30 AĞUSTOS VE ORDUMUZ

Bundan 81 yıl önce “Büyük Taarruz” sonucu kazanılan Türk Milli Mücadelesi 30 Ağustos Zaferi ile noktalanmıştır. Zafer Bayramımız tüm ulusumuza kutlu olsun.

Birnci Dünya Savaşı yenilgisinin ardından işgale uğrayan Türkiye, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan zorlu Kurtuluş Savaşı mücadelesini 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Savaşı ile başarıyla sonuçlandırdı.

Kazanılan zafer sayesinde Türk toprakları işgal kuvvetlerinden tamamen temizlendi.

İtilaf devletlerinin Sevr Antlaşması ile kabul ettirmek istediği şartlar, Büyük Taarruz’da elde edilen zaferle son buldu.

Mudanya Mütarekesi’nden sonra yapılan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla Türkiye’nin bağımsız bir devlet olduğu dünyaca kabul edildi.

Misak-ı Milli’nin hedeflerine büyük ölçüde ulaşıldı.

Çağdaş medeniyetin içinde yer alacak demokratik, laik ve milli temeller üzerinde yükselecek yeni bir Türk devleti kuruldu.

Bu zaferle, en ağır şartlarda bile Türk milletinin vatanını savunacak kuvvete ve bilince sahip olduğu, kadın ve erkek ayırımı olmadan vatanı tehlikeye düşünce topyekün harbe tüm varını, yoğunu ortaya koyarak girebileceğini bir kez daha göstermiştir.

Harekatın böylesine hızlı başarıya ulaşmasında başta Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere  yüksek komuta heyetiyle birlikte tüm komutanların ve erlerin gösterdikleri fedakarlıkları ve kahramanlıkları ulusumuz unutmamaktadır. Bu başarının sağlanmasında TBMM’nin ve hükümetin çalışmaları yanında Türk halkının vatanının bağımsızlığına verdiği önem ve vatan savgisi en büyük destek olmuştur.

30 Ağustos Zaferini sağlayan şanlı ordumuza bugünde Türk halkı tekrar teşekkür etmektedir. Gallup Enstitüsü’nün son günlerde yaptığı bir anket çalışmasına göre Türk halkının en çok güvendiği Türk Ordusu’dur.

30 Ağustos Zafer Bayramını kutladığımız bu günlerde sanki iktidar ile ordunun çatıştığı gibi bir izlenim Medya’da devamlı işlenmektedir. Et ile tırnak birbirinden ayrılır mı? Tabii ki ayrılmaz. Silahlı Kuvvetler’in neden yıpratılmak istendiğini anlıyamıyorum. Acaba , Silahlı Kuvvetler’in Laik Cumhuriyet’in ilkeleri ve ülke bütünlüğü konusunda son derece duyarlı olması mı birilerini rahatsız ediyor?

Diğer taraftan  yapılan anketlerin hemen hepsi Türk halkının yüzde 70 gibi ezici çoğunluğunun Avrupa Birliği üyeliğini desteklediğini gösteriyor. Bende ülkemizin AB’nin tam üyesi olmasını istiyorum. Bu desteğin ana nedeni  AB’ye girildiği taktirde ekonominin rayına oturacağı ve işsizliğin azalacağı düşüncesidir. İnsanlar ve bilhassa gençler işsiz ve geleceğe umutla bakamıyor…

Bu iktidar yoksullukla ve yolsuzlukla mücadele edeceğini ifade ettiği için çoğunluğu almıştır. Bu nedenle belirtilen sorunların çözümüne yönelmelidir. Ülkeyi ve insanlarını birleştirmeyi hedef almalıdır. İdeolojik geri plandaki  siyasi sorunları öne çıkarmamalıdır.

Türkiye’de siyasiler, askerler ve siviller asgari müştereklerde birleşmeli ve laik Cumhuriyetimiz ile demokrasi korunmalı ve Türkiye AB’ye girmelidir.

İstanbul