5. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

Marmara Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı başlangıçta 6 ülkenin katılımı ile gerçekleştirdiği bu faaliyetinin 5. toplantısı 26-28 Eylül tarihleri arasında 25 ülkeden bir çok yerli ve yabancı iş ve hükümet adamının katılımı ile İstanbul Ticaret Odası’nın güzel mekanlarında yapılmıştır. Bu toplantıya Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Avrupa İmar Bankası gibi beynelminel kuruluşlar da katılmıştır.

Marmara Vakfı öncelikle Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetlerle ilgili büyük Atatürk’ün aşağı verdiğim düşüncelerinin devamına ve gelişmesine çalışmaktadır.

Büyük Atatürk 29 Ekim 1933 yılında yaptığı konuşmasında aynen şunları söylemiştir:

“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahıp çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak… Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onları “Dış Türkler’in” bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli…

İşte bu düşünceden hareket eden Marmara Grubu Vakfı 1998 yılından beri Avrasya Ekonomik Zirvelerini tertiplemekte ve öncülük etmektedir.

Amerikalı ünlü strateji uzmanı Brezezinski Avrasya’nın 500 yıldan beri dünyanın güç merkezi olduğunu söylüyor. Uluslararası ilişkilerde nüfuz bölgelerine sahip olmanın başlıca hedef sayıldığı dönemlerde Avrasya’ya egemen olanın dünyaya egemen olacağı düşünülüyordu.

Avrasya stratejik açıdan niçin bu kadar önemlidir? Çünkü bu bölgede dünya nüfusunun %75’i yaşıyor. Dünya toplam hasılasının %60’ı bu bölgede üretiliyor. Dünya enerji kaynaklarının da yaklaşık %75’i bu bölgede bulunuyor.

Avrasya’yı bir bütün olarak incelerken Orta Asya ve Kafkaslara özel bir dikkatle eğilmek gerekir. Bu bölgeler yalnız zengin petrol, gaz ve diğer kaynaklar açısından değil, son Afganistan harekatınında gösterdiği gibi stratejikkonumları açısından büyük bir önem taşıyor. Dikkat çeken bir noktada bu bölgedeki nüfusun hissedilir bir şekilde artmakta oluşu. Bugün 200 milyon civarında olan nüfusun 2050 yılında da 387 milyona çıkması bekleniyor. Ekonomik açıdan düşünüldüğünde bugünkü AB nüfusuna eşit sayıya ulaşacak olan bu bölgenin ne kadar önemli bir pazar oluşturacağı görülecektir. Sadece Türkiye ve Türki Cumhuriyetler düşünülecek olursa, o bölgenin nüfusu da önümüzdeki 50 yıl içinde 200 milyonu bulacaktır.

Avrasya ülkeleriyle yakın ilişki içerisinde bulunan ülkemiz teknoloji, sanayi, ekonomi ve ticaret alanlarında bir güç birliği merkezi haline gelecektir. Bu toplantılar bu gayeye önemli katkıda bulunmaktadır.

Hepimiz bu ilişkilerin daha da gelişmesi için gayret göstermeliyiz. Atatürk’ün söylediği “Onların ‘Dış Türklerin’ bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli…” sözünü hepimiz yerine getirmeliyiz.

İstanbul, 2 Ekim 2002

Açış konuşmalarından ve Onur Özmen’in tebliğinden yararlanılmıştır.