ANTALYA’NIN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ

Szilere daha önce bildirdiğim gibi Kayınvalide’min hastalığı nedeniyle Antalya’da geçirdiğim günlerim genellikle hastahane, ev ve Konyaaltı Plajı üçgeninde geçti. Böyle olunca da insan yaşadığı dar çevreyi daha yakınen izliyor ve değerlendiriyor.

Yılda 5 milyon turistin geldiği Antalya’nın bu üçgen içimdeki durumunu ortaya koyarak kritiğini yapacağım ve bu yazımı yetkililere de değerlendirmeleri için göndereceğim.

*    *    *

Üniversite Hastahanesi

Hastamızın kaldığı Göğüs ve Kardiyoloji Bölümünde gösterilen yakın ilgiyi emin olun bu güne kadar hiç bir hastahanede görmedim. Doktorların ve diğer sağlık hizmetlilerinin nice özel sağlık kuruluşlarında dahi rastlanılmayan özverili hizmet anlayışlarını, gösterdikleri yaktınlığı ve sevgiyi unutmam mümkün değil.

Hastahanenin yeni inşa edilmiş ve çok mükemmel donanıma sahip olması yanında sessizliği ve huzuru insanı nasıl olumlu etkiliyor tahmin edemezsiniz!

Bu yakınlığı ve ilgiyi herkese gösterdiklerini belirtirken Antalya Üniversitesi idarecilerini ve hastahane görevlilerini tebrik etmeyi isterim.

*    *    *

Çıldırtan Gürültü

İnsanlar nerede olursa olsun gürültüsüz bir ortamda yaşamayı ister. Bilhassa tatilde gürültü insanı çok hem de çok rahatsız eder. Gürültü, ruhsal ve diğer sağlık sorunlarının ana nedenidir.

Gürsü Mahallesi 10. Cadde üzerinde bulunan dairemizde görültü içinde geçirdiğim günler benim için çekilmez bir hal aldığı için, mevcut çift camlı pimapen pencereleri (hastahane pencereleri gibi) araya 7 cm bir boşluk koyarak ikinci bir çift camlı pimapen pencereyle gürültüye karşı takviye ettik.

Buna rağmen heyhat uyumak ne mümkün!

Minibüslerin, kamyonların ve bilhassa küçük susturucusu olmadığı gürültüleri her tarafı inletiyordu…

Bunların yanında gösteriş için dolaşan beygir kuvvetleri büyük motosikletlerinde müthiş gürültüleri insanın beynine saplanıyordu…

Ayrıca gece yarıları gençlerin kullandığı spor otomobillerle yaptığı yarışlar ve yarattıkları korkunç gürültü insanın yataktan fırlamasına neden oluyordu…

Kemer yolu yapılmadığı ve sahildeki yolun ağır vasıtalara kapatılmış olması gece ve gündüz gürültünün devamlı olmasının bir diğer nedeni idi…

Sayın Antalya Valimizin ve Emniyet Müdürümüzün konuya hassasiyetle eğileceklerini ümit ediyorum.

*    *    *

Her Taraf Çöplük

Evimizin çıkıp 400. Sokak’dan “Sea Life” oteli karşısındaki 15 nolu Konyaaltı plajına doğru yürürken her tarafın atılmış petsu şişeleri, dondurma ambalajları, mısır koçanları ve meyve atıkları ile dolu olduğunu gördüm. Ayrıca boş naylon poşetlerde etrafda uçuşuyordu.

Atanları da suçlamamak lazım. Yol boyunca tek bir çöp kutusu yoktu. Konyaaltı plajının pırıl pırıl yapan ve her tarafı çöp kutusu ve bidonları ile donatan zihniyetinin iç taraflara doğru hiç bakmadığını gördüm.

Atılan posetleri aldım plaja giderken yoldaki bütün atılanları topladım ve plajdaki çöp kutusuna attım. Akşam dönerken yol boyunca atılanları topladım ve evimizin önündeki çöp bidonuna attım. Bu gayretim yol kenarında bulunan dükkan sahiplerinin dikkatini çekti. Benim uyarım üzerine bir kısmı dükkanının önünü temizlerken, bir kısmı ben çöp mü toplayacağım diye bana garip garip baktı. Yere birşeyler atanları da uyardım…

Bu şehir kimin şehri? Antalyalı sahip çıkmaz ise kim sahip çıkacak? Konyaaltı Belediye Başkanının buralara çöp kutuları yerleştireceğini ve atılanları toplattıracağını tahmin ediyorum.

*    *    *

Şehirler orada yaşayan insanların aynasıdır sözünü tekrarlıyarak yazıma son vermeyi itiyorum.

İstanbul