YATILI OKULLAR VE BAŞARI

“Galatasaray Lisesi Özlemim” başlıklı yazımda yatılı okullarda eğitim gören Çetin Altan ve Mehmet Y.Yılmaz’ın anlattıklarını size aktarmıştım.

Bu anlatımlarda yer alan hususları ve küçük yaşta çocuklar üzerinde yatılı okulların yarattığı sorunları dikkate aldığımızda, hiçbir kimsenin evladını bu okullara göndermemesi gerektiği kanaatına varılabilir.

Bu noktada, bu tesbitin doğru olup olmadığını tartışmamız gerekir…

Eğer kimse yatılı okullara gönderilmese idi, birçok yetenekli çocuk imkansızlıklar içinde kaybolup gidebilirdi. İslamköy’de doğan 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel bu okullara gönderilmese idi, belki de bugün kendisinin takma ismi “Çoban Süleyman” hakikat haline gelirdi.

O halde, imkansızlıklar içinde bulunan ailelerin çocuklarını yatılı okullara göndermesi tartışılmayacak bir konudur. Ayrıca yatılı okula gitmesi, çocuğa gelecek için büyük kazanımlar da sağlayacak ise muhakkak yerine getirilmelidir.

Bu okulların neler sağladığını, çocukları nasıl istikbale iyi bir şekilde hazırladığını, geçen sene İstanbul’da bulunan Darüşşafaka Lisesi’ne birinci olarak giren Ahmet Anıl Oğuzalp’in “farhi dede”liğini yaparak izliyorum.

1873 yılından günümüze kadar binlerce başarılı insan yetiştiren bu lise çağdaş, kişilikli, yüreği sevgi dolu, üretken, yaratıcı, duyarlı ve sorumlu bireylerin filizlendiği bir eğitim kuruluşudur. Babası ölmüş ve mali durumu eğitimini sürdürmeye yetmeyen bu öğrencilerin tüm eğitim, öğretim, sağlık, barınma, beslenme, giyim ve diğer ihtiyaçları Darüşşafaka Eğitim Kurumları tarafından karşılanmaktadır. Bu okulun başarılı öğrencilerinden birisi olan Coşkun Ulusoy dev kuruluş olan Oyak’ın başındadır.

Değerli okuyucularım,

Ahmet Anıl’ın buradaki ilk günlerinde olduğu gibi ayrılık, hasret, anne ve kardeş özlemi nedeniyle gözyaşlarına sebep olsa da, gelecek güzel günleri düşünerek yatılı okuması gerekli olanları teşvik etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Onların, ailelerinden ayrı düştükleri ve onları özledikleri zamanlarda, bu boşluğu doldurmaya çalışacak, onlara sevgi aktaracak insanlardan birisi olabilmek hepimizin elinde…

İsterseniz sizler de Çorum’da yatılı okuyan veya başka şehirlerden gelmiş öğrencilere ve hatta üniversite öğrencilerine sahip çıkabilirsiniz. O zaman size de bu öğrenciler “fahri ağabey,” “fahri abla”, “fahri anne”, “fahri baba”, “fahri dede”, “fahri büyükanne” sıfatını verirler ve sizlere sevgi ile yaklaşırlar.

İstanbul