CUMHURİYET BAYRAMININ ARDINDAN

Pazar sabahı erken uyandım. Biraz birikmiş gazetelere baktım. Bu arada geçen hafta kutladığımız Cumhuriyetimizin 80. yılına ait gelişmeler bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.

İşgal edilmiş vatan topraklarının Atatürk’ün önderliğinde başlatılan ve ülkemizin kurtuluşu İstiklal Savaşı ile sağlanmıştır. Cumhuriyetin kuruluşu ile 29 Ekim 1923’de ulusal özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız taçlandırılmıştır.

Ülkemizin düşman ayakları altında ezilmesini engelleyen, bu vatan semalarında ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandıran ve ezan sesinin yok olmasını engelleyen Büyük Atatürk’e, Cumhuriyetimizi kuran Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, Türk ordusuna ve Türk halkına minnet borçluyuz. ve hepsini minnetle anıyoruz.

Cumhuriyetimizin sonsuza dek yaşamasını istiyorum.

*    *    *

Sık sık Cumhuriyet kurulmasa, eğitime önem verilmese ve ülkemin desteğini alarak yurt dışına tahsile gitmeseydim bugün ben nerede olurdum diye düşünüyorum…

Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda yeni evli ve yirmi yaş civarında olan ebeveynlerin o zamanın şartları içinde, eğitim imkanlarının kadınlara verilmemiş olması nedeniyle annem hiç okula gidememiş ve babamda üç yıl okuyabilmişti.

Cumhuriyet sayesinde ve sağladığı imkanlarla aile de ilk yüksek tahsil yapan kişi ben oldum. Bugün ailemizde neredeyse yüksek tahsil yapmayan kalmadı. Çeşitli mesleklerde çalışanların yanında birisi profesör, iki doçent, üçü yardımcı doçent ve birisi de öğretim görevlisi olmak üzere yedi kişi akademik hayatda ülkeye hizmet vermektedir.

Eğitim de sorunlarımızın hepsini halen çözememiş olmamıza rağmen bu başarı Cumhuriyetimizin sağladığı destek ve imkanlarla gerçekleşmiştir.

Cumhuriyetimize teşekkür ediyorum.

*    *    *

Cumhuriyetimizin 80. yılını kutladığımız bu günlerde ne yazık kı ülkemiz huzur içinde değil.

1980’li yıllara girerken sağ ve sol çatışmalarını yaşayan Türkiye şimdi laik ve antilaik sürtüşmeleri içinde…

Milli değerlerimiz ve kutsal dinimiz bu sürtüşme ortamında hepimizin müşterek varlıklarımız değil de yalnız onları kendi çıkarları uğruna kullanmak isteyenlerin varlıkları gibi ortaya konuluyor…

Devraldığımız Cumhuriyet bayrağının Cumhuriyetin laik ve demokrat niteliğini koruyarak sonsuza kadar bu ülke üzerinde dalgalanmasını sağlamak zorundayız. Diğer taraftan Cumhuriyet sayesinde camisini ve dinini koruyan ülkemiz ve insanlarımız demokrasimiz sayesinde her zaman bu mübarek Ramazan ayında olduğu gibi, kutsal dinimizi dolu dolu yaşayacak ve dini görevlerini de ifa edecektir.

Geçmişimize sahip çıkalım ve Cumhuriyetimizi koruyalım.

Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2025 yılında eminim ki Avrupa Birliği’ne girmiş olacağız . O zaman bugünki tartışmaları geride bırakacağız. Eğitim seviyemiz ve milli gelirimiz daha gelişecek daha mutlu ve gururlu olacağız

Büyük Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda dediği gibi;

“…yaptıklarımızı asla kafi görmeyiz, çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.”

İstanbul