SÖRF SPORU VE ŞAMPİYON

Şu anda yazlığımın   sahilindeyim. Dün havanın sıcaklığının 40 0C yi geçmesi nedeniyle deniz çarşaf gibi idi. Bugün nisbeten daha serin ve güzel bir rüzgar esiyor.

Evet, bu imkanı kaçırmayı istemeyen yıllar içinde büyümesini ve gelişmesini izlediğim sitemizin en başarılı sörfcüsü gencin, kıyıda windsurf yapmak için sörfünü hazırladığını görüyorum.

Windsurf sporu ülemizde son yıllarda rüzgarın bol olduğu sahillerde (özellikle Alaçatı ve Çeşme) yapılmaktadır. Yanımda ansiklopedi olmadığı için bu sporu sizlere nasıl anlatsam bilemiyorum. Bildiğimiz yelkenli tekneyi düşün. Burada teknenin yerini daha geniş ve uzun kayağı andıran suyun üzerinde kalan ve hareket eden gövde (parça) alıyor. Rüzgarın etkisi ile hareketi sağlayan yelkene benzeyen kısım bu gövdedeki yerine sokuluyor. Gövde üzerineçıkan sörfçü yelkene benzeyen bu kısmı rüzgara göre ayarlayarak saatlerce hem de çok hızlı birşekilde (belki saatte 100 km) dalgaların üzerinden ve içinden geçmektedir.

Türkiye’nin en iyi sörfçüsü olan ve beş sampiyonluk kazanan Bora Kozanoğlu “Sörften aldığımız zevki bilmeyenlere nasıl anlatırsınız?” sorusunu aşağıdaki şekilde cevaplandırıyor:

“En büyük zevk bir dalgayı gööünüze kestirip o dalgaya girerken hissettiğiniz sörfe 4-5 metre sıçrıyorsunuz. Hiç ses yok yalnız rüzgarın sesi. Uçuyorsunuz. Kimse size karışamıyor. Karada kalıplar, kurallar var. Orada yok. Bunu herkese tavsiye ediyorum.”

Son beş yılın Türkiye Windsurf Şampiyonu olan, 2000 Dünya Şampiyonesinde onuncu gelen Bora Kozanoğlu menajeri ve sponsoru olan babası Celal Kozanoğlu sayesinde sörfe başlamış olup, hedefi rüzgar sörfünde dünya şampiyonluğudur.

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümünde talebem olan Celal’in tek evladı olan Bora da babası gibi inşaat mühendisi olmuş Celal Bayar Üniversitesi’ni bitirmiştir.

Yakınen tanıdığım dedesi ve babası gibi yakışıklı olan Bora Sörf’e başlaması ve zaman içinde vücudunun gelişmesi hakkında bakın neler anlatıyor;

– Küçükken hep ben bilardo, masa tenisi oynardım. Denizle alakam yoktu, ayağımı bile sokmazdım. 13 yaşına kadar böyleydim.

– Bir gün babam kendisine sörf aldı. 3-4 hafta uğraşdı, öğrendi

– Atladım suya, yüzdüm babama doğru. “Baba” dedim “denemek istiyorum” çok küçüğüm, kuvvetli değilim, boyum kısa. Sonra hoşuma gitti.

– 1992 yılında Çeşme’de sörf okulu işleten Alman bir şampiyona ders almaya gittim. Adam bana baktı aynen şöyle dedi: “Türklerden hiçbir şey olmuyor, hiçbir Türk sörf yapmayı öğretemedim, zaten vucudun da hiç atletik değil.”

– Bir sörf aldım. Üç sene boyunca yurtdışından özel sörf dergileri eğitici sörf kasetleri getirttim. Tek başıma Çeşme’nin tüm koylarında kimseye görünmeden sörf yaptım. Ağırlık çalıştım, vucudum değişti. Resmen sörfcü oldum. Snora Çeşme’deki şampiyonaya gittim.

– O yarışa katıldım. Bu Alman şampiyon da favori. Ben birinci oldum, o ikinci. Adam beni tanıdı finalde, inanamadı. Geldi yanıma. Acayip, acayip baktı, gözleri doldu. “Nasıl başardın?” dedi. “Sen olmasaydın başaramazdım” dedim.

Yunanlı şampiyonla birlikte Ege Denizi’ni geçen ve yedi günde yaklaşık iki bin kilometre yapan Bora Kozanoğlu 2004 yılında Atlantik’i (4500 km) sörfle geçen ilk adam olarak Guinnes Rekorlar kitabına girmek istiyor.

Çorumlu olarak çoğumuz yüzme bilmiyoruz, yıllardan beri Kapalı Yüzme Havuzumuzu bitirememenin ezikliğini hissederek size değişik bir spor olan sörfü ve Şampiyon Bora Kazanoğlu’nu anlatmadan da duramadım.

Bodrum-Dörttepe

Mefaret Aktaş, “Atlantik’i sörfle geçecek” Milliyet, 11.8.2002