KARARSIZ TÜRKİYE

İspanya seyahatimden on gün önce dönmeme rağmen bir türlü kalemimi ele alarak sizlere huzur içinde seslenmek imkanı bulamadım.

Amerika’nın yanında kesin olarak yer alan İspanya’da Irak krizinin etkisi hiç hissedilmez iken, Türkiye’de belki de doğrudan sınırımız olması nedeniyle “Irak harbi” ile yatıp “Irak harbi “ ile kalkıyoruz.

İspanya’da insanlar neşeli yaşamlarını sürdürüp, her günü şen ve şakrak yaşarken, ülkemde insanların yüzlerinin gülmemesi ve zorlaşan hayat koşulları nedeniyle günlerini sıkıntı içinde geçirmesi beni çok etkiledi.

*    *    *

Üç aydan beri Irak harbi ile ilgili konularda kararsız tutumuz Ortadoğu’nun en büyük ülkesi olan Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Dünya’da siyasi kararların genellikle ülkelerin bilhassa ekonomik çıkarlarına göre verilmekte olduğu bilinmektedir. Bugün Irak harbi konusunda oluşan cephelere baktığımızda ekonomik çıkarlarına bağlı olarak bir tarafta Amerika ve İngiltere diğer tarafta Fransa, Almanya ve Rusya bulunmaktadır. Türkiye nerede durmaktadır ve hangi çıkarlarını sağlamaya çalışmaktadır. Bana göre ülkemde kararsızlık hakimdir.

Şu anda Irak’a hakim bulunan Saddam rejimi, Fransa, Almanya ve Rusya ile ekonomik ilişkilerini en üst düzeyde sürdürmektedir. Fransa, bu ülkenin ticaretinde birinci sırada yer almaktadır. Fransa’ya petrol Almanya ve Rusya’nın da durumu farklı değildir.

İşte bu nedenlerle bu ülkeler Amerika ve İngiltere’nin Irak’la harp yapmalarına ve Saddam’ı devirmelerine şiddetle karşı çıkmışlar ve Birleşmiş Milletlerde veto haklarını kullanacaklarını ifade etmişlerdir.

Bu ülkelerin savaş karşıtlıklarının arkasında bu harp sonucunda kaybolacak ekonomik çıkarlarının yattığını kimse inkar edemez.

*    *    *

Harp normal şartlarda hiç kimsenin istemediği bir olaydır. Bazen ülke çıkarları istenmemesine rağmen insnaları harbin içine sürükler.

Ülkeler ekonomik, politik ve siyasi nedenlerle karar verdiğine göre Türkiye’nen de çıkarlarını göz önüne alarak Irak konusunda kesin bir tutum sergilemesi gerekirdi. Bu konuda Bush’un Saddam’a 48 saatlik bir süre vermiş olduğu bir ortamda halen bir karar verilmemiş olması çok düşündürücüdür;

Bilindiği gibi Irak’ın toprak bütünlüğü Türkiye için çok önemlidir. Ordumuz bu nedenle ve Türkmenleri korumak için Kuzey Irak’a girmek istemektedir. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök tezkere görüşülmeden önce “Tezkere geçersebeklenmeyen gelişmelere müdahele etmek zorunda kalırsak savaşanlar buna karşı çıkamayacaklar” şeklinde bir uyarı getirmiştir.

*    *    *

Şu anda öğle haberlerini dinliyorum. Hükümetin hava sahamızı Amerikalılara açma ve ordumuzun sınır ötesi hareketini mümkün kılacak tezkeresini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne göndereceği açıklandı.

Bu arada Amerika’nın yalnız hava sahasının açılması ile yetineceği, Türkiye’den kara hareketinin yapılmayacağı, “B Planı”nın uygulanacağı, Türk askerlerinin Irak’a girmemesi gerektiğini ve yanlışlıkla bombalanabileceği de haber olarak verildi. Ayrıca 1. Tezkere’deki esaslara bağlı olarak kararlaştırılmış altı milyar dolarlık yardımın ve diğer ekonomik katkıların bu tezkerede geçmediği ve şartların Türkiye tarafından sağlanmamış olduğundan geçerliliği kalmadığı aynı haberde yer aldı.

*    *    *

Son duruma baktığımızda piyasalar tedirgin, hükümet 1. tezkerenin reddi ile kaybettiği imkanları sağlayabilmek için Amerika ile temas halinde ve son dakikada Amerika, İngiltere törenine binmeye çalışıyor.

“Türk Ordusu, cephe açılsa da açılmasa da Kuzey Irak’da olmak zorunda. Şimdi ne olacak? Irak’a tek başına giren ordu öncelikle kürtlerin ve belki de müttefiklerin ateşi ile karşı karşıya kalmayacak mıdır?

Amerika ile işbirliği öngörülmedi ise neden İskenderun’dan Amerikan kara birlikleri Türkiye’ye girdi ve neden Güneydoğu Anadolu’ya yerleşdi?

Harbin ayak seslerinin duyulduğu bir anda ülkemin kararsız tutumu nedeniyle beklenmedik kayıplarla karşılaşmamasını temenni ediyorum.

İstanbul