MERSİN’DE ÇEVRE TOPLANTISI

1. Ulusal Çevre Mühendisliği Kongresine katılmak üzere 7 Kasım’da Mersin’e gittim. Mersin Üniversitesi’nin desteği ile TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından tertiplenen bu kongrede çevre sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik yapılan bilimsel çalışmalarla, her geçen gün yenilenen teknolojiyi ve yasal düzenlemeleri bilimsel bir platformda tartışma imkanı yaratılmıştır.

Tüm tebliğ ve sunumların yer aldığı Kongre kitabının giriş bölümündeki;

“Bu kongrelerin ilki Prof. Dr. Ahmet Samsunlu öncülüğünde 24-26 Ocak 1979 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir. 1992 yılında kurulan Çevre Mühendisleri Odası konunun sorumluluğunu üstlenerek kongreyi 1997 yılından itibaren iki yıl arayla geleneksel olarak düzenlemeye başlamıştır.”

satırlarını okuyunca çok duygulandım. Türkiye’de bu eğitim dalının kurulmasına ve gelişmesine katkıda bulunan bir kişi olarak katkılarımın takdir edilmesini Türkiye’de az rastlanan bir vefakarlık örneği olarak değerlendirdim.

Ülkemizde çevre konularına ve buna bağlı olarak ifade edilen “Yaşam Kalitesi”ne yeterli ilgi gösterilmemekte ve önem verilmemektedir.

Su kirliliği, deniz kirliliği, hava kirliliği, gürültü kirliliği yanında yeşil alan azlığı ile katı ve tehlikeli atıkların tekniğin gerektirdiği şekilde bertaraf edilmemesi “Yaşam Kalitesi”ni olumsuz etkilemektedir.

Bu durumların bir çoğuna şehrimizde de rastlanılmaktadır.

Geçenlerde basında yer alan bir haber, ülkemizde çevre konuları ile ilgili olumsuzluklara bir örnek teşkil etmektedir.

“Kütahya’nın Emet ilçesinde, şebeke suyu kullanımının yasaklanmasına yol açan tehlikeli orandaki arseniğin, aynı şebekede 11 yıl önce tesbit edildiği ortaya çıktı.

Sulardan alınan numunelerin analiz sonucu arsenik miktarı, 0,62 mg/lt olarak bulunmuştur. Bu miktar TSE 266 sayılı İçme Suyu Standartlarında gösterilen maksimum 0,05 mg/lt değerinin 12 mislidir.

Bilindiği gibi arsenik, kanserojen maddeler arasında yer almaktadır. Bu nedenle insan sağlığı açısından önem arz etmektedir. 11 yıldan beri bilinen bu sorunu çözmesi gerekenler birbirlerini suçlamaktadırlar. Kütahya Valisi olayın birinci derecede sorumlusu olarak Emet Belediye Başkanını göstermektedir.

Bu örneklerden de görüldüğü gibi içinde yaşadığımız çevre koşulları bizim yaşamımızı ve sağlığımızı olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle ülkemizde çevre bilincinin artmasına, kamu, belediyeler ve özel teşebbüs kuruluşlarında çevre mühendislerinin görev almasına önem verilmelidir.

Bugün 26 ülkede yaklaşık 350 milyon insan susuzluk çekiyor. Yeterli su kaynağına sahip olmayanların sayısı da 1.2 milyar dolayında. Bunlara bir de yeterli arıtma tesisi olmayanları eklersek sayı 2.2 milyara çıkıyor. Yani dünya nüfusunun üçte biri bugün su sorunuyla yüz yüze. Her yıl çoğunluğu çocuk 5 milyon kişi kirli sulardan hastalık kaparak yaşamını yitiriyor. Hesaplara göre 2025’te dünya nüfusu 8.5 milyara ulaşacak ve su sorunuyla yüz yüze kalacak ülke sayısı 52, nüfus da 3 milyarın üzerinde olacak.

Bu tip kongreler ve benzeri toplantılar ülkemizde rastlanan çevre sorunlarının çözümüne önemli katkılar sağlamakta olduğu gibi Çorumlu hemşehrilerimizin bir araya gelmesine imkan da sağlamaktadır. Kongreye ev sahipliği görevini Mersin Üniversitesi adına Mühendislik Fakültesi başarı ile yürütmüştür. Bu fakültenin Dekanı Cengiz bey, bizim Yeni Hamam’ın külhanının yer aldığ Yeni Hamam sokağında çiftçilikle uğraşan ve şu anda Mersin’de yaşayan Turpoğlu ailesinin damatıdır. Aynı toplantıda ODTÜ’nde doçent olarak görev yapan yeğenim Göksel Demirer de tebliğ sundu. Kendisi Çevre Mühendisleri Odası’nda aktif olarak da görev üstlenmiş bulunmaktadır.

Tüm hemşehrilerimizin bugün başlayan mübarek Ramazan ayını kutluyorum.

İstanbul, 16 Kasım 2001

“Emetli, 11 yıl arsenikli su içmiş”, Dünya Gazetesi, 23.10.2001