KIBRIS’A BAKIŞ (ll)

1974 yılında gerçekleşen “Kıbrıs Harekatı”, Kıbrıs’da yetişen yeni nesil için epeyce uzaklarda kaldı. Onlar, babalarının, dedelerinin yaşadıkları büyük acıları yaşamadılar. Onların hayallarını Avrupa Birliği’ne girmek, işsiz kalmamak ve ekonomik refah süslemektedir. Onlar yeşil hattın kuzeyinde kapalı kalmayı, işsiz oturmayı ve diplomalarını duvara asıp beklemeyi istememektedirler.

Bugün meydanlara çıkanların sayıları 5000-6000 civarında olsa da artan hoşnutsuzluk onların sayılarını giderek artırabilecektir.

***

Kıbrıs Rum Yönetiminin Kopenhag Zirvesi’nde AB’liğine kabulü kararından sonra hazırladığı ve son dakikada büyük bir ihtimal ile AB yetkililerinin uyarısı ile açıklanmasından şimdilik vazgeçtiği “Kıbrıslı Türklere kolaylık paketi” KKTC’yi içten bölmeye yönelik bir girişimdir.

Bu paket ile;

* Tüm Kıbrıslı Türklere “Kıbrıs” adı altında AB’ye kabul edilen Rum Kesimi’nin pasaportu verilecek.

* Kıbrıslı Türklere üzerinde KKTC etiketi bulunmayan ürünlerini sınır bölgelerine getirerek Rum tüccarlara satma olanağı tanınıyor. Kıbrıslı Türkler ürünlerini, güneyden “Madde in Cypnus” olarak Avrupa’ya ihraç edebilecek

* KKTC’deki üniversitelerin diplomaları bazı koşullarla resmen tanınacak. Yüksek tahsilli Kıbrıslı Türklere böylelikle güneyde çalışma imkanı doğacak,

* Günübirlik Rum kesimine gidip çalışan ve mesai bitiminde kuzeye dönem Kıbrıslı Türk işçilerin işlemleri kolaylaştırılacak. Bazı durumlarda güneyde konaklama olanağı tanınacak,

* 1974’den önce Kıbrıslı Türklerin Adanın güneyinde sahip oldukları gayrimenkullerini satma yolu açılacak,

* Odalar arası işbirliği sağlanacak,

*Sporculara konan kısıtlamalar kaldırılacak, destek sağlanacak.

***

Sami Kohen, Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde, “Kıbrıs Türk halkı çözümsüzlükten yorgun düşmüş durumda. Bu halin sürmesi, önemli sayıda Kıbrıs Türkünün göç etmesine, Türk kesiminin demografik (nüfus) yapısının değişmesine yol açabilir…” şeklinde bir değerlendirme yapmaktadır.

Aynı gazetede Taha Akyol ise,

“Türkiye ve KKTC yönetimi bir politika belirlerken bunun Kıbrıs Türklerinde ne ölçüde taraftar bulacağını, özellikle de yeni nesilleri mutlaka dikkate almalı…” demektedir.

Güneri Cıvaoğlu ise “Kıbrıs Travması” başlıklı yazısında, “Kıbrıs’ta Yunan çete başı Grivas’ın güdümündeki Rumlar, Türklere kıyım yapmışlardır, küçücük çocukları, anaları kesmişlerdir.. Bütün bunları yaşayan yaşlı kuşaklar ve Cumhurbaşkanı Denktaş, bir travma içindedir.

İtiraf edeyim, ben de travmayı “tam” atlatmış gibi hissetmiyorum kendimi.

Ama o günleri yaşamamış genç kuşaklar çok farklı ve gerçekci bakıyorlar.

Bir ya da iki kuşak öncesinden aileleri de etkiliyorlar” şeklindeki görüşlerini ortaya koymaktadır.

***

Yukarıda belirttiğim hususlardan, Türkiye ve KKTC’nin yıllardan beri benimsediği ve temel çıkarlarımıza uygun politikalarını bir çırpıda bir kenara atılmasını gerektirdiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çıkarılması gereken sonuç ise soruna bir çözüm bulunmasının gerekliliğidir. Gelecek yazımda çözüm yolları üzerinde duracağım

İstanbul