HİNDİSTAN’DAKİ İKLİM KONFERANSI

Ülkemiz insanlarının iç sorunları ve seçimlerle uğraştığı bir ortamda Birleşmiş Milletlerce Hindistan’da yapılan “İklim Konferansı” ile ilgili konulara pek ilgi gösterdiğini tahmin etmiyorum. Kalkınmış ülkeler ve bilhassa Almanya bu konuya büyük önem veriyor. Burada basın ve televizyondan edindiğim bilgileri sizlere aktarmayı istiyorum.

Dünya ikliminde meydana gelen değişimler fakirliğe ve bilhassa açlığa sebep olmaktadır. Azalan yağışlar ve artan sıcaklık (ısı) neticesinde tarım etkilenmekte ve elde edilen ürün (tahıl) giderek azalmaktadır.

1992 yılında Rio de Janerio’da 2. Dünya Çevre Konferansında biraraya gelen ülkeler iklim değişikliği ile mücadele edilmesine ve gerekli önlemlerin alınmasını kararlıştırdılar. Uzun süren çalışmalar sonucunda Japonya’nın Kyoto şehrinde yapılan toplantıda “Kyoto Protokolu” kabul edildi ve imzaya açıldı.

Bu protokola göre iklim değişikliğine neden olan ve seragazı diye tanımlanan karbondioksitin (Co2) 1990 senesindeki değerinin yüzde 5.2 azaltılması öngörülmüştü. Ayrıca bu protokolün yürürlüğe girebilmesi için havaya atılan karbondioksitin yüzde 55’ini veren ülkelerce imzalanması şart koşulmuştu.

Bugüne kadar 90 ülkece imzalanmasına rağmen yüzde 55 şartı sağlanamadığından belirtilen protokol yürürlüğe giremedi. Dünyada en büyük seragazı üreticisi olan Amerika bu protokolün imzalamaktan kaçınmakta olup havaya atılan toplam karbondioksitin yüzde 36’sı bu ülkeden kaynaklanmaktadır. Amerika getirilecek kısıtlamanın kendi sanayini olumsuz etkileyeceğine inandığı için bu protokola karşı çıkmaktadır.

Türkiye’de 1990 değeri esas alındığı takdirde sanayinin gelişemeyeceğini ileri sürerek bu protokolü halen imzalamamış bulunmaktadır.

Hindistan’da yapılan toplantıda Rusya bu protokolu imzalayacağını belirtmiş ve böylece yürürlüğe girmesi için gerekli olan yüzde 55’in sağlanması yolunda önemli bir adım atmıştır.

Doğanın içinde bulunan arkadaşımın evinin, yeşillikler içindeki bahçeye ve ormana bakan çalışma odasından bu yazımı yazarken tanrının bizlere sunduğu bu kainatı ve onun bir parçası olan dünyayı korumamızın gerekli olduğunu vurgulamayı istiyorum.

Hannover-Almanya, 24 Ekim 2002