AVUKATIN ROLEX SAATİ

Bugünlerde bilgisayarıma bir arkadaşım tarafından gönderilen oldukça manidar ve üzerinde düşünülmesi gereken bir anlatım geldi. Burada anlatılan, herhangi bir avukat ile ilgili olup tüm bu meslek mensuplarını töhmet altına almamalıdır. Anlatımda adı geçen bir avukat yerine çok kolaylıkla başka bir mesleğin adı da verilebilirdi.

***

Bilgisayarıma gelen bu anlatıyı aynen aşağıda veriyorum:

“Çok havalı ve zengin bir avukat, yeni aldığı lüks spor arabasını ofisinin önüne park eder. Ofisteki arkadaşlarına nasıl gösteriş yapacağını düşünerek arabasından inerken, yoldan hızla geçen bir kamyon sürücüsü, tarafındaki kapıyı kopartır atar.

Avukat derhal cep telefonunu kapar ve polisi arar. Bir dakika içinde polis olay yerine gelir fakat daha bir soru sormasına fırsat bırakmadan avukat isterik bir şekilde haykırmaya başlar… Daha geçen gün aldığı arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş görse, gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka ödettirilmelidir.

Avukat kızgın ve öfkeli şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını sallar. Ve, “Siz avukatların bu kadar materyalist olmalarını bir türlü anlayamıyorum.” der ve devam eder: “Sahip olduğunuz şeylere öyle bağlanıyorsunuz ki, başka şeyleri gözünüz görmüyor.”

“Nasıl söylersin böyle bir şeyi?” diye hayretle sorar avukat.

Polis, adama acıyarak ve küçümseyerek bakar: “Sol kolun dirseğinin altından kopmuş, görmüyor musun? Kamyon sana çarptığı sırada olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan bahsediyorsun.”

“Aman Tanrım!” diye bağırır avukat. “Rolexim de gitmiş!”

***

Son yıllarda toplumumuz tam bir tüketim toplumu oldu. Gençler ve özellikle çocuklar belirli marka olmayan giysileri ve ayakkabı giymiyorlar. Maddi durumu bir parça iyileşenler ise Mercedes ve BMW arabadan başkasını kullanmıyor, rolex marka saati tercih ediyorlar.

Bu anlatımda adı geçen avukat da herhalde sonradan görme, marka ve gösteriş düşkünü birisi olsa gerek.

***

Unutmamalıyız ki, gösteriş düşkünlüğü aşırı harcama ve marka hayranlığı toplumlarda çok çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olur.

Bu nedenle, yetiştirdiğimiz evlatlarımızı o şekilde yetiştirmeliyiz ki, ileride onlar marka hayranı değil, dengeli ve tutumlu olsunlar.

İstanbul