ALMANLAR VE TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ

Mesleğimle ilgili çalışmalarda bulunmak ve bir parçada tatil yapmak üzere Cumartesi gününden beri Almanya’da bulunuyorum.

Cumartesi akşamı Hannover Teknik Üniversitesi’nden arkadaşım Günter Meyerhoff’un evinde verilen ve sizlere daha sonra detaylı olarak anlatacağım konsere ve kokteyle katıldım.

Kokteyl esnasında 50’ye yaklaşan davetli arasında Günter’in 47 yıllık arkadaşı ve tek yabancı olmam nedeniyle oldukça ilgi çektim. Sohbetlerimizin ana sonusu Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği üzerinde yoğunlaştı.

*     *     *

Edindiğim genel izlenim Almanların Türkiye’yi ziyaret etmişlerinin dışında kalan büyük bir çoğunluğunun Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduklarını üzülerek tespit ettim. Türkiye’nin üyeliğinin aleyhinde olanların ileri sürdükleri nedenleri kısa başlıklar halinde aşağıda veriyorum:

* Avrupa Birliği’nin ana değerleri Hıristiyanlık düşüncesine dayanır. Farklı bir dine ve kültüre sahip Türkiye’nin girmesi AB’nin değer sistemini bozar.

* Türkiye artan nüfusu ile girdiği taktirde AB’nin en büyük ülkesi olur ve AB’nin politikasını kendi kültürünün ve dininin etkisiyle yönlendirmeye kalkar.

* Avrupa Birliği’nin ortalama yıllık gelirinin yüzde 20’sine sahip bir Türkiye’nin AB standartlarına getirilebilmesi için çok büyük maddi destek sağlanması gerekir. Bunu AB ülkeleri kaldıramaz ve karşılayamaz.

* Türkiye’de islami etkinlik diğer bir ifade ile dinin günlük yaşamda etkisi artıyor. Bu durum AB’nin liberal ve din-devlet ayrımına dayanan politikasına ters düşmez mi? Sorun yaratmaz mı?

* Kürtlere neden haklırını vermiyorsunuz? Neden kendi dillerini kullanamıyorlar? Neden kendi okulları yok.

* Güneydoğu’yu ve Doğu’yu bilerek geri bıraktınız.

* Askeriniz siyasete çok karışıyor, ülkeyi baskı altında tutuyor.

*     *     *

Burada geçirdiğim beş günden beri okuduğum gazetelerde de Türkiye’nin AB üyeliğinin 13 Haziran’da yapılacak “Avrupa Parlamento Seçimi” nedeniyle Almanya’nın baş tartışma konusu olduğunu gördüm. O akşam bana soru soranlara, Türkiye’nin neden AB’ye girmesinin gerekli olduğunu anlatmaya çalıştım. Bir kısmı anlattıklarımdan sonra bana hak verdiler. Ama tıp doktoru olan bir Almanın, ne anlattı isem de, olumsuz sorularını engelliyemedim. En sonunda Ermenileri öldürdünüz ve soykırımı uyguladınız” deyince kendisi ile tartışmanın bir sonuca varmıyacağını anladım ve yanından ayrıldım.

*     *     *

Yukarıda da belirttiğim gibi, Türkiye’nin AB üyeliği üzerinde oldukça yoğun bir şekilde seçim tartışmaları yürütülüyor.

İktidardaki Sosyal Demokrat Parti (SPD) Türkiye’nin AB üyeliğini desteklerken Başbakan Schroder Türkiye’nin AB yolunda iyi bir yolda olduğunu beyan ediyor.

İktidarın küçük ortağı Yeşiller de Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor.

Ana Muhalefet Partisi olan Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) kesinlikle Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkıyor. Parti Başkanı Merkel Türkiye’ye AB içinde üyelik değil özel bir statü verilmesini istiyor. Bu partinin teşkilatı bulunmayan Bavyera Eyaleti’nde aynı seçmen kitlesine hitap eden ve CDU ile birlikte hareket eden Hıristiyan Sosyal Parti (CSU) Türkiye’nin üyeliğine ise şiddetli bir şekilde karşı çıkıyor.

Meclis de bulunan diğer muhalefet partisi Liberal Demokrat Parti de (FDP) ise görüşler ikiye ayrılmış durumda. Türkiye’nin üyeliğini destekleyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da var.

*     *     *

Avrupa Parlamentosu ve 2006 yılında yapılacak Alman Parlamentosu seçimlerinde galip gelmesi beklenen CDU ve SCU’nun 2004 sonunda AB ile Türkiye arasında görüşmelerin başlamasını engellemeye çalışacağı ve herşeyin Başbakan Schröder’in seçimlerden alacağı neticeye ve tutumuna bağlı olacağı unutulmamalıdır.

Hamburg, Almanya