RUHSAL SIKINTILAR VE GÜNTER

Dün Ayvalık’ta Midilli Adası’nda üç haftadan beri tatil yapan  tahsil yaptığım Hannover Teknik Üniversitesi’nden kırk beş yıllık arkadaşım Günter ile buluştum. Benim Yunanistan’a vize almadan günü birlik geçmem sahip oduğum “Yeşil Pasaport”a rağmen mümkün olmadığı için, Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin vatandaşı olan Günter bulunduğu Adadan kış olması nedeniyle haftada bir sefer yapan tekne ile günü birlik Ayvalık’a geldi. Ben de Çarşamba gecesi otobüsle dokuz saat bir yolculuk yaptım. Onunla buluştuğum günün akşamı, Perşembe gecesi aynı şekilde İstanbul’a döndüm. Yorgunluğuma rağmen onunla buluşmaktan memnun oldum ve huzur duydum.

Aradan bu kadar yıl geçmesine rağmen, günü birlik bir buluşma için uzun ve yorucu seyahat yapmamı bazılarınızın takdir edeceğinizi, bazılarınızın ise “değer mi idi” şeklinde soru soracağınızı düşünüyorum. Bu seyahati yapmamın nedeni onunla olan uzun süreli arkadaşlığımız yanında kendisinin uzun bir zamandan beri ruhsal sıkıntı (depresyon) içinde bulunmasıdır.

Günter’le oldukça iyi imkanlara sahip bir ailenin oğlu olarak benimle birlikte inşaat mühendisliği tahsiline başladığında, 1957’de karşılaştım. Kendisi ile olan yakınlığım yıllar içinde hakiki bir arkadaşlığa dönüştü. Onun ailesinden erkek kardeşi ile birlikte sanki ailenin üçüncü evladı gibi ilgi ve yakınlık gördüm. 220 kişiyi sahip olduğu inşaat firmasında çalıştıran ve mühendis olan babası ile 1000 kişiye iş veren başka bir inşaat firmasının sahibi dedesinin iki kızından birisi olan annesi, vatanımdan uzakta bulunduğum uzun yıllar bana aile sıcaklığını ve yakınlığını her zaman hissettirdiler.

Günter, inşaat mühendisliği tahsili yanında bankacılık konularında kendini yetiştirdiği gibi lise tahsili esnasında firmaların da bir fiil çalışarak “beton kalfalığı” sertifikası da aldı. Güzel sanatlara ve müziğe düşkün olan arkadaşım piyano çaldığı için fırsat buldukça Avrupa’nın tanınmış festivallerine de katılıyordu. Bunlar arasında Salzburg-Bayreuth ve Edinburg festivallerini sayabilirim.

1962 yılında mezun olan Günter, altı yıl kadar başka inşaat firmalarında çalışarak kendini yetiştirdi ve 1968 yılında babasından firmayı teslim alarak başına geçti. Bu arada 1967 yılında Hannover’in en tanınmış parfümeri ve moda mağazası olan “Liebe” kuruluşunun kızı ile evlendi. Bir erkek ve bir kız çocuğu olan Günter aileye sosyal yaşamı hakkında firmasının yönetiminde de başarılı bir çizgi çizdi.

1974 yılında onun hayatını beklenmedik bir şekilde karşılaştığı ruhsal rahatsızlık (depresyon) olumsuz etkilemeye başladı. Kendisinin anlattığına göre artık çalışmayı istemiyor, insanlardan kaçıyor, kendi iç dünyasına kapanıyordu. Zor olan hiçbir iş yapmak istemiyor, kendisini zorlayacak sorumluluktan kaçıyor ve evine kapanış saatlerce televizyon seyir ediyor, uyuyordu…

Ruhsal tedavi gören Günter zaman zaman hastahanelere yatmasına ve aldığı sayısız ilaçlara rağmen kendisini içinde bulunduğu depresyondan kurtaramıyordu. Bu durumdan ilk önce aile durumu etkileniyor, eşi kendisinden boşanıyor ve çocukları paralı yatılı okullara gönderiliyor. Yavaş yavaş firmayı idare edemez hale gelen arkadaşım yönetimi profesyonel idarecilere bırakıyordu. Almanya’da yaşanan krizlerin de etkisi ile firmanın durumu daha da bozulmaya başlayınca 1991 yılında firmasını satarak mesleki hayatında danışmanlık ve bilirkişilik yapmaya başlıyordu.

Şu anda fazla bir mesleki faaliyet gösteremeyen ve halen zaman zaman depresyona giren Günter’in en büyük dayanağı kendisi gibi yıllar önce depresyon geçiren ve iyileşen kardeşi Werner ile yeniden evlenmesine rağmen eski eşi. Hukuk tahsili yapan ve Berlin’de yaşayan kızı da ruhsal sıkıntı (depresyon) yaşıyor. Hannover Üniversitesini bitiren ve aynı okulda doktora yapan ve kendisine iki torun veren oğlu dünyaca tanınmış Bosch firmasının üst düzeyinde Karlsruhe şehrinde görevli bulunuyor.

Bana yakın olan Günter ve ailesi, 1961 yılında hemşehrimiz merhum Vahit Terlemez’e iş vererek onun ailesi ile Almanya’ya gelmesine katkıda bulundu. 1965 yılında evlenerek eşimi Çorum’dan Almanya’ya götürdüğüm zaman şehrin merkezinde bulunan güzel bir dairelerini bize kiraya vererek bize de destek sağladı. Çorum Vakfı’ndaki (ÇEKVA) faaliyetlerimi dinleyince çok memnun oldu ve Ayvalık’da bana küçük de olsa bir bağış bıraktı.

Değerli okuyucularım, size arkadaşım hakkında bu kadar geniş bilgi vermemin nedeni ülkemizde de bir çok insanın benzeri ruhsal sıkıntıları yaşamasına rağmen kendisi ve ailesinin bir çözüm bulmak için uğraşmamaları, gizli tutmaları ve doktora gitmemeleridir. Amerika’da yaşayanların yaklaşık yüzde yetmişi en az bir defa psikolog ve psikiyatr’a gitmesine rağmen bu oran bizde yüzde üçü bulmamaktadır. Bu gibi hastalıklar tedavi edilebilir. Gizlemekle, saklamakla daha da kötü olur.

İstanbul