MUĞLA VE ŞEHİRCİLİK

Bugün Antalya’ya gitmek üzere Bodrum’dan ayrıldım. Güvercinlik, Milas ve Yatağan üzerinden Muğla’ya geldim. Uluslararası bir Çevre Sempozyuma sunacağımız tebliğ için burada İl Çevre Müdürlüğü’nün Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuvarı’nın ölçüm neticelerini almak için yaklaşık 12 saat kaldım.

Muğla ile ilgili düşünce ve tespitlerimi sizlerin değerlendirmenize sunmayı istiyorum;

Bakanlık döneminde Türkiye’nin her tarafını görmüştüm. Bu gezilerimde yoğun iş temposu nedeniyle şehirleri ve onların güzelliklerini pek incelemeye zaman bulamama rağmen Muğla, Kırklareli, Hakkari ve Artvin’i çok beğenmiş ve sevmiştim.

Bu dört şehirde gördüğüm ortak özellik hepsinin nüfusun az oluşu ve doğayı bozmadan tarihsel estetiklerini korumuş olmaları idi. Bu şehirleri sevmemin ve beğenmemin belki de ana nedeni çocukluğumun 25 bin nüfuslu Çorum’unu andırmalarıydı…

Nüfusu 50 bini bulmayan Muğla sokaklarında yürürken, şehrin imar bakımından kontrollü geliştiği hemen dikkati çekmekte olup, şehrin ortasında eski dokusunun mümkün olduğu kadar aynen korunmuşluğu görülmekte ve yapıların yüksekliği iki katı geçmemektedir.

Hükümet Binasının etrafında yer aldığı Meydan bana küçük Avrupa kentlerinin düzgün meydanlarını hatırlattı. Şehircilikte hep ifade edildiği gibi, düzgün şehir meydanlarının varlığı şehirleri şehir yapan özelliklerin başında gelmektedir.

Ne yazık ki çok sevdiğim her vesile ile önerilerimi ortaya koymama rağmen Çorum’a güzel bir şehir meydanı kazandıramadık. Mevcut planlarda korunması ve düzenlenmesi öngörülen Ulu Cami, Güpür Hamamı, Velipaşa Hanı, Kubbeli Cami ve Yeni Hamamı kapsayan alanda gerekli restorasyon çalışması yapılırsa ve burada eski dokuyu bozan yapılar yıkılırsa, şehrimiz tarihi bir meydan kazanır. Aynı planlarda korunması kararlaştırılan tek katlı “Ayakkabıcılar Çarşısı”, “Çöplük” ve Paşa Hamam’ın bu meydanın devamı olarak şehrimize nasıl güzel ve estetik bir görünüm verebileceğini düşünebiliyor musunuz?

Diğer bir önemli meydan da Hükümet Binası karşısındaki Özel İdare ve Tekel Binalarının arkası istimlak edilerek ve düzenlenerek sağlanabilir.

Muğla’da bulunduğum süre içinde ziyaret etmek istediğim Belediye Başkanı, bir açılışda olduğu için yetkililerce oraya götürüldüm. Bayanların kurmuş olduğu Gönüllü bir Çevre Derneğinin evlerde oluşan çöpleri (katı atık) değerlendirebilmek ve geri kazanabilmek için özel olarak yaptırdıkları kapların apartman yöneticilerine dağıtımını izledim. Bu arada İTÜ’lü bir çevre mühendisliği öğretim üyesi olarak mahalli basının ve televizyonun sorularına muhatap oldum. Gönüllü bayanlar arasında faaliyet gösteren Muğla’ya yerleşmiş bulunan Kale Mahallesinden hemşehrimiz Çorumlu bir avukat hanımefendi ile de epeyce sohbet ettim.

Muğla’da dolaşırken parklarda, kahvelerde ve yollarda gençlerin çokluğu ve yoğunluğu dikkatimi çekti. Eminim ki bunun nedeni 1992 yılında kurulan Muğla Üniversitesi’nin 14 bin civarında öğrenciye sahip olması.

Yarın sizlere bu üniversite hakkında bilgi aktaracağım ve bir üniversiteye sahip olmanın ne demek olduğunu ortaya koyacağım.

Muğla