KEMAL DERVİŞ’İ DİNLERKEN

Cuma akşamı, Taksim Toplantılarına misafir konuşmacı olarak katılan Devlet Eski Bakanı Kemal Derviş’i ilk defa tanıdım ve dinledim.

Politikacıdan çok bir bilim adamı niteliğinde olan rahat, sakin, konusuna vakıf ve etkileyici bulduğum sayın Derviş’in konuşmasnıda üzerinde durduğu önemli hususları akış sırasına göre kısa başlıklar halinde aşağıda veriyorum;

* Krizi tam olarak atlatamadık ama uçuruma da yuvarlanmadık. Yüzde 35 enflasyona rağmen yüzde 30 reel faizin sürdürebilir hiçbir yanı yok. Çok ciddi önlem ve idare ile kurtulmak mümkündür.

* Avrupa Birliği yakında tüm kıtayı kaplayan bir AB olacak. AB içindeki Bulgaristan’a, Romanya’ya yatırım yapacak yabancı yatırımcı Avrupa’ya yatırım yapıyorum diyecektir. Eğer Türkiye AB’ye 8-9 yıl içinde girerse yabancı yatırımcı Türkiye’ye de yatırım yapacaktır. Aksi taktirde buraya gelmeyecekir. Bu nedenle 3 Kasım seçimleri ve 12 Aralık da Kopenhag’da yapılacak AB toplantısı ülkemizin geleceği bakımından çok önemlidir.

* Türkiye’nin bu çağda yer alabilmesi için CHP’nin kazanması ve sosyal demokrat tabanı yaratmak gereklidir. Önümüzdeki yıllarda uyumlu, ciddi ve AB ile işbirliğini sağlayacak bir hükümet gereklidir. Bunun gerekli olduğunu düşünmesem politikaya girmez, eğilimimin olduğu üniversiteye gitmeyi isterdim.

* 90’lı yıllar Türkiye’de kayıp yıllardır, ülke yerinde saymıştır. 1990’a kadar yüzde 5 gelişme varken yüzde 3’e düştü. Nüfus artışını dikkate aldığımızda gelişme yüzde 1 olmuştur. 90’lı yıllarda Türkiye’nin siyasi yapısı tamamen parçalandı. Siyasi istikrar kayboldu.Bakanlar Hazinede 8 ay kaldı, politikalar günlük oldu. Borçlanma arttı. 90’nın başında iç borç bütçenin yüzde 28’i iken şimdi yüzçde 60’dır. Bütün bunlar kısa vadeli kararların neticesi idi.

* Koalisyonlar iş yapmak için değil koltuk paylaşmak şeklinde idi. Son 57. Hükümet uyumlu gözüktü ama bu uyum her bakanın birbirine karışmaması şeklinde idi. Yaşanan krizde çok önemli yasalar geçti. Makro adımlar atıldı. Enflasyon yüzde 35’e çekildi. Ödemede bir sorun yok. Döviz oturdu.

* Büyüme Mart’tan itibaren arttı. İhracat ve turizm artışı sağladı. Türkiye’de 1997’den beri kapasite yaratılmıyor ve ciddi yatırımlar görülmüyor. Türkiye’nin makro ve siyasi istikrara kavuşup, kavuşmayacağı belli olmadan düzelme ve patlama olmuyor. Şu andaki büyüme geleceğe dönük büyük bir ümit vermiyor. Populist bir yaklaşım mevcut dengeyi hemen yıkar ve yok eder. Bunları vaad eden ciddi değildir. Mevcut politikaların 3-4 yıl daha devamı gerekir. Sıkı bir mali politika reel faizleri düşürür.

* Enflasyon dar gelirliyi ezer. Enflasyonist politikalar dar gelirlinin aleyhinedir. Dar gelirliyi çökeltir. CHP’nin 2000 politikasını incelediğimizde bugün benim girişimlerimle söylenenlerden farklı değildir. Populist politikayı Baykal hiçbir zaman istemedi.

* Yapısal reformlar bakımından önemli adımlar atıldı. Merkez Bankası, Bankalar, Tarım politikası ile önemli adımlar atılmıştır. Bunları neticeye ulaştırmak için yönetimde uyum şart. Bu ancak koalisyonlarla değil tek partiye dayanan hükümetle sağlanır. Aksi taktirde başarılı olmak zor.

* Düzenin değişmesi uyumlu bir hükümet ile yüzde 7 büyüme ile 10 yılda sağlanabilir. Uyumlu çalışmayacak bir kabinede görev almam.

* 1980’lere gelinceye kadar sağ politikalar devleti kenara itmiştir. Pazar ekonomisi şarttır ama yarışma koşullarını düzenleyen devlet şarttır. Sosyal dengeyi, adaleti devlet sağlar.

Yarınki yazımda Kemal Derviş’in sorulara verdiği cevapları sizlerin bilgisine sunacağım.

İstanbul