BAYRAM ZİYARETLERİ VE AÇLIK

Mübarek Ramazan Bayramını güzel ve sıcak Antalya’da akraba ve dostlarla birlikte sağlık ve mutluluk içinde geçiriyoruz.

Her gittiğimiz yerde bayram şekeri ve çikolata ikramından sonra tabaklarla börek ve çeşitli baklavalar sunuluyor yanında çay veya meşrubat da veriliyor. Bu güzel ikramları bir taraftan yerken bir taraftan da getireceği sağlık sorunlarını ve dünyada bunları bulamayan açları düşünmeden edemiyorum.

Sağlık sorunlarını tıpcılara bırakarak açlık sorununu sizlerle tartışmayı istiyorum.

*     *     *

Bu konuya açıklık getirmek için bazı aydınlıkcı bilgileri aşağıda veriyorum;

* Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım örgütü’nün (FAO) hazırladığı rapora göre 1999-2001 seneleri arasında açlık sınırında yaşayan insan sayısı 18 milyon artarak 842 milyona ulaştı. Bunların 798 milyonu geri kalmış ülkelerde, 10 milyonu sanayileşmiş ülkelerde ve 34 milyonu gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadırlar.

* Dünyada 1 milyar insan günde 1 dolarla, 2 milyar insan ise 2 dolarla hayatını sürdürmeye çalışmaktadır.

* 70 milyon nüfusa sahip ülkemizde 16 bin 400 aile yaşıyor. Bunlardan en fakir yüzde 20’si (3 milyon 200 bin aile) ülkedeki toplam gelirin yüzde 9,3’ünü, en zengin yüzde 20’si ise toplam gelirin yüzde 38,2’sini paşlaşıyor.

Daha çok veri ve bilgi aktarabilirim ama bunların hepsi sizi daha karamsar yapacaktır.

*     *     *

Bu bilgilerin ışığında açlık sınırında yaşayan yoksullarla varlık içinde yaşayan zenginlerin bayram sevinci aynı olabilir mi?

Bayramı kutlayan ve nüfusları 1,5 milyarı bulan müslüman toplumunun bir kaç petrol zengini ülkede yaşayanların dışında büyük bir çoğunluğu fakir ve gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Adalet Bakanı Cemil Çikek’in belirttiği gibi, demokrasiyle yönetilen Türkiye ve Malezya dışında hepsi aşiret yapılarına dayalı diktatoryal toplumlar olarak dikkati çekmektedir. Bu nedenle müslüman toplumlar demokratik olmadıkları için ve bireyin önünü açamadıkları için gelişme dinamizminden yoksun kalmışlardır. Bu nedenle müslüman toplumların önemli bir kısmı açlık sınırında yaşamaktadır. İslam medeniyeti dün sanayi medeniyetini kaçırdığı gibi, bugün de bilgi toplumunun çok gerisindedir.

*     *     *

Türk İslam dünyasını bizim kalkındırmamız mümkün değildir ama, kendimiz kalkınmamızı hızlandırabilirsek onlara örnek olabilir ve destek verebiliriz. Bunun için birlik ve beraberliğimizi korumalıyız, her alanda atılım yapmalıyız ve eğitime önem vermeliyiz.

Fakirlerimize fitre ve zekat vererek dini vecibelerimizi yerine getirmeliyiz. Diğer taraftan onlara balık verme yerine önlemlerle balık tutmayı da öğretmeliyiz. Bunu öğrenenler açlıktan kurtulacak ve zenginleşecektir. Zenginleşen ve demokrasiyle idare edilen toplumlarda huzur olur ve bayramlar alttakiler ve üsttekiler ayrımı olmadan kutlanır.

Antalya