım” sözü veren Ağa’nın çocuk sayısı 56’ya yükseldi.

Hamo Ağa “Ben sözümde durmaya çalıştım ama hanımlarım rahat durmuyor. Çocuk olmasın diye verdiğiniz lastikleri de (prezervatifleri kastediyor) çocuklar çöpe atmış. Kusur abakmayın” şeklinde açıklama yaptı.

Hayriye, Hamdiye, Asiye ve Nefiye adlarını taşıyan dört eşi bulunan Hamo Ağa, “Fetva olsa bir eş daha alırım” derken “İslama göre 4 eş normal. Ama bir fetva veren alim olursa, seve seve beşinci eşi de alırım” diye konuştu. Hamo Ağa’nın 56 çocuğunun 12’si evli. Ağa’nın tam 45 torunu var.

Hamo Ağa çocuklarına da çocuk yapmamaları konusunda baskı yapmıyor. “Kendileri bilir” diyor Hamo Ağa. “Ben karışmam. İster fazla yaparlar, ister az.”

Hamo Ağa’nın aynı köyde oturan 2 kardeşi de 3’er eş almış. Biri 18, diğeri ise 25 çocukla abilerinin rekorunu yakalamaya çalışıyorlar.”

Siz Orta Anadolu’da ve Çorum’da bir aile, çocuk üreten bir fabrika gördünüz mü? istanbul’da uzun yıllardan beri yaşayanların 1 veya 2 çocuğu var. Ayrıca onlar bir tek eşle yetiniyorlar. Buralarda nüfus artışı Türkiye ortalaması olan yüzde 1,43’ün altında yüzde 1 civarında iken oralarda yüzde 4’e yaklaşmaktadır.

Uzun yıllardan beri ülkemizde nüfus planlaması çalışmaları yapılıyor. Demek ki bu uygulamalar ülkemizin batısında ve ortasında etkili olmuş. Hamo Ağa’nın bölgesinde ise planlama ters yönde işlemiş… Acaba bu kadar çok çocuk sahibi olunması bizim bilmediğimiz başka türlü bir planlamanın sonucu mu? Sal ortaya ne yaparsa yapsın…

Aynı gazetede yer alan bir yorum da:

“Her biri 56 çocuk doğurarak sonra da bir yıl içinde nüfusu milyonlarca artırarak, kaçak evler, gecekondular yapıp, kaçak elektrik çekerek (yüzde 78.6’sı Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da kullanılıyor. Değer iyıllık 1,5 milyar dolar) bizim cebimizden para çalmaya, devlete, millete yük olmaya ne hakları var?

Diğer bölgedeki vatandaş bir, iki çocuk yaparken bu eşitsizlik haksızlık niye?

Hükümet ‘Ekonomik önlemler, çözümler’ çalışmalarına öncelikle nüfus planlaması zorunluğu getirmeyi eklemeli. Böyle sınırsız özgürlük hiçbir demokraside olamaz. Bunun adı olsa olsa budalalıktır!” denilmektedir.

Bu konuda sizin de değerlendirme yapacağınıza inanıyorum.

Yazıma son vermeden önce lise çağlarımda (1950’lilerde) Yunanistan’ın nüfusunun 9,7 milyon ve Türkiye’nin nüfusunun 25 milyon olduğunu, kişi başna milli gelirlerinin eşit ve 400 dolar civarında bulunduğunu hatırlıyorum. Bugün Yunanistan’ın nüfusunun 10,3 milyon milli gelirinin ise 2300 dolar olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bu duruma düşülmesinde diğer nedenlerin yanında nüfusun böyle hızla artmasına neden olan “Hamo Ağa”ların hiç suçu yok mu?..

(16 Ekim 2001 tarihli Sabah gazetesinden faydalanılarak hazırlanmıştır.)

İstanbul, 1 Kasım 2001