LİMAN ŞEHRİ HAMBURG

Pazartesi günü Hamburg-Hambur Teknik Üniversitesi’ni ziyaret etmek için Hannover’den Hamburg’a geldim. Mesleki temaslarım yanında Hamburg Eyaleti Yol Dairesi’nden emekli olan Hannover Teknik Üniversitesi’nde beraber olduğum arkadaşım Gerhardi ve eşini ziyaret ettim ve dört gün misafirleri oldum.

Bu yazımda sizlere Hamburg’dan ve buradaki izlenimlerimden bahsetmeyi istiyorum.

*    *    *

Almanya’nın ikinci büyük şehri olan Hamburg, bir şehir eyaleti olup, (Berlin ve Bremen gibi, 16 eyaletten 3’ü şehir eyaleti) nüfusu 1.8 milyon yüzeyi 755 km2’dir. Bugün Elbe ve Alster nehirleri etrafında yer alan şehirin M.S. 700 yılında küçük bir köy olarak kurulduğu ve giderek bir liman şehri olarak geliştiği dikkat çekmektedir. Bugün Kuzey Denizi’nden 120 kilometre içerde olan ve Elbe nehri ile Kuzey Denizi’ne bağlanan Hamburg, Almanya’nın en önemli ticari merkezidir.

Alster ve Elbe nehirlerinin kıyılarında gelişen Hamburg şehir içerisinde yer alan bir çok kanal nedeniyle Venedik’e benzerlik göstermektedir.

Eski yapıların genellikle korunduğu bu şehirde dolaştığınız zaman şehrin zenginliğini manszaraların ihtişamında hissediyorsunuz. Ayrıca şehrin ortasında yeralan St Michalis kilisesinin kulesinden şehri seyerttiğinizde şehrin ne kadar düzenli geliştiğini ve ne kadar çok yeşil alana sahip olduğunu görebiliyorsunuz. Daha çok tarımın ağırlıklı olduğu Aşağı Saksonya Eyaleti’nin Başşehri olan ve 11 yıl kaldığım Hannover’den çok daha zengin olduğu da dikkat çekiyor.

*     *     *

Yağmurlu bir günde arkadaşım ve eşi ile birlikte şehri gezdik, Elbe nehrinde gemi ile dolaştık ve akşamda operaya gittik. Kısa başlıklar halinde önemli gördüğüm hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.

* Çekoslavakya’dan çıkan Doğu Almanya’yı geçerek Batı Almanya’ya giren Elbe Nehri, bu iki ülkenin yeteri sayıda arıtma tesisi olmadığından oldukça kirli iken, 1990 yılında Doğu Bloku’nun çökmesi neticesinde iki Almanya’nın birleşmesi ve Birleşmiş Milletler’in de katkısıyla alınan önlemler sonucu temizlendiğinden yüzülebilir hale gelmiş.

* 1860-1910 yılları arasında Amerika’ya göç eden 5 milyon Avrupalı’nın kullandığı yapılar ve liman tesisleri müze haline dönüştürülmüş.

* Blomn&Voss tersanesi dışında olan tersaneler (2 adet) iflas ettiğinden kapanmış. Japonya ve Güney Kore Hükümetlerinin sağladığı destek (sübvansiyon) nedeniyle tersaneler ayakta duramamışlar.

* Limanın ve ticaretin hakim olduğu Hamburg’da çalışma hayatına katkıda bulunan yeğane sanayi tesisi Avrupa ortak yapımı olan Aibus uçaklarının bir kısmı burada yapılmakta ve son montaj için Fransa’nın Toulouse şehrine gönderilmektedir. Ayrıca Hamburg’daki bu tesislerde uçaklara servis hizmetleri de sunulmaktadır.

* Eroin kullanımının giderek artması ve kullananların demiryolu istasyonlarındaki insanları rahatsız etmeleri nedeniyle istasyonlarda devamlı olarak klasik batı müziği çalınmaktadır. Eroin kullananlar bu müzik türünden nefret ettiklerinden hiçbir önleme gerek kalmadan buraları terk etmektedirler.

* Şehrin Alfona semti ve kuzeyi 1866’ya kadar Danimarka’ya aitmiş. O dönemden kalan yapılar korunuyor ve kullanılıyor.

* Hannover Teknik Üniversitesi’nde okurken bitirme (diploma) ödülünü Hamburg’un Finkenwerder semtinin denizden gelen dalgalardan korunması için gerekli olan bendin boyutlandırılması ve şekillendirilmesi üzerine yapmıştım. Gemiyle gezimiz esnasında bu semti bir defa daha görmek imkanını buldum.

* Hambur Operası Dünyanın en tanınmışlarından olduğu ve başarıları ile tanındığı için arkadaşım ve eşi tarafından davet edildiğim operada Guisseppe Verdi tarafından Viktor Hügo’nun eserinin bestelenmesi ile opera dünyasına kazandırılan “Rigoletto”yu izledim ve dinledim. Sanatçıların büyük bir çoğunluğunu uluslararası opera kuruluşuna üye olarak kabul edilmiş olanlar oluşturuyordu. Bunlar arasında “Gilda” rolünü üstlenen misafir sanatçı Hellen Kugun ve GrafvonÇeppua rolünü üstlenen misafir sanatçı Tamnra Gura ve Rigoletto rolünü üstlenen Franz Grundhebar çok başarılıydılar. Türkiye’ye döndüğümde Rigoletto hakkında yazmaya çalışacağım.

Hamburg-Almanya